Anasayfa Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Vajinismus Nedir? Cinsel Yaşama Etkisi ve Tedavisi

Vajinismus Nedir? Cinsel Yaşama Etkisi ve Tedavisi

annemce
Vajinismus Nedir? Cinsel Yaşama Etkisi ve Tedavisi

Vajinismus ilişki esnasında ön sevişme safhasında hiç bir sorun olmamasına rağmen, cinsel birleşme sırasında vajen etrafındaki kasların istemsiz kasılarak cinsel birleşmenin çok ağrılı olması yada hiç olmamasıdır.

Yıllardır evli olduğu halde vajinismus nedeniyle cinsel ilişkiye giremeyen ve bu durumu kendi haline bırakarak, gizleyen çiftler vardır. Oysa aşamalı bir tedaviyle, birlikteliğin bu çok özel anım tam anlamıyla yaşamak mümkün. Çiftlerin hayatında cinsellik ayrı bir önem taşır: Kapalı kapılar ardında yaşanan bu birliktelik çok özeldir. Kadın ve erkek bu özel anlarda birbirlerine ait olmanın doyumsuz mutluluğunu en yalın ifadesiyle yaşarlar. Bu sırada karşılaşılan sorunlar ise genellikle sadece bu iki kişi arasında kalır.

Oysa söz konusu olan vajinismus gibi, cinselliğin yaşanmasını engelleyen bir sorunda da, bu durumun kendiliğinden düzelmesini beklemek çoğu kez faydasızdır, bir uzmanın yardımına başvurmak gerekir. Vajinismusu görmezden gelerek, bu şekilde yaşamaya çalışmak ise, gün geçtikçe daha büyük sıkıntılara neden olabilir. Çift birbirine dokunmaktan, birbirini öpmekten çekinir hale gelebilir.

Çünkü sonuç hep hüsrandır; cinsel birleşme bir türlü gerçekleştirilemez. Bu sorun zamanla birlikteliğin diğer alanlarına da rahatsız edici bir biçimde yansıyabilir, hatta ilişkiyi bitirebilir. Peki, yapılması gereken nedir? Bu çok özel sorun nasıl bir çözüme kavuşturulabilir? Hiçbir çift yaşadığı bu sorunun başkaları tarafından duyulmasını istemez. Dolayısıyla bu endişe onları uzman yardımına başvurmaktan da alıkoyar. Ancak doğru olan bu değildir. Kendi haline bırakıldığında tedavisi daha da güçleşen vajinismus uzman yardımı ve aşamalı tedavisiyle kolayca çözülebilen bir sorundur.

Vajinismusun ülkemizde görülme sıklığı

Vajinismus; vajinal adalelerin dış 1/3’ünün ilişki sırasında istemsiz olarak kasılmasıdır. Daha çok 20 – 35 yaşları arasındaki kadınlarda görülür. Ülkemizde vajinismus görülme sıklığının, bu konuda direkt bir araştırma olmamakla birlikte, diğer ülkelere oranla çok daha fazla olduğunu söylenebilir. Uzmanlar durumu şöyle aktarıyor: “Yurtdışından gelen uzmanlarla görüştüğümüzde onların bahsettiği vajinismusun bizim ülkemizde görüldüğü şekilde olmadığını anlıyoruz. Onlar vajinismusu; ‘bir infeksiyona bağlı, bir travma sonucu veya bir tecavüz sonucu kadında gelişen kasılma olayları’ olarak algılıyorlar. Bu uzmanlar bizim ülkemizdeki vajinusmusu duyduklarında ise şaşırıyorlar. Çünkü onların pek karşılaşmadığı bu durum bizde oldukça yaygın.”

Vajinismus da psikolojik faktörler etkili

Vajinismusun birçok görülme nedeni vardır: Ailenin cinselliği konuşmayan, baskıcı tutumu, çocuksu bir kişilik yapısıyla kadının kendini bir türlü “kadın” olarak görememesi, daha önce yaşanan kötü cinsel deneyimler gibi. Uzmanlar bu nedenlere Türk kadınının fazla mükemmeliyetçi olmasını da ekliyor: “Toplumumuzda kadınlar fazla mükemmeliyetçi, kendilerini adeta ‘hata yapmama’ ya programlıyorlar. Bazı kadınlar ise evlenseler bile cinsel ilişkiye girmeyerek kendilerini hata yapmaktan uzak tutmaya çalışıyorlar. Çünkü bizim toplumumuzda cinsellik evlenmeden önce yaşanmıyor.” Vajinismus, kadının kendini bedeniyle savunma biçimi olarak da tanımlanabilir.

Çünkü bu sorunu yaşayan birçok kadın: “Çok istiyorum, ancak birdenbire oluyor, ne olduğunu anlamıyorum” der. İşte bu anlaşılamayan durum; kadının irade dışı kasılmalarla adeta bedenini korumaya çalışmasıdır.

Vajinismus tedavisi

Uzmanlar vajinismusu bölümlere ayırarak tedavi ettiklerini, tedavi içinse öncelikle bu durumun nedenini bulmaya çalıştıklarını söylüyor. Bu çalışma sırasında kadının geçmiş yaşantısı ayrıntılarıyla dinlenir. Psikolojik testler ve değerlendirme yapılır. Bütün bu bilgiler toparlandıktan sonra, bir çerçeve çizilir ve tedavi aşamaları belirlenir. Uzmanlar toplumumuzda vajinismus tedavisindeki bazı uygulamaların yanlış olduğunu vurguluyor: “Örneğin; kadın doğum uzmanları kızlık zarını bir operasyonla alabiliyorlar. Ancak bu sorunun çözülmesi için yeterli değil. Hatta çözmediği gibi sorunu arttırabiliyor da.

Vajinismus görülen kadınlar zaten çoğunlukla bacaklarını açamayan, jinekolojik muayeneye izin veremeyen hastalar. Yine yanlış bir uygulama şekli; hasta enjektörler verilerek uyutuluyor, cinsel ilişkiye giriliyor. Ancak hasta psikolojik olarak tedavi edilmediği için, sonuç yine başarılı olmuyor.” Tedavide psikoterapinin yansıra, eğer kadın çok gerginse rahatlatıcı ilaçlar da verilir. Fakat asıl önemli olan kişinin ilaçsız gevşemesi. Uzmanlar bu sorunu, düşünülenin tam aksine Anadolu’dan gelen kadının değil, üniversite eğitimini almış, şehirli kadının yaşadığını söylüyor.

Jinekolojik nedenler de var Pek sık görülmese de, tamamen kapalı kızlık zarı, anatomik gelişimini tamamlayamamış kapalı bir vajen gibi jinekolojik birtakım nedenler de vajinismusa neden olabilirler. Uzmanlar vajinismusun jinekolojik muayeneyi de imkansız kılabildiğini söyleyerek, jinekolojik nedene bağlı vajinismusta bir kadın doğum uzmanına başvurmanın gerektiğini de vurguluyor. Yurtdışındaki çalışmalarda, tedaviye çok iyi cevap veren bu hastalığın bir kere yenilmesiyle tekrar oluşmadığı görülmüş. Çünkü önemli olan kadının çatışmalarını yenmesi. Kadın bunu başardığında rahatladığı için sorun tamamen ortadan kalkabilir.

Erkek de vajinismustan olumsuz yönde etkilenebilir

Vajinismus kadınlarda birleşmeyi kesinlikle çok etkileyen bir unsur. Oluşum mekanizmasının tamamen psikolojik kaynaklı olabilir. Burada erkekleri ilgilendiren şey ise; ilk gece evliliği. İlk gece korkusu diye bir şey var. Erkek ve kadın, her ikisi de heyecanlıdır. Anadolu’da özellikle erkek ve kadının bir araya gelmesi, kadının kız olduğunu ifade eden kanlı bir bezle ispat edilir.

Böyle bir ortam zaten heyecanlı olan çifti daha da heyecanlandırabilir, gerginleştirebilir. Ve eğer kadında önceden meydana gelen, şuuraltı bir takım olaylar varsa, o zaman tepki şeklinde ortaya çıkarlar. Ama ilk gece başlayan ve ileriki cinsel yaşam da devam eden, erkeği cinsel ilişkiye gireceği anda engelleyen bu faktör erkeğe de büyük ölçüde yansır. Çünkü erkek ilk deneyiminde kadının da karşı koymasıyla, gerilmesi ve tepki vermesiyle, ereksiyonda iken ereksiyonunu kaybediyor. Bu durum devam ettiğinde erkek de ilişkiye girememe, başarılı olamama çizgisine gelmiş oluyor.

Araştırdığımız zaman bunun temelinde kadının çok istemesine, eşini çok sevmesine rağmen ilişkiye giremediğini görüyoruz. Kadın kasılmayla erkeğine ait bir yabancı cismi kendi bünyesinde kabul edemediğini gösteriyor. 5 – 10 yıl ilişki kuramama durumu erkeğin de kendisinden şüphe duymasına neden olabiliyor. Bu nedenle her iki tarafın da cinselliğe katkıda bulunacak pek bir halleri kalmıyor.

Organik bir yapı bozukluğu yoksa, o zaman eş de psikolojik olarak inceleniyor. Daha sonra tedaviye geçiliyor. Ancak bilgi eksikliğinden de cinsel ilişkiye girilemiyor olabilir. Biz bunu birbirinden ayırıyoruz. Bunun için özel testler var. Bu incelemeler sonucunda taraflara bir aile hekimliği tarzında yardımcı olarak, sorunlarından kurtulmalarını sağlıyoruz.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak