Hamilelikte Risk Faktörleri ve Tehlikeler Nelerdir?

Annemce Yazar Ekibi
Hamilelikte Risk Faktörleri ve Tehlikeler Nelerdir?

Hamilelikte risk faktörleri ve tehlikeler anne babaların dikkat etmesi gereken önemli hususlardandır. Her anne baba evlendikten bir müddet sonra çocuk sahibi olmak için can atar hale geliyor. Evladını kucağına almak onu öpüp okşamak her annenin hayali. Ancak bazı durumlar anne adayları için önemli riskler oluşturmaktadır. Tıp dünyasındaki inanılmaz ilerlemeye rağmen hamilelikteki risk faktörlerinin gebe kalmadan önce kontrollerin yapılarak ortaya çıkarılması büyük önem arz ediyor. Eğer bu risk faktörlerinden biri ya da bir kaçına sahipseniz bu sorunları bilmek ve gebeliğe ona göre hazırlanmak çok önemli. Peki, anne adayları hangi risklerle karşı karşıyalar ve hamilelikte hangi komplikasyonlar söz konusu gelin bunlara beraber bir göz atalım.

1- Mutlu ve Sağlıklı Olmanın Önemi

Bir anne adayısın Hamilelikteki risk faktörlerinden uzak, sorunsuz ve risksiz bir gebelik geçirmesi için en ideal dönem 25 ila 35 yaş aralığıdır. Bu yaş aralığı anne için hamile kalma ve doğum yapmak için en ideal dönemdir. Bu dönemde evlilikte her şeyin yolunda gitmesi için anne adayının sağlıklı ve mutlu olması, geçim kaygısı yaşamaması gereklidir. Gerek eşinin işsiz olması gerekse geçimsizlik ve evde huzursuzluk da gebelik için risk oluşturan bir durumdur. Ancak günümüzde gerek Türkiye’de gerekse dünyada bunu sağlamak her zaman çok mümkün olmuyor. Ancak gerek dünürler gerekse anne babalar evdeki bu huzuru sağlayarak gebelik dönemine girmek için ellerinden gelen çabayı sarf etmeliler.

2- Hamilelikte Risk Faktörleri’nden İkisi Sigara ve Alkol

Hamilelikte Risk Faktörleri'nden İkisi Sigara ve Alkol

Hamilelikte Risk Faktörleri’nden İkisi Sigara ve Alkol

Hamilelikte risk faktörleri arasında sigara ve alkol önemli bir yere sahiptir. Hamilelik sırasında sigara ve alkol kullanılması doğacak olan çocuğun sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir. Sigara kullanımı sonunda bebeği besleyen damarlarda daralma görülür. Bu daralma dolaşım bozukluğuna yol açacak ve sonuçta bebeğin daha küçük doğum ağırlığıyla doğmasına neden olacaktır. Bunun yanı sıra sigara kullanan annelerde ölü doğum olasılığı oldukça yüksektir.

Alkol, yapısı itibariyle doğrudan kana karıştığından göbek bariyerini hemen aşarak bebeğin karaciğeri tarafından süzülecek, kalpte ve damar sisteminde daha doğuştan birçok kusur oluşmasına sebep olacaktır. Hamileliklerinde alkol alan annelerin bebeklerinde doğumdan sonra da bir çok davranış bozuklukları, hatta zeka geriliği görülebilir. Bunları düşünerek, eğer zihinsel ve fiziksel yönden geri bir çocuk sahibi olmak istemiyorsanız bu dönemde aldığınız alkol miktarını mümkünse sıfırlayın.

3-Erken Doğum 

Erken doğum, annenin yaşıyla, boyuyla, kilosuyla ve çalışma süresiyle yakından ilgilidir.  Annenin çalıştığı iş ne kadar ağır olursa erken doğum olasılığı o kadar fazladır. Öte yandan erken doğuma yol açan faktörler arasında rahimdeki bazı şekil bozuklukları ve genital sistemdeki bazı enfeksiyonlar da dikkate alınmalıdır. Erken doğum bir bebek genellikle gelişme geriliği ilk bir yıl içinde kapatır ve bir daha da bu duruma bağlı özel bir sendrom yaşamaz.

4- Hamilelikte Risk Faktörleri’nden Biride Şeker Hastalığı

Şeker hastalığıda Hamilelikte risk faktörleri  arasında değerlendirilir. Şeker hastalığı hamile kalmadan önce de mevcutsa sizde böbreklerde, kardiyovasküler sistemde ve gözlerde sorunlara, doğacak bebeğinizde ise hipoglisemiye ve akciğerin olgunlaşmasında gecikmeye yol açabilir. Ancak hamileliğin etkisiyle görülen bir diyabet söz konusu ise bu durum iri bebek doğumlara yol açabilir.  Günümüzde diyetisyenlerin kontrolünde uygulanacak az kalorili bir beslenmeyle bu tehlikeli ve istenmeyen sonuçlardan önemli ölçüde kaçınmanız mümkün.

Ayrıca hamile kalmaya karar verdiğinizde, birkaç ay önceden uygun bir diyet ve fiziksel egzersiz programı uygulayarak kan şekerinizi dengede tutmanız gerektiğini unutmayın.

5-Spontan Düşük

Spontan düşük dikkat edilmesi gereken önemli bir Hamilelikte risk faktörleri başlığıdır. Günümüzde ultrason sayesinde adet kesilmesinden yedi hafta sonra döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak mümkün. Gebelikte ilk üç ayda oluşan düşüklerin en başta gelen nedeni kromozom bozukluklarıdır. İleri aylarda ise rahimdeki şekil bozuklukları ve rahim ağzı yetmezlikleri ön plana çıkar. Düşük yapmak annenin psikolojisi üzerinde oldukça olumsuz etkiler ve yaralar bırakır. Beklenen ve istenen bir bebeğin kaybı kadınlarda büyük bir hayal kırıklığı ortaya çıkarır ve bu olay çok derin depresyon krizlerine neden oluşturur.

6- Yüksek Tansiyon

Eğer kardiyovasküler bir rahatsızlığınız varsa hamilelik durumunuzu daha da ağırlaştıracaktır. Kişinin genelikle sıradan bir hekim kontrolüne kadar farkına varmadığı bir rahatsızlık olan yüksek tansiyon; hastada görme, işitme sorunlarına ve sürekli baş ağrılarına yol açar. Yüksek tansiyon gebelik öncesinde var olabileceği gibi sadece hamileliği bağlı olarak üçüncü aydan sonra da ortaya çıkabilir. Ancak hipertansiyonun her iki türü de ciddi bir hekim takibi gerektirir çünkü yüksek tansiyon tedavi edilmediği takdirde doğacak olan bebeğin düşük kiloda olmasına ve doğum sırasında çok ciddi, ölüme kadar varabilecek sorunlar yaşanmasına sebep olabilir.

7- Eklampsi

Büyük çoğunlukla ilk doğumunu yapan kadınlarda eklampsi görülüyor. İdrarda albümin yükselmesi, yüksek tansiyon ve vücutta ödemle kendini göstermektedir. Damar sistemini ve böbrekleri etkileyen bu hastalıkta erken doğum sıklıkla görülen en önemli bir durumdur. Doğum anında görüldüğünde çok korkutucu olabilen bir eklampsi krizi şiddetli kasılmalarla seyreder. Bu durumda bazı hastalar koma hali yaşayabilmektedir. Doğumda karşılaşılan en zor durumlardan biriside eklampside gebeliği sonlandırmaktır.

8-Kan Uyuşmazlığı

Bir zamanlar kan uyuşmazlığı tıbbın ve hekimlerin korkulu rüyası halini almıştı. Daha sonraları ise bu sorunun nedeni ve çözümü sağlandığından bu durum korkutuculuğunu kaybetmiştir. Günümüzde anneye doğumdan hemen sonra yapılan bir anti-D immünoglobulin iğnesi sayesinde ikinci gebelikte böyle bir sorun yaşanması artık önlenebiliyor.

9- Kromozom Anormalliği (Down Sendromu)

Kromozom Anormalliğide Hamilelikte risk faktörleri  arasındadır. Down sendromu diye adlandırılan 21. Kromozom çiftinde fazladan bir kromozom olması olarak tanımlanır ve kendini gösteren bir kromozom anomalisidir. Bu hastalık annenin yaşıyla oldukça yakından ilgilidir. 20 yaşındaki bir kadının bu anomaliye sahip bir bebek doğurma olasılığı 2000/1 iken, 40 yaşındaki doğumlarda bu oran 50/1 oranına yükselebilmektedir. Ancak günümüzde adet gecikmesinden sonraki 10. Haftada biyopsi yapılarak yada amniyosentez yoluyla bu sorunu bebek doğmadan önce tespit etmek mümkün.

10- Yoğun Kanamalar

Hamilikte özellikle yeni gelişmekte olan ülkelerde sağlıksız koşullar nedeniyle yaptırılan doğumlarda anne ölümlerine kadar gidebilen doğum kanamaları söz konusu olabiliyor. Bu sorunun yaşandığı doğumlarda rahmin alınmasına kadar varabilen tedaviye varan durumlar oluşuyor. Ancak günümüzde ve ülkemizde çok acil durumlar dışında genellikle hastanede doğum yaptırıldığından ülkemizde bu sorunun yaşanma oranı oldukça düşüktür.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Kabul Ediyorum Gizlilik ve Çerez Politikasını Oku