Kısırlık ve Tüp Bebek

Hangi Tüp Bebek Merkezi İyi?


Çocuk sahibi olabilmek için her türlü imkânını bir çırpıda seferber etmeye hazır olan çiftlere dürüstçe yaklaşım, gerek insaniyet gerekse de hekimlik etiği açısından şart. Peki, ama ülkemizde hizmeti veren merkezlerin hepsi bunu gerçekten biliyor mu? Son yıllarda sayısı hızla artan Tüp Bebek Merkezlerinin zaman zaman duyurdukları yeni uygulamalar, çocuk sahibi olmak için her şeyini vermeye hazır çiftler için yeni umutlar doğuruyor. Bizler çiftlerin maddi ve manevi anlamda sömürüsüne son derece açık olan bu çok hassas konunun ve bu uygulamaların gereklilik derecesini, istismara ne ölçüde açık olduğu aşikar.

Sayısı hızla artan tüp bebek merkezleri

Önemli bir sıkıntı günümüzde mantar gibi çok fazla miktarda tüp bebek merkezi açılmasıdır. Bu o kadar fazla ki, şu anda bu merkezlerin sayısı 23 – 24’ü buldu. Niçin oldu dersek herkes bunu bir para kazanma imkanı olarak görüyor.

Ülkemizde tahmini olarak bugün 1.5 milyon çift var. Tüp bebek istekleri bunun yüzde 10 – 15 gibi bir oranını kapsıyor. Ancak tüp bebeğin en önemli problemlerinden birisi pahalı olması. Herkes 3000 – 5000 dolar arasında değişen bir parayı ödeme şansına sahip değil. Bundan dolayı da bu parayı tüp bebek merkezleri kendilerine döndürebilecek şekilde çalışıyorlar. Böyle olunca da ülkemizde şöyle bir durum ortaya çıkıyor: Kısırlık tedavilerinin tek çözümü tüp bebek gibi algılanıyor. Oysa tüp bebek maksimum yüzde 30 – 40 civarında gebelik oranı sağlıyor. Tabii böyle olunca da 23 merkez rantiye savaşından ötürü giderek başarı oranı rakamlarını artırma yoluna gidiyorlar. Birisi yüzde 26 derken, diğeri yüzde 32’ye çıkıyor. Hatta yüzde 60 – 70’lere varan rakamlar geçmeye başladı. Bu bir vicdan meselesidir.

Tüp bebek tedavisinde yeni uygulamalar

Tüp Bebek merkezlerinin duyurdukları yeni teknolojilere ilişkin görüşleri ise şöyle: “Görülüyor ki insanlar “dedim oldu” yoluna gidiyorlar. Bu merkezlerin ancak yüzde 30’u yeteri derecede hasta bulabiliyor. Diğerleri ayda 20 hastanın altında çalışıyor. Bu demek ki açılan tüp bebek merkezlerinde sanıldığının aksine o kadar büyük bir hasta potansiyeli de yok. Bu potansiyeli bir yere toplamak için de maalesef bazı merkezler özellikle görsel ve yazılı medyayı kullanarak, bazen gereğinden fazla abartarak, yani bir nevi kandırma yoluna giderek hastaların ümitlerini kullanıyorlar. Ben lazer kullanıyorum, ardışık transfer yaptım gebeliği artırdım diyerek, bir kitaptan okudukları teknikleri hastaların kafalarına işliyorlar.

Örneğin: Lazer tekniği belki ileri yaşta olan, üç dört kere transfere rağmen gebe kalamamış veya laboratuvarlarda zonası kalınlaşmış çok özel bir gruba etkili olabilir. Ancak muhtemelen bilimsel olarak ispatlanmamış bu alternatifi yaparsak, belki iyi olabilir diye düşünülüyor. Ve bunlar sanki bu grubun hepsine uygunmuş gibi lanse ediliyor. Ya da ardışık transfer deniliyor. Ardışık transferde yumurta döllendirilir ve embriyo olduktan sonra bunun gelişme safhalarına bakılarak ikinci günde canlı hücreler oluşur. Bu beş ve altıncı güne kadar takip edilir. Ama bu hücrelerin bir kısmı bu altı gün içinde gelişme geriliği gösterirken, bir kısmı da gelişir.

Bu gelişmesi iyi görünenler muhtemelen gebelik gösterebileceklerdir.

Neticede önce ikinci gündekiler deneniyor ondan sonra altı gün beklenip iyi gidenler tekrar konuyor. İki kere transfer oluyor yani. Bu şu anda bilimsel çözüm aramak için yapılan bir teknolojiyken bir tüp bebek merkezi çıkıp ‘ben ardışık transfer yapıyorum’ diyor. Ancak şu anda dünyada gebeliğin artışı bununla gösterilmiş değil.

Özetle lazer, ardışık transfer veya coculture denilen spermle yumurtayı birleştirirken kullanılan sıvıların içine anneye ait bazı organik sıvıların karışmasını sağlamak için yapılan teknikler ile güldürücü sonuçlar çıkabiliyor. Öyle ki dünyanın en iyi merkezlerinden daha iyi sonuçlar Türkiye’de alınıyor deniyor. Yani artık Türkiye’de insanlar ayakları yere basmıyor ve atıyorlar. Böyle olunca da neticede çok fazla merkezde, çok fazla kişi tarafından kalite kontrolü yapılmadan belli bir kontrol düzeyi ve belli bir seviye tutturulmadan yapılan teknolojik işlemlerle hastaların doktora ve tekniklere karşı güveni kayboldu.

Tüp bebek tedavisi görenlerin sonuçların değerlendirilmesi

Bir tüp bebek merkezi açılıyorsa kadını yaşıyla, kişiliğiyle daha önce gördüğü tedavilerle, yumurtalık performansıyla değerlendirmek gerekir. Zaten sadece gebelik oluşturmak da önemli değil. Çünkü hastanın istediği eve bebek götürmektir. Türkiye’de bir kavram kargaşası var. Niye kısırlık merkezi değil de tüp bebek merkezi açıyorlar? Oysa çocuğu olmakta zorlanan kişilerin yaklaşık olarak yüzde 60 kadarı iyi tanısal metotlarla, öncül tedavilerle veya inseminasyon gibi tekniklerle tedavide cevap bulabilirler. Üstelik bu şekilde çok da pahalı olmaz.

Aslında dünyada hangi hastalara hangi ameliyat veya hangi tekniklerin uygulanması gerektiği bilimsel olarak tariflenmiştir. Örneğin sperm belli seviyenin altına düştüğü zaman inseminasyonu tek bir kez yapılırsa, gebelik sayısı yüzde 7 – 8, iki üç kere yaparsan yüzde 10 – 11 üzerine çıkmaz. Ancak belli bir gruba beş altı kere yapıldığında yüzde 30’a kadar gebelik şansı elde edilebilir. Fakat laboratuvarda bu işi yapan teknisyenin doktorun yapan kişinin ve sperm yıkama öncesi ve sonrasındaki sperm konsantrasyonlarının, spermin kendine özel yapısal farklılıklarının başarı üzerinde etkisi vardır. Ama ne yazık ki bu düşünülmüyor.

Tüp bebek merkezleri nasıl denetleniyor?

Merkezlerin denetlenmesi için çalışan Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Aile Planlaması Genel Müdürlüğü’nün özellikle de son iki yıl içinde başarılı çalışmalar yapan bir bilimsel takip komitesi var. Bu komitenin hala istenilen düzeye gelmediğini belirtiyor: “Çünkü bazı şeyler doktorların ve merkezlerin kendi otokontrollerine ve kişiliklerine kalıyor. Laboratuvarları denetlemek mümkün, ama her hastaya ne yapıldığını denetlemek mümkün değil. Elbette ki tıbbın önemli bir nosyonu ve vizyonu vardır. Hipokrat yeminimiz vardır. Ameliyatlarda da aynıdır.

Doktor en iyisini yapmak ve saygılı olmak durumundadır. Bu da ülkemizde kanunlarla koruma altına alınmıştır. Ama maalesef organizasyon iyi yapılmamış, iyi şekilde eğitilmemiş, iyi şekilde yan yana gelmemiş sadece rant ve para için çalışan merkezleri halk yavaş yavaş anlıyor. O merkezlerden ziyade daha iyi organize olmuşlara gidiyor. Bazen de gidemiyor. Çünkü bazıları medyayı çok iyi kullandıkları için, iyi olmamalarına rağmen bir şov metodu ile kendilerine hasta çekiyorlar.

Şu anda bir tüp bebek yönetmeliği vardır. Denetleme işlemleri senede bir bütün merkezlere gidip yapılmaktadır. Tüp bebek bilimsel denetleme kurulu son altı ay içinde Türkiye’de açılmış bütün tüp bebek merkezlerinin yüzde 70’ini denetledi. Yüzde 30’unu da önümüzdeki iki üç ay içinde denetleyecek. Merkezlere tek tek gidiliyor ve iyi olmayanlara kapatma veya uyarı cezası veriliyor.

Tüp Bebek Bilimsel Kurulu’nun Denetleme Komisyonları ve Eğitim Komisyonları merkezlerin yönetmeliğe uygun şekilde çalışıp çalışmadıklarını kontrol etmektir. Denetleme Kurulu aynı zamanda medyada çıkan yazıları da değerlendirerek çok ekstrem olanları yazıyla uyarıyor ve daha dikkatli olmaya davet ediyor. Eğitim Komitesi de Türkiye’de bu alanda yetişen kişilerin daha kaliteli eğitim almasını sağlamak için çalışmalar yapıyor.

Tüp bebek yaptıranların dikkatine

Çocuk sahibi olmak isteyen ancak bunun için tedavi olması gereken çiftlere önemli uyarılar:

“Çiftler kısırlık sorunları varsa, her şeyden önce tedavi olanaklarını araştırmalıdırlar. Tüp bebek yapıyorum, diyen merkeze gitmesinler. Kısırlık tedavileri ile her şeyi uygulayan merkezi tercih etsinler.

Merkez seçiminden önce  dikkat etmeniz gerekenler

Doktorlar kendilerine nasıl davranıyor? Kendilerine söyledikleri inandırıcı mı? Haklarını arasınlar ve her türlü soruyu sorup tatmin olduktan sonra kararlarını versinler. Yüzde 100 gebelik şansının dünyanın en iyi yerlerinde bile olmadığını ama devamlı ilerleme halinde olunduğunu bilsinler. Yeniliklere açık, iyi organize olmuş takım oyunu oynayan merkezlere gitsinler.

Özetle merkezler ve çalışanlar güvenilir olmak mecburiyetindeler. Dikkat etmek gerekir! Hakikaten beyinlerde canlandırıldığı gibi veya medyadan ulaştırıldığı gibi organize olmuş mu, temiz mi, programlı mı, yapılan şeyleri sorgulamak mümkün mü, bilgi alınabiliyor mu ve en önemlisi bunlar tatmin ediyor mu? Ondan sonra da bu yerin iyi olup olmadığına karar versinler. Bu sadece tüp bebekte değil bütün tıp hizmetinde böyledir.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu