Hamilelik

Anne Karnında Bebekle Duygusal İletişim

Bebeğinizin o küçücük yuvarlanmış vücudunu hayal edin. Ağzını nasıl açıp kapadığını, gözkapaklarını nasıl hareket ettirdiğini görüyor musunuz? Şimdi de bebeğinizin kalbini hayal edin, tıpkı içi masmavi sularla dolu bir göl gibi. Bu derin gölü ve hareketlerini dikkate alın. Çocuğunuzun büyümek için ne kadar kararlı olduğunu görüyor musunuz? Şimdi de kendinizi dinleyin kendi kalp atışlarınızın bebeğinizin ki ile aynı ritimde attığını duyacaksınız. Çocuğunuzun sizin nefes alıp verme ritminiz ile aynı ritimde hareket ettiğini düşünün. Çocuğunuz ile kendi aranızda gidip gelen dalgalanmaları hissetmeye çalışın. Düşünün ki kalpleriniz ışıklı bir elektrik ile birbirine bağlanmış. Şimdi tekrar yavaş yavaş gerçek dünyaya geri dönün.

Dünyanın en fazla nüfusuna sahip ülkelerden biri olan Çin’de bir bebek doğar doğmaz ilk doğum günü kutlanır. Çünkü oradaki insanların farklı bir zaman hesaplamaları vardır, onlara göre bebek anne karnından çıkarak dünyaya geldiğinde değil, anne rahmine düşer düşmez yaşam başlamaktadır. İlk bakışta Çinlilere has olan bu düşünce garip gibi görünse de hamile olan her kadın bu düşüncenin o kadar da gerçek dışı olmadığını bilir. Çünkü doğumdan önce de bir yaşam vardır ve anne adayı doğumdan çok uzun bir süre önce bebeğinin hareketlerini hisseder. Anne adayı bebeğiyle konuşur, karnının üzerinden onu okşar, en önemlisi de bunu bilinç dışı yapar.

Bir bebek anne rahmindeyken neleri duyup algılayabilir?

Bilim adamları bu soruya cevap vermeden önce uzun süren araştırmalar yapmak zorunda kalmışlardır. Gerçi bir bebeğin biyolojik gelişimi hakkında uzun süredir, örneğin hangi ayda hangi organın geliştiği gibi, pek çok şey söyleyebiliyorlardı. Ancak hiçbir zaman henüz doğmamış olan bir bebek kendi dayranış şekilleri ve duyguları olan gerçek bir insan olarak algılanmadı.

Anne rahmindeki bir bebeğin gerçek bir insan olarak kabul edilmesi ultrason gerçeği ile kabullenilmiştir. Çünkü bu yöntemle anne ve bebeğe hiçbir zarar vermeksizin kadının rahmine bakma imkanı doğdu. Anne ve baba için bu ilk görüntüler heyecan vericidir, çünkü annenin karnı henüz belirginleşmemişken bile bu küçük canlıyı görmek mümkündür. Ayrıca ultrason tip çevrelerine birçok yeni olasılıklar da tanımaktadır. Örneğin sadece bebeğin gelişiminin normal olarak ilerlediğini değil onun reaksiyonları hakkında da birçok bilgiyi edinme imkani bulurlar. Bu arada tahmin edilenin aksine ana rahmindeki bir bebeğin birçok olayı yaşadığı bilinmektedir.

Bebek en geç gebeliğin ikinci yarısında dış dünya ile ilişki kurar ve anne karnında küçük bir şahsiyet haline gelir. Bazı araştırmacılar bir bebeğin bu tür özellikler göstermesine şaşırmıyorlar. Bir bebek dünyaya geldiğinde mükemmele yakındır: Görebilir, duyabilir, hareket edebilir, korku ve güvensizliğini belirtebilir ve aktif olarak annesi ile göz kontağı kurmaya çalışir. Küçücük bir bebeğin bütün bu özellikleri doğar doğmaz edinmesi mümkün değildir.

Bebeğim müzik dinliyor

Bebeğin anne karnında öğrenip dışarıdan gelen uyarıları kullandığını ispatlamak için geçmiş yıllarda Batı ülkelerinde çok sayıda çalışmalar gerçekleşmiştir. Özellikle sesler üzerine değişik araştırmalar yapılmıştır. Yapılan bir araştırmada gebe bir kadının vajinasından içeri düğme büyüklüğünde bir mikrofon mümkün olabildiğince bebeğin kafasının yakınlarına kadar iletilmiştir. Bu mikrofon aynı zamanda bütün sesleri alabilen bir teybe bağlanmıştır. Daha sonra annenin bulunduğu oda içerisinde değişik müzik parçaları çalınmış ve bunun üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.

Müzik, annenin vücut sesleri ile rahime iletilmekte ve bu ses çok net olarak bebek tarafından duyulabilmektedir. Ayrıca bir bebeğin en geç 25. haftadan itibaren sesleri dikkate alıp bunları birbirinden ayırabildiği ile ilgili de deneyler yapılmıştır. Örneğin doğumdan önce düzenli olarak düdük sesi ile uyarılan annelerin bebekleri, doğduklarında bu sesi anne karnında hiç duymayan bebeklere göre belirgin olarak daha az korkmuşlardır. Ayrıca hareketli bebeklerin Mozart, Haydn ve Vivaldi’nin müzikleri çalındığında anne karnını daha az tekmeledikleri uzun süredir bilinmektedir. Bilim adamlarına göre bebeklerin bu klasik müziklerle sakinleşmelerinin nedeni, bu müzik ritimlerinin annenin kalp atışlarına benzemesidir.

Doğum öncesi ve sonrası paralel davranışlar

Ayrıca yine birçok araştırmaya göre bebek annenin karnına dokunulması durumunda bunu hissedebilmektedir. Bir bebeği anne karnını tekmelerken görmüş olan bir kişi, bir bebek ile karına dokunan bir elin arasındaki deri tabakasının ne kadar ince olduğunu anlar. Yapılan bazı araştırmalarda, ki bunlar ultrason ile tespit edilmiştir, anne karnını okşadığında bebek başı ile elin olduğu yere başını sokmaya çalışmıştır. Buna karşılık kendine sevgi gösterisi yapılmayan durumlarda ise bebek rahime geri çekilmiştir. Bebeklerin okşamaya karşı nasıl bir tepki verdiğini ebeler de çok iyi bilir.

Doğum yaklaştığında bebeğin rahimde hala ters durması sık görülen bir durumdur. Böyle bir durumda ebe anne karnını okşayarak bebeği çevirmeye çalışır. Ancak bebek sadece dokunuşları ve sesleri hissetmez, aynı zamanda annesinin hislerine de ortak olur. Anne adayınin korkuları ve mutluluğu değişen kalp atışı ve hormonal maddelerle bebeğe iletilir. Birçok bebek bu tür durumlara yüksek kalp frekansı ve kuvvetli hareketlerle karşılık verir.

Bebeklerin korku ve stresi hissettikleri amniyos sıvısı kontrolleri yapılırken ultrasonda görülmektedir. Bu şekilde bebeğin amniyos sıvısının alınması için rahime sokulan iğneden nasıl kaçtığı izlenmiştir. Yapılan bir araştırmada bir uzman uzun bir zaman süreci içerisinde ultrason aracılığı ile anne rahmindeki bebeğin hareketlerini izleyerek bunları çizmiş ve bebek doğduktan sonra geliştirdikleri davranışları karşılaştırmış ve araştırmaların sonucunda hayret verici paralellikler tespit edilmiş. Bu sonuçlardan biri, anne karnında pasif olan bebeklerin doğduktan sonra çekingen kişilikler geliştirdiğidir.

Anne karnında ilgi ve şefkat gören bebekler girişken olur

Bu izlenimler bebeğin sadece anne karnında pek çok şeyi yaşadığını değil aynı zamanda doğum öncesi deneyimlerin daha sonraki yaşamı da etkilediğini göstermiştir. Ama bütün bunların bir anne adayı için anlamı nedir? Bazı uzmanlara göre gebe kadın henüz rahminde olan çocuğu ile mümkün olduğu kadar sık ilişki kurması için teşvik edilmelidir. Çünkü bebek henüz anne karnındayken ona ilgi ve şefkat gösterilmesi, daha sonra gelişimi için zemin hazırlar.

Bu anlamda henüz anne rahminde olan bir bebeğe nelerin anlatılabileceği ile ilgili çeşitli önerilerimiz de var: Anne bir hafif müzik dinleyerek gevşeyebilir ve çocuğunun rahimdeki yaşantısını hayal edebilir. Ama bu tür düşüncelerden hoşlanmayan kişiler doğmamış bebeklerine bir kitap okuyabilir ya da günlük yaşantılarından bahsedebilirler. Ancak anne babalar absürt düşüncelerle ilgili konularda kendilerinin kandırılmasına izin vermemelidirler.

Örneğin Amerika’da bazı aileler çocukları yabancı dili daha çabuk öğrenir umudu ile henüz doğmamış olan çocuklarına dil kasetleri dinletmişlerdir. Konuşarak ya da düşünerek olsun bebeklerinin gelişine sevinen bütün kadınlar bir şekilde onlarla ilişki kurmayı başarmışlardır. Ancak planlanmayan ya da istenmeyen bir bebekte ne yapılacaktır? Her kadın gebeliğinin başlangıcında çocuğu ile karşı karşıya kalır. Ve kadının kendini zaman zaman sinirli ya da stres altında hissetmesi de engellenemez.

Ancak bebek bu tür negatif duyguları hissetse bile bunlarla baş edebilir. Çünkü doğumdan sonra da bebek annesinin olumlu ya da olumsuz duyguları ile karşılaşacaktır. Peki kadın bebeğini sürekli reddediyor ve onunla ilişki kurmuyorsa? İşte o zaman çocuk da olumsuz duygulardan etkilenir. Ama hemen hemen hiçbir anne dokuz ay boyunca çocuğunu reddetmez hatta istenmeyen bir gebelikte bile en azından bebeğinin ilk hareketlerini hissettiğinde onunla ilişki kurmaya çalışır.

Sağlıcakla Kalın.

#Yıldız Vermeyi Unutmayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Değerli Ziyaretçimiz, aklınıza takılan sorulara hızlı bir cevap almak için, UZMANLARA VE ANNELERE SOR bölümünü, kullanabilirsiniz.
Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edmek İçin (Tıkla)

Annemce Yazar Ekibi

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı