Anasayfa Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Genital Organ ve Bölgede Kist ve Miyomlar

Genital Organ ve Bölgede Kist ve Miyomlar

annemce
Genital Organ Kist ve Miyomları

Kadınlarda en sık rastlanan tümörler miyomlardır. Kistler arasında en sık görülen de over (yumurtalık) kistleridir. Her iki çeşidin de tümöral olanları ve tümöral olmayanları vardır. Genel olarak bakıldığında, ikisi de iyi huyludur. Bu nedenle çoğu zaman gözden kaçmaları mümkündür. Bir pelvis muayene sırasında, abdominal muayene sırasında veya başka bir nedenle yapılan ultrasonik incelemede ya da belirti vermeye başladığı zaman ancak ortaya çıkarlar. Bunların ne gibi kalıcı hasarlar yapmış olduğu ancak ortaya çıktığı zaman fark edebilir.

Öncelikle söyleyebileceğimiz; bütün modern dünyada olduğu gibi, kadınlarımız doğurganlık döneminde (yani ilk adetle son adet arasındaki dönem) mutlak suretle yılda bir kez jinekolojik muayene ve mutlaka bir kez de pelvis ultrasonografisi yaptırmaları gerekir. Bütün bunlar miyom denilen ve en sık görülen iyi huylu tümörü ekarte etmemize yarar. Ayrıca fizyolojik ve iyi huylu bile olsa, kistlerin ortaya çıkmasına yarar.

Çünkü genel olarak over tümörleri olguların yüzde 75’inde ancak ileri evreye geldikleri zaman; eğer malin (yani habis) ise, yine ileri evrelere geldikleri zaman fark edilir. Çünkü bir rahim tümöründe olay aşırı kanamalarla, cinsel temas sonrası kanlı akıntılar gibi değişik şekillerle kendini gösterebilir. Ama over kisti ya da tümörü semptom (belirti) vermeden senelerce devam edebilir. Semptom vermesi de genellikle ileri aşamada bir problem olduğu anlamına gelir.

Miyomun oluşum sebepleri kesin olarak bilinmez

Miyom, uterus denilen rahimi oluşturan adele dokusunun iyi huylu tümörüdür. Bu tümör bulunduğu tabakaya göre üç şekilde olabilir. Ya periton boşluğuna doğru çıkar (subseroz), ya rahimi oluşturan adelenin kendi içerisinde oluşur (intramural) ya da rahimin adet gören, gebelik oluşumunun yerleştiği – saklandığı – geliştiği endometriyum kavitesi denilen boşluğa doğru büyür (submukoz).

Bunların lokalizasyonu çeşitli nedenlerden, örneğin, gebeliğe engel olup olmaması, kanamaya meyil, düşüğe neden olması, ya da dejenere olup komplikasyon yapması yönünden önemlidir. Bu iyi huylu tümörlerin oluşum sebepleri kesin olarak bilinmez. Fakat östrojen reseptörlerindeki bir patoloji nedeniyle olabildiği düşüncesi vardır.

Aslında miyom potansiyeli doğuştan vardır. Sonradan bazı kişilerde bilinmeyen nedenlerden bu mekanizmayı harekete geçirir ve miyomun büyümesini başlatır. Kesin kabul edilen bir nokta da, oluşumunda yüzde 100 etkili olup olmadığı bilinmemesiyle birlikte, östrojen denilen kadınlık hormonunun miyomun oluştuktan sonra büyümesinde kesinlikle etkili oluşudur. Bu nedenle bazı hallerde dışardan alınan hormonal preparatlara dikkat etmek gerekir.

Miyom yüzde 0.5 ve 1 arasında malin denilen kötü huylu tümöre dönüşebilir. Miyomun kadınlarda ne kadar sıklıkta görüldüğü tartışılır. En sık görülen kadın genital sistem, selim tümördür. Olguların yüzde 90’ı 35 – 55 yaş grubunda görülür. Miyomun gelişimi sessiz seyretmekteyse, yani herhangi bir ağrı, kanama, iltihaplanma, kısırlık nedeni olmazsa, saplı olan miyomlar (özellikle subseroz denilen batin boşluğuna bakanlar) kendi etrafında dönerek torsiyon nekroz ve buna bağlı ağrı ve akut batin tablosu yapmazsa; mesaneye ya da rektuma baskı yaparak dışkı ya da idrar çıkarma fonksiyonunu bozmazsa veya daha da büyüyüp idrar yollarına baskı yaparak böbreklerde bir problem meydana getirmezse, genellikle altı ay aralıklarla ultrason ve jinekolojik muayeneler beraber yapılarak izlemek, büyüyüp büyümeme trendi olduğunu görmek yeterlidir.

Miyomun ilaçla bilinen bir tedavisi yoktur. Tedavi yalnız gonadotropin releasing hormon agonistleriyle yapılır. Bunlar hipofiz üzerine baskı yapabilen hormonlardır. Bu hormonlar nazal sprey şeklinde, cilt altından ya da adele içine enjeksiyon şeklinde verilebilir. Bunlar 28 günde bir enjekte edilerek, birkaç aylık enjeksiyondan sonra miyom küçültülebilir. Bununla birlikte bası hisleri ortadan kaldırılabilir ve kanama azaltılabilir. Bu uygulama tedavi edici değildir. Uygulama bırakıldığı zaman miyom gelişmesini hızlanarak devam ettirir. Dolayısıyla bu uygulama ancak cerrahi müdahaleye karar verilmiş, teknik açıdan ameliyatı kolaylaştırmak ve kanamayı minimuma indirmek istenilen hallerde yapılır.

Büyümüş miyomların tedavisi için ameliyat

Ayrıca aşırı kanaması olan, civar organlara bası belirtisi yapan, dejenerasyon kriterleri gösteren, kısırlık nedeni oluşturan ve üç aylik gebelik kadar büyümüş olan miyom hadiselerinde tedavi amacıyla operasyon yapılir. Operasyon cerrahın yetişmesine ve miyomun bulunduğu bölgeye göre, laparoskop denilen yöntemle veya açık ameliyatla miyomun cerrahi yöntemle alınması şeklinde uygulanabilir. Eğer miyom, rahimi ileri derecede bozacak şekilde (görünümü, boyutu, fonksiyonu) büyük ise ya da çok sayıda miyom bir aradaysa, rahim alınabilir ve sorun temelden çözülür. Ancak 40 yaşından küçük, daha çocuk sahibi olmak isteyen, adet görmek isteyen ya da ilk kez gebe kalacak anne adaylarında, şayet mümkünse miyomları temizlemek gerekir.

Bu tür ameliyatlardan önce mutlaka, olaya eşlik eden habaset malinite var mı diye ayırt edebilmek için, diletasyon kürtajla rahimden parça alınmalıdır. Bu incelemeden sonrası endometriyumu (rahim içini döşeyen doku) ilgilendiren bir problem yok ve sadece olay miyom ise, miyomun kendisi ya da rahimi alındıktan sonra mutlaka patalojiye göndermek gerekir. Miyom olduğuna inanılsa bile, yine de tetkiğe göndermenin amacı, olayın kesin olarak iyi ya da kötü huylu olup olmadığını ayırmaktır. Eğer kötü huylu ise, radikal cerrahi ve radyoterapi, kemoterapi uygulanabilir.

Over kistleri en sık görülen kist çeşidi

En sık rastlanan kistler yumurtalık kistleri ve yumurtalıkların civarında paraovalyen denilen yumurtalık çevresi kistleridir. Bunların hemen tümü iyi huyludur. Çok büyük boyutlara vardıkları nadir olarak görülür. Basit bir cerrahi girişim ya da laparoskopik girişimle alınır ya da boşaltılır. Bunun haricinde gerek vajende, gerek servikste bir takim inklizyon denilen, sönmesi gerekirken sönmeyen ve keseleşerek bir kist haline dönen kalıntı kistleri vardır. Ya da oradaki bezlerin açıldıkları kanalların tıkanması sonucu kist haline dönüşen oluşumlar vardır. Bunlar çok daha az sayıdadır.

Eğer kist vajendeyse, orada da vaginel kistler üriner sistem, yani idrar yolları anomalileriyle birlikte olabileceği için, mutlaka mesaneye ve çevresindeki üriner sistemle bir ilişkisi var mı diye, idrar yolları filmi çekilmelidir. İlişkisi olmadığı anlaşıldıktan sonra da, yine cerrahi yöntemle alınıp çıkartılmalıdır. Overlere ait kistler iki kategoride incelenir. İlk olarak neoplazik olanlar, yani tümöral olanlar, diğeri ise tümöral olmayanlardır. Tümöral olmayanlar genellikle fizyolojik ya da inklizyon kistleridir. Bunlar polikül kistleri, lütein kistleri gibi hormonal aktiviteye bağlı olarak dönem dönem gelişme gösterir, dönem dönem de kendiliğinden ya da karşı hormon vermek suretiyle tedavi edilebilen ve hiçbir kötü huyluluk göstermeyen kistlerdir.

Tümöral olanlar daha ziyade geldikleri doku katmanına göre kadın yollarının çeşitli tabakalarında gelişir. En sık görülen epitel olanlardır. Bunlar arasında; maliniteye dönüşebilme riski olanlar, başından itibaren malin olanlar ya da geçiş döneminde malinite olanları vardır. Dolayısıyla, yumurtalık kistlerin fizyolojik olup olmadığını kesin araştırdıktan sonra tedavisine geçilen ya da izleme yöntemi tercih edilen oluşumlardır.

Fizyolojik kistlerde yapılan aylık incelemelerle küçülüp küçülmediğine bakılır. Bu durumda, ya hormon ya da doğum kontrol hapı vererek birkaç aylık bir süre içerisinde kist baskılanabilir. Bunun haricinde yine hipotalamusu baskılayıcı gonadotropin releasing hormon analopları verilerek enjeksiyonlar halinde veya sprey halinde baskılanabilirler. Çok fazla büyümüş ve bası belirtileri yapan, ağrı yapan, ya da kendi etrafında dönerek nekroz olarak akut batumu düşündürecek oluşumlara veya endikasyonlara sebep olan varsa; cerrahi girişimlerle, yani laparoskopla ya da açık ameliyatla (laparatomi) tedavi edilmesi gerekir.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak