Hamilelik

Hamilelikte düşük nedir? Neden Olur? Belirtileri Nelerdir?

Hamilelikte düşük, rahimde gelişmekte olan embriyonun, yani fetüsün, çeşitli nedenlerle altıncı ayın sonuna ulaşamadan, rahim dışına atılmasıdır. Özellikle hamileliğin ilk aylarında ortaya çıkan düşük tehdidi, bebek bekleyen anne adayının kabusudur. Ama uzmanlara göre hemen paniğe kapılmak da yanlış. Çünkü her belirti, mutlaka düşükle son bulmaz. Düşük hakkında bilgi sahibi olmak, belirtilerini ve nedenlerini mi öğrenmek istiyorsunuz?

Genç kadın, ilk çocuğuna hamileydi. Üstelik uzun zamandır bekliyordu bu bebeği. Ancak günde belki de birkaç kez sanki içi çekiliyormuş gibi bir duyguya kapılıyor, endişe içinde kendini tuvalete atıyordu. Neyse ki, bu yalnızca bir histi… Ama ya gerçekleşirse… Bu genç kadın pek de haksız sayılmaz. Çünkü yapılan araştırmalar düşük sorununun, ender sayılamayacak kadar sık karşılaşılan bir olay olduğunu gösteriyor.

Uzmanlar, 10 hamile kadından birinin düşük tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Aslında bu oran bile tüm gerçeği yansıtmayabilir. Çünkü düşük yapan kadınların hepsi hastaneye başvurup, kayıtlara geçmiyor. Durum ve şartlar ne olursa olsun düşüğü küçümsememek lazım. Bazı düşük olayları yalnızca hamilelik süreci içinde ortaya çıkan basit bir kaza olarak kabul edilse de, bir kısmı çok daha ciddi ve önemli nedenlere bağlanabilir.

Neyse ki bugün, hamileliğin istenmeden yarıda kalmasına yol açabilecek, bu üzücü sorun çeşitli teknik ve tedavi yöntemleriyle önlenebiliyor. Ya da kadın tedavi edilerek düşüğün tekrarlanma ihtimali en aza indiriliyor.

Hamilelikte düşük nedir ve nasıl belirti verir?

Uzmanlar düşük belirtilerini şöyle anlatıyor: “Düşük, rahimde gelişmekte olan aşılanmış yumurtanın, yani fetüsün, altıncı ayın sonuna ulaşamadan, rahim dışına atılmasıdır. Genellikle fetüs, 500 gramın altındaysa, ya da olay hamileliğin 22’inci haftasından önce meydana gelmişse, ‘düşük ’ten söz edilebilir.

Adetin kesilmesinden 22 hafta geçtikten sonra ortaya çıkan vakalarda, artık düşük değil, bir ‘erken doğum’ söz konusudur. “Ne olursa olsun, düşük öyle sessiz sedasız, habersizce meydana gelmeyecektir. Aksine çok özel, çok belirgin bazı işaretlerle kendini belli eder. Nedir bu işaretler? Tıpkı adet sancısına benzeyen, karnın alt kısmında meydana gelen ağrılar ve buna mutlaka eşlik eden, az ya da çok miktardaki kanamalar. Bu kanama, önce hafif başlayıp, giderek şiddetlenen sancılarla artabilir. Belirtilere zaman zaman ateş de eklenerek, düşüğün bir enfeksiyon sonucu ortaya çıktığı düşünülebilir. “Ancak bütün bu belirtilere rağmen ‘pat!’ diye düşük olmaz.

Her düşük tehdidi mutlaka düşükle sonuçlanmayacaktır.

Rahim henüz fetüsü atmamış olabilir. Bu ilk işaretlere rağmen, sonuna kadar sağlıklı bir şekilde sürdürülüp, tamamlanan hamilelikler az değildir. Bu ilk belirtiler görüldüğü zaman müdahale edildiğinde düşük önlenebilir. Ancak durdurulabilecek düşük vardır, durdurulamayacak düşük vardır. Eğer rahim ağzı açılıp, geç kalınmışsa artık hiçbir şey yapılamaz. Tehlike daha çok 15 haftalık gibi ilerlemiş hamileliklerde, belirtilerin fazla dikkat çekmeyecek gibi olmasından kaynaklanır.

İlk belirtiler kadını alarma geçirmezse, olay giderek süratlenir ve önlenemez hale gelebilir. Bu ilk belirtiler ortaya çıktığında kadının yapması gereken tek şey, hemen uzanıp doktorunu aramaktır. Bu durumda ancak bir doktor, ne gibi önlemler alınması gerektiğini söyleyebilir. Tetkikler yapılarak, belki de kadının, kıpırdatılmadan, ambülansla hastaneye kaldırılması gerekebilir. Yeter ki, telaşa kapılmasın, sokağa çıkmasın, yürümesin, yorulmasın ve geç kalmasın.”

Hamilelikte düşükte kanamanın şekli ve rengi önemlidir

Uzmanlar, düşük tehdidinde en dikkat çekici belirti olarak kabul edilen kanamanın sadece renginin bile teşhis ve tedavi açısından çok önem taşıdığını vurguluyor. “Her kanama mutlak bir düşük belirtisi olmayabilir. Örneğin bazen cinsel ilişki sonunda küçük bir kanama görülebilir. Hamilelik sırasında genellikle biraz şiş ve gergin durumda olan rahim ağzı kanayabilir veya kanama vajina mukozası içinde gelişmiş poliplerden kaynaklanabilir. Ya da kadın pek hoş bir durum olmayan, dış gebelikle karşı karşıya kalmış olabilir.

“Kısacası her kanama mutlaka bir düşük demek değildir ama, hemen bir uzmana başvurmakta da gecikilmemelidir. Kanamanın rengi teşhis açısından özellikle çok önemlidir. Çünkü eğer kan siyahımsı koyu bir tondaysa, bu büyük ihtimalle fetüsün artık yaşamadığının habercisidir. Yine de salt kanama rengiyle karar verilemez elbette. Her zaman bir yanılgı payı göze alınmalıdır.

Düşükte Testlerin Önemi

Hamileliğin sonuna kadar sürdürülüp, sürdürülemeyeceği hakkında kesin teşhis, ancak kanda Beta-HCG adı verilen tetkikler yapıldıktan sonra konacaktır. Kandaki hamilelik hormonu olarak tanımlanan bu bulgular, hamileliğin iç yüzünü ortaya çıkarır. Normalde 8 haftalık hamilelik sırasında kanda B-HCG düzeyi 6000 ila 200.000 arasında olmalıdır.

Tahlil sonucunda bu düzey 200 dolaylarında bulunmuşsa, fazla umuda kapılmamak gerekir. Yedinci haftadan sonra bir ultra sonografik tetkik yapılarak, rahim ve yumurtalıkların durumu incelenir. “İşte bu iki inceleme sonunda hamileliğin devam edip, etmemesine karar verilir. İlk hamilelikte ciddi sorunlar karşısında tedaviden kaçınılır. Çünkü büyük bir ihtimalle düşük tehdidi kromozomik bir anomaliden kaynaklanıyordur. Yani fetüsün hücre gelişmesinde bir bozukluk, bir anormallik olduğu için düşük durumu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden müdahale edilmez.”

Doğa her şeyi kusursuzca dengeler Bilindiği gibi düşük mutlaka bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Bazı kadınlar sürmenajı, eşleriyle uyumsuzluk içinde olmalarını, ailevi bir sorunu boş yere suçlasalar da, tıbbi açıdan düşüğün sadece birkaç nedeni vardır:

Hamilelikte Düşük Neden Olur?

  1. Düşüğün nedenlerinden biride genetik sorunlardır.

Yumurta sağlıklı değildir. Ya da onu aşılayan sperm bozuk ya da güçsüzdür. Bu nedenle kromozom sayısı ve yapısı açısından bir anormallik söz konusu olabilir. Bu hormonal fonksiyonlar, zayıf kadınlarda sık sık görülebilir. Böyle bir durumda, kadının organizması bu fetüsü dışarı atacaktır. Yani doğa en doğru olanı yapacak ve anormal gelişme ihtimali olan bir çocuğun yaşamının sürüp sürmeyeceğine karar verecektir.

Hamilelikte düşük olaylarının yüzde 80’inin gerçek nedeni budur. Bu tıpkı çelimsiz ve yaşamını sürdürme gücü olmayan yavruyu kuşun yuvadan atmasına benzer. Bu kromozom bozukluğuna yani gen bozukluğuna bağlı olarak gelişen düşük olayları daha çok hamileliğin ilk aylarında, 12. haftadan önce ortaya çıkar.

  1. Düşüğün bir başka nedeni rahim ve rahim ağzına bağlı sorunlar.

Rahim ağzı ya doğuştan ya da hatalı bir doğumdan veya kürtajdan sonra açık ve gevşek kalabilir. İki ayın üstünde ilerlemiş gebeliklerde uygulanan kürtajlarda rahim ağzı yırtılmaları görülebilir. Çok sık ya da fazla kürtaj olmuş kadınlarda da aynı duruma rastlanabilir. Böylece rahim fetüsü tutamaz hale gelir. Bazen bu durumu düzeltmek için rahim ağzına yapılacak bir ameliyat çok yararlı olabilir. Rahimde ortaya çıkan bir enfeksiyon, hamilelik süreci içinde döl yatağının fetüsle uyumlu bir şekilde gelişmesini engelleyecek sorunlar ve fibrom (selim bir ur) gibi gelişimler de düşüğe yol açabilir.

  1. Düşüğün bir nedeni de enfeksiyonlar.

Burada düşük, daha çok annenin hamilelik sırasında yakalandığı enfeksiyon türü bir hastalıktan kaynaklanır. Bugün nezlenin bile kötü etkileri tartışılmaktadır. Kızamıkçık, çocuk felci, yüksek ateşli hastalıklar, kedi ya da köpekten geçen “toksoplazmoz” adi verilen hastalık ve bazı bakteri kökenli hastalıklar, suçlular listesinin başında yer alır. Bu nedenle gerçekleşen düşüklerde, doğanın yine en iyi sonuca vardığını düşünebiliriz. Çünkü bu tür iltihabi hastalıklardan sonra fetüsün hücreleri etkilenmiş olacak, dolayısıyla da sakatlıklara yol açabilecektir. Bu durumda sakat bir bebeğin gelişmesi yerine düşmesi, en doğru karar, değil mi?

  1. Düşüğün bir başka nedeni de hormonlar ve kan uyuşmazlığı.

Hamileliğin başlarında kadının yumurtalığı, hormonal nedenlere bağlı olarak kaliteli bir yumurta, yani normal bir şekilde gelişip büyüyebilecek güçte bir yumurta çıkarmayı başaramadığında, bu yumurta çelimsiz de olsa aşılanmışsa, hamilelik tamamlanmaz ve düşük sonuçlanır.

  1. Düşüğün bir başka nedeni de bağışıklık sistemi.

Kadının yumurtasının sperm tarafından aşılanmasıyla meydana gelen fetüsü, bağışıklık sistemi ilk anlarda tıpkı bir yabancı doku gibi algılar. Organ nakillerinde olduğu gibi, kadının vücudu bunu yabancılar ve dışlamaya, atmaya çalışır. Bağışıklık sistemi için fetüs, yarı yarıya yabancı bir madde sayıldığından, organizma onu benimsemek zorundadır. Ama eğer baba tümüyle değişik bir gensel yapıdaysa, kadının vücudu anında bu dışlamayı önleyici bir sistem geliştirip, cenini reddedecektir. Ama eğer erkek, kadınla benzer genleri taşıyorsa, bu sistem devreye girmez.

  1. Düşüğün bir başka nedeni de kromozomlar.

Fetüsü oluşturan kromozomlardan birinin çok ciddi bir hastalık taşıması halinde de düşük ortaya çıkabilir.

  1. Düşüğün bir başka nedeni de zehirlenme.

Annenin hamileliği sırasında karşılaştığı şiddetli bir zehirlenme olayı da düşük için yeterli bir sebeptir.

Hamilelikte cinsel ilişki düşük nedeni mi?

Hamilelikte düşük konusunda ilk akla gelen sorulardan biri olduğu için uzmanımıza bu konuyu da danıştık. “Biz hekimler, daha hamileliğin başında anne adayını uyarırız. Sanılanın aksine hamilelik bir hastalık gibi görülmediği için, cinsel ilişkiye izin verilir. Ancak çok sık olmamak ve bazı kurallara dikkat etmek şartıyla. Örneğin, 24 saatte birden fazla cinsel ilişkiye izin verilmez.

Bir de insana ne kadar şaşırtıcı gelse de, adet günlerinde yapılan cinsel ilişki zararlıdır. Bu da nasıl şey, hamilelik boyunca adet kanaması görülmez ki diyebilirsiniz. Ama normal siklus devam etmektedir. Yani kadının, hamile olmadığı takdirde, normal aralıklarla göreceği adet günleri vardır. İşte bu günlerde cinsel temastan kaçınılmalıdır. Biz buna hamilelik boyunca en riskli günler diyoruz. Bu hususlara dikkat edildiğinde, cinsel ilişki normal bir şekilde hamileliğin 7,5. ayına kadar sürdürülebilir. Kısaca, cinsel ilişki düşük tehdidi sayılmaz.”

Hamilelikte düşük nasıl önlenir, nasıl tedavi edilir?

Hamilelikte düşük önlenmeli ya da önlenmemeli diye bir şey söz konusu değildir. Kromozom bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan düşük olayları yüzde 80’dir. Ve genelde bir kadının yaşamında tek bir kaza olarak kalıp, sıklıkla tekrarlamaz ve müdahale de edilmez. Çünkü anormal bir cenini koruyabilmek için ısrar etmek anlamsız ve hatalı bir karar olacaktır. Bunu bir “amniosentez” işlemiyle, yani rahim içindeki sıvının bir miktarını enjeksiyonla çekip alarak, tahlil yaptırıp saptamak mümkün.

Anormal görülen hamileliklerde de, -düşük olmasa bile- yapılan bu işlem, hamileliğin durdurulması için yeterli kanıtı sağlar. Bunun dışında kalan yüzde 20’lik bölümdeki düşüklerde ise tedavi genellikle başarılı oluyor. Tedaviye geçmeden önce derinlemesine bir araştırma yapmak şart.

Hamilelikte düşükten korunma ve tedavi

Sorun rahimden kaynaklanıyorsa, yani mekanik bir sorunsa, çeşitli çözümler uygulanabilir. Fibromlarla kaplı bir rahimdeki fibromlar ameliyatla çıkarılabilir. Böylece fetüsün gelişmesini önleyen bu engel, ortadan kaldırılır. Rahim ağzında yırtık varsa, gevşeme görülmüşse, bu dikilebilir. Rahim spazmı varsa, bunu durduracak ilaçlar verilir. Enfeksiyonlara bağlı düşükler günümüzde kolaylıkla tedavi ediliyor. Ya önceden, yani daha hamile kalmadan önce, hazırlık safhasında kadın çeşitli aşılarla bu tür hastalıklara karşı korunuyor, ya da bulaşıcı hastalıklara karşı önlemler alıyor. Etini iyi pişiriyor, sebze ve meyvelerini iyi yıkayıp, haşlayarak mikropların ölmesini sağlıyor. Hastalık baş göstermiş bile olsa antibiyotik tedavisi genelde iyi sonuç veriyor.

Düşükte Genetik İnceleme

Genetik bir anomaliden kaynaklanan bir düşükte, anne ve babanın genetik geçmişi inceleniyor, kromozom yapıları araştırılıyor ve bir çare üretiliyor. Anne ve babanın geçmişi ve soyuyla ilgili soruşturma genellikle ikinci düşük olayından sonra yapılır. Eğer kadın 40 yaşın üstündeyse, olası bir mongolizm tehlikesine karşı, “trisomie 21” adlı bir inceleme de uygulanır.

Sorun hormonalsa, önlem olarak kadına belirli bir hormon tedavisi uygulanarak, yumurtanın kalitesi düzeltilebiliyor. Yani, daha sağlıklı ve güçlü olması sağlanabiliyor.

Bağışıklıkla ilgili bir sorun varsa, daha çok önleyici tedavi uygulanıyor. Anne ve babanın kanları inceleniyor ve artık anneye -gerçi daha deneme safhasında ama-, babanın akyuvarları enjekte edilerek, bağışıklık sistemi denetim altına alınıyor. Böylece ceninin vücuttan atılmasını önleyebilen antikorlar üretiliyor.

Hamilelikte hangi düşüklerde kürtaj uygulanır?
Hamilelikte hangi düşüklerde kürtaj uygulanır?

 

Önlenemeyen bir düşükte, kadının bir sonraki hamileliğini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için, düşen cenin üzerinde araştırma ve incelemeler yapılır. Böylece sorun saptanıp, bebek isteyen kadına gerekli tedavi uygulanır.

Kürtaja gelince, Uzmanlar, “Sanıldığının aksine, düşük gerçekleşiyorsa, bunu doğasına bırakmayı tercih ederiz” diyor.” Bazen düşük sırasında, bir-bir buçuk aylık gibi küçük gebeliklerde, vücut kanamayla birlikte tüm keseyi atabilir. O zaman zaten kürtaja gerek kalmaz. Genellikle düşük sırasında bir süre beklenir. Ama iki-iki buçuk aylık ve daha büyük gebeliklerde, düşük olursa, o zaman bir kürtaj yapılmalıdır. Çünkü içerde parça kalabilir.

Zaten bir müdahale yapılmadığında bu sorun kendini kanamalarla belli eder. Bir kadın herhangi bir nedenle düşük yapmışsa, ikinci hamilelik için bir süre beklemek zorundadır. Çünkü bazı tahlil ve araştırmalar gerekecektir. Düşük yapan bir kadın az 6 ay bekleyip, ancak bundan sonra hamile kalmayı düşünmelidir. Aksi halde yeniden düşük yapabilir.

Doğru mu, yanlış mı? Gerçek mi, uydurma mı?

Önce geleceğin annesini endişeye düşürecek pek çok dedikodu dolaşır Hamilelik süresince geleceğin annesini endişeye hemen hepsi düşük yapma üzerinde yoğunlaşır. Bu söylentilerin bir ortalıkta. Bunların hemen hepsi düşük yapma üzerinde uydurma, yani hayal ürünüdür. Ama bazılarında da gerçek payı vardır.

  • Doğru: Aşırı yorgunluk, sürmenaj, aşırı içki yani alkol ve sigara, bebeğin gelişmesini engelleyeceğinden, düşüğe neden olur.
  • Yanlış: Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar hamile kaldıklarında düşük yapar.
  • Yanlış: Beslenme şeklinin düşük konusunda pek bir rolü yoktur. Fazla kilo almamak için sıkı bir diyet uygulanabilir.
  • Doğru: Otomobille yapılacak uzun yolculuklar düşüğe yol açar.
  • Doğru: Diyabet, yani şeker hastalığı düşük riskini arttırır.
  • Yanlış: Cinsel ilişki, özellikle ilk aylarda, düşüğe yol açar.
  • Yanlış: Her düşükte mutlaka kürtaj yapılmalıdır.

Düşükten korunmak için önlemler

  • Hamilelik boyunca ağır kaldırmamak.
  • Hamilelik boyunca çömelmemek, çömelerek tuvalete çıkmamak.
  • Kabızlıktan korunmak, ıkınmamaya özen göstermek.
  • Çok yükseğe uzanmaktan kaçınmak
  • Arabayla, otobüsle çok uzun mesafeli yolculuğa çıkmamak.
  • 1000 metreden yüksek yerlere çıkmamak.
  • Alkol ve sigarada aşırıya kaçmamak. Çünkü bu maddeler bebeğin gelişmesine engel olabilir.
  • Adet günlerine denk düşen günlerde cinsel ilişkiden kaçınmak, 24 saat içinde yalnızca bir tek kez cinsel ilişkide bulunmak.

Sağlıcakla Kalın.

#Yıldız Vermeyi Unutmayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Değerli Ziyaretçimiz, aklınıza takılan sorulara hızlı bir cevap almak için, annelere sor bölümünü, Diğer annelerle iletişim kurmak, sosyalleşmek için annemce sosyal forum bölümünü kullanabilirsiniz.
Aklınamı Takıldı? Annelere Sor (Tıkla)
Sosyal Annelere Katıl (Forum)

Annemce Yazar Ekibi

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı