Hamilelik

Hamilelikte Yaşanan Korku ve Endişeler

Düşük yapmaktan ya da doğacak bebeğinizi yeteri kadar sevememekten mi korkuyorsunuz? Merak etmeyin, hamilelik döneminde pek çok kadının paylaştığı doğal, doğal olduğu kadar da yersiz endişeler bunlar. Hamileliğin mükemmel bir süreç olduğunu unutmayın. Ve yersiz korkuların bu harika günleri mahvetmesine izin vermeyin.

Eğer altta yatan bir hastalığın ya da sorunun habercisi değilse, bu tip korkular tamamen sizin yetişme tarzınızdan; çocuklukta, ergenlik döneminde ya da genç bir kadın olduğunuzda yaşadığınız deneyimlerden kaynaklanıyor olabilir. Uzmanlar, altını çizerek belirtiyor: “Anne adayı olan her genç kadının bu tip korkular yaşaması doğaldır. Ve onlar açısından kesinlikle bir anlamı olan bu korkuların, kapris ya da ilgi beklentisi olarak algılanmaması gerekir. Bu yüzden anne adaylarına, hissettiklerini kendilerini takip eden kadın doğum uzmanıyla ya da bir psikologla paylaşmalarını öneriyorum.”

Bu tip korkular duyduğunuzda kendi kendinize bunalmayın ve duygularınızı çekinmeden birileriyle paylaşın. Bu paylaşım sizi rahatlatacak, hatta belki daha sonra onları düşündüğünüzde gülmenizi bile sağlayacaktır.

İlk 3 ay

Bebek bekleyen kadınların, değişik endişe ve korkuları en yoğun olarak yaşadıkları dönem, bu üç aydır. İlk ayda, henüz hamileliğin tam olarak farkına varılmamış olabilir. Ancak daha sonra, bebeğin varlığı günden güne belirginleşmeye başladıkça endişeler de yoğun olarak kendini hissettirir. Hamile olduğunuza inanamazsınız

Bu tip korkuların kadınları en çok rahatsız ettiği dönem, ilk ayla üçüncü ay arasıdır. Bu dönemde henüz annelik duygusuna alışamamış ve yaşamdaki yeni rolünüzü benimsememiş olabilirsiniz.

Düşük yapmaktan korkuyorum

Bugün 4 aylık bir kız annesi olan Yasemin, yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Hamile olduğumu öğrendiğim andan beri hayatımda her şey değişmişti. Çok sevdiğim halde spor yapamıyor, en ufak bir şeyi bile kaldırırken korkuyordum. Neredeyse eşimle sevişemez hale gelmiştim. Bebeğime bir şey olabileceği ya da düşük yapabileceğim korkusundan bir türlü kurtulamıyordum. Kendi kendimi bir şey olmayacağı konusunda ikna etmeye çalışsam da bunu bir türlü başaramıyordum.”

Hekimler ne diyor?

Gebe kalmalarından itibaren yaşadıkları fiziksel ve psikolojik değişimler bazen kadınlara çok aşırı duygusal tepkiler ve korkular yükleyebiliyor. Yukarıda anlatılan örnekte de görüldüğü gibi, daha hamileliğin en başında sürekli bir düşük yapma endişesi söz konusu olabiliyor. Oysa kadının herhangi bir özel durumu ya da gebeliği takip eden doktorun bu yönde bir uyarısı yoksa, düşük açısından korkulacak bir durum yoktur.

Dolayısıyla gebe kadının günlük faaliyetlerinden (çok da aşırıya kaçmamak şartıyla) ya da cinsellikten kaçınması için gereksizdir. Yalnız bu dönemde söz konusu olan ikinci bir sorun daha vardır. Bebek beklediğini öğrenen bir kadın, bir süre için ikilemde kalabilir. Bağımsız bir genç kadın olmakla, anne olmak ve bir bebeğin sorumluluğunu taşımak arasında bocalayabilir. Ve bu ikilem, o çocuğu istediğine henüz tam olarak karar veremeyen kadının daha endişeli davranmasına yol açabilir.

Ya çocuğum anormal olursa?

Bugün 2 aylık çok şirin bir bebek sahibi olan Bahar, hamilelik döneminde yaşadığı kabus konusunda bakın neler anlatıyor: ‘Hamileliğimin 2. ayında, bir gece uykumdan sıçrayarak uyandım. Rüyamda, (yoksa kabus mu demeliyim?), bacakları olmayan ve kolları gereğinden fazla uzun, anormal bir çocuk doğurduğumu görmüştüm. Ter içinde ve ağlayarak uyandığımda bu kabusun bana belki de bir işaret olduğunu düşündüm. Ve daha da çok korktum. Uzun süre bunu düşünmemeye ve kendi kendimi ikna etmeye çalıştım, ama doğuma ve bebeğimi elime aldığım ana kadar bunu tam olarak başardığımı söyleyemem.

Hekimler ne diyor?

Bu, gebe kadınların pek çoğunun hissettiği oldukça genel bir endişe. Özellikle bazı kadınlarda, anormal bir çocuk doğurma korkusu, gerçek rakamlarla kıyaslanamayacak kadar yoğun, şiddetli ve onların ruh sağlığına zarar verici boyutta olabiliyor. Hatta bunu bir takıntı haline getiren, dolayısıyla bu yüzden tedavi olması gereken kadınlar dahi olabiliyor.

Hamilelik, kadınların yaşamında her anlamda önemli, özellikle kadının toplum içindeki imajını ve kendisine olan güvenini sınadığı bir dönem. Kadın kendine güveniyorsa, anormal bir çocuk dünyaya getirme endişesini çok fazla hissetmiyor. Ama bu konuda hamilelik öncesinde de problemli olan bir kadın, ‘ya güzel ve sağlıklı bir çocuk doğurmayı başaramazsam’ endişesi taşıyor. Burada kadın için ilk planda önemli olan da “başarmak’ kavramı oluyor.

Genellikle ilk ultrasonda bu endişeler azalır. Gebeliği takip eden doktorun her şeyin yolunda olduğunu, herhangi bir anomali olmadığını söylemesi de bunda etkilidir. Özellikle hamileliğin 20. haftası civarında yapılan ayrıntılı ultrasonografi ve 3’lü tarama testiyle bebekte bir anomali olup olmadığını neredeyse tam olarak anlamak mümkündür. Bu yüzden bu tip korkular duyan anne adaylarına tavsiyem, sakin olmaları ve hem kendilerine hem de doktorlarına güvenmeleridir.

Karnımda bir bebeğin yaşayabileceğine inanamıyorum.

Şu anda son derece formda bir görünüme sahip olan Özlem’in anlattıklarına inanmak gerçekten güç. Çünkü o daha 1,5 ay önce, 4 kilo 100 gram ağırlığında bir bebek doğurmuş, genç bir anne. Bize gülerek, o dönemde duyduğu ve şu anda son derece anlamsız bulduğu endişelerini anlatıyor.

“Doktorumun bana bir bebeğimin olacağını söylediği andan itibaren, karnımın içinde nasıl olup da bir canlının gelişebildiğini düşünüp duruyordum. Ve bir türlü karnımın gerçekten bir bebeğin gelişip büyümesine yetecek kadar büyüyebileceğine inanamıyordum. O anda dümdüz görünen karnıma bakıp, bu mümkün değil, derimin bu kadar elastik olmasına imkan yok, karnım çatlayacak’ gibi tuhaf düşüncelere kapılıyordum. Şimdi çok komik olduğunu kabul ediyorum ama inanın, o zaman bunların olabileceğine gerçekten inanıyordum.”

Hekimler ne diyor?

Hamileliğin ilk dönemlerinde, bazı anne adayları, daha kilo almaya başlamadan bu tür duygular yaşayabilirler. Bu duygunun içinde hem merak, hem de kilo alma ve doğumdan sonra eski formuna kavuşamama endişesi vardır. Kendi kendilerine sürekli “Acaba doğumdan sonra eskisi gibi formda olabilecek miyim, bebeğimi emzirirsem göğüslerim eski görünümüne döner mi?’ gibi sorular sormaya başlarlar.

Burada birbirine paralel iki duygu rol oynar. Öncelikle genç anne adayının kendi vücuduyla olan ilişkisine dikkat etmek gerekir. Hamileliğin ilk fiziksel değişimleri, bazen kötü, sıkıcı ve endişe verici olarak algılanabilir. Çünkü kadın bu ilk değişimlerin gelecekte olabilecek daha ağır değişiklerin işaretçisi olduğunu düşünür. Genellikle hamileliğin doğal akışına bağlı olarak gerçekten kilo almaya başladıklarında durum kendiliğinden düzelir. Daha önce sahip oldukları genç kız görünümünden ve artık annelerinin küçük kızları olmaktan vazgeçip, yeni statüleri olan anneliğe geçmeyi kabullenirler.

İyi bir anne olacak mıyım?

Bugün, kucağında iki yaşına giren kızı Aslı’yla gülümseyen Arzu, hamileyken en çok iyi bir anne olmayı başaramamaktan korktuğunu söylüyor:

“Hamileliğimin ilk aylarından beri gördüğüm bir rüya vardı. Doğumdan sonra hemşire bebeğimi kucağıma veriyor ve ben onu elimden kayıp düşürüyordum. Bu rüyayı görerek uyandığım günlerin benim için son derece depresif geçtiğini söyleyebilirim. O günlerde sürekli olarak kendime ‘Bakalım anne olmayı becerebilecek misin? Buna gerçekten hazır mısın?’ gibi sorular yöneltiyordum.’

Hekimler ne diyor?

Geleceğin annelerinin kafalarını en çok meşgul eden sorulardan biri de budur. Hamile olmaktan son derece mutlu olsalar da, bu yeni durumun yaşamlarında radikal değişiklikler yapabileceği endişesini taşırlar. Bu psikolojik şaşkınlık dönemi bazen nedensiz gözyaşları, uykusuzluk ya da kabuslarla kendini gösterebilir. Hamileliğin ilerleyen aylarında durum tamamen normale döner gibi olsa da, kadına psikolojik açıdan destek olunmazsa, sorun, bebek doğduktan sonra şiddetli bir ‘doğum sonrası depresyonu’ olarak geri dönebilir.

İkinci 3 ay En huzurlu dönem

Bu dönem daha çok bir sakinleşme dönemidir. Artık her şey daha kolaydır, kadın kendini psikolojik ve fiziksel açıdan gebeliğe alıştırmıştır. Ve bu dönemde ne ilk ayların, ne de henüz ortaya çıkmamış olan son 3 ayın korkularına yer yoktur…

Son 3 ay Geri dönmek mümkün değil

Son dönemde başlayan doğum alıştırmaları ya da doğum yöntemi seçimi sırasında kadınlar genelde çok huzursuz olurlar. Her tür doğum şekli için geçerli olabilen korkular vardır; kimi epidural (ağrısız) doğumdan çekindiğini söylerken, kimi ölümden, kimi sezaryenden korkmaktadır. Kısaca en zor dönemece girilmiştir artık.

Ölmekten korkuyorum

Hamileliğimin 5. ayından beri aklımdan çıkmayan bir korku vardı; doğum anında ölmekten korkuyordum ve bunu bir türlü yenemiyordum. Bundan kimseye söz etmem de mümkün değildi, hatta eşime bile, çünkü bir yandan da bu korkunun son derece gülünç olduğunu ve benimle dalga geçilebileceğini düşünüyordum.

Bebeğim doğduğu anda ilk düşündüğüm şey bu oldu; ben de bebeğim de kurtulmuştuk! Sanırım bu korkunun temelinde annemin benim doğumumda ölümden dönmüş olduğunu bilmek yatıyordu. Evet, benim doğduğum zamanla şimdiki tıbbi şartlar çok farklıydı, bunu biliyordum, ama yine de.’

Şu anda 7 aylık olan Emre’nin annesi Hülya yaşadıklarını açıkça paylaştı bizimle. Bakalım uzmanımız bu konuda ne diyor?

Hekimler ne diyor?

Bastırılamayan bu tip korkuların içinde acıdan korkma” duygusu vardır. Ancak daha da derinde yatan, ölüm korkusudur. Bu yüzden anne adaylarına epidural anestezi yöntemiyle doğum önerilse bile onlar korkularından kurtulamazlar. Oysa ağrısız doğum da denilen bu yöntemde, doğum son derece risksiz ve sorunsuzdur. Aynı zamanda hem anne adayının, hem de bebeğin sağlığı korunmuş olur.

Doğum sırasında ölmekten korkan kadınlar bu duygularını nadiren dile getirirler. Belki de onlar bile bu korkunun tam olarak farkında değildirler. Bize gelip hiç korkmadıklarını söylerler, ama sürekli olarak, eğer yakınlarında böyle bir ölüm de yaşanmışsa, bu duyguyu içlerinde taşırlar. Bu kadınlar için bebek sahibi olmaya karar vermek, ölüm korkusuyla aralarında geçen bir savaş gibidir.

Hamilelikte korkularınızı yenmek için birkaç küçük ipucu

Hamilelik sırasında bazı endişeler duymanız çok doğal. Çünkü şu anda olağanüstü bir dönemi yaşıyorsunuz. Artık kendi yaşamınızın dışında bir başka yaşamın ağırlığı da var üzerinizde; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan. Ancak bu endişeleri fazla büyütmemeyi ve kendinize zarar vermemeyi bir şekilde öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için kendinize uygun yöntemleri bulacağınızdan eminiz.

Kendinize özel zamanlar armağan edin. Arkadaşlarınızla buluşun. Onlar büyük olasılıkla sizi dinleyecek ve anlayacaklardır. Hatta belki sizin kendi korkularınıza gülmenizi bile sağlayabilirler. Bunu mutlaka deneyin!

Hamilelik kontrollerinizi ihmal etmeyin. Doktorunuzla ve hamileliğinizi izleyen tıbbi ekiple diyalog halinde olun. Doktorunuzla olan randevularınıza gitmeden önce sormak istediklerinizi mutlaka not edin. Aksi taktirde merak ettiğiniz noktaları öğrenemeden geri dönebilirsiniz. Bu da aklınızda yeni soru işaretleri oluşmasına yol açar.

Çevrenizden duyduğunuz her şeyden etkilenmeyin. Unutmayın ki her kadının durumu, vücut yapısı farklıdır ve bu yüzden hamilelik döneminde değişik önlemler alınması gerekebilir. Başkalarından duyduğunuz olumlu ya da olumsuz gelişmeleri kendi durumunuzla karşılaştırmayın.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu