Hamilelik

Amniyosentez Nedir? Neden ve Nasıl Yapılır?


Amniyosentez, kadının karnından, ultrasonografik gözlem altında, 5 ila 10 cc. arasında bir amnion sıvısı alınmasıdır. Çok ince bir iğnenin yardımıyla ceninin içinde yüzdüğü amniyotik sıvıdan alınan bir miktar, mikroskop altında araştırılıyor. Bu sıvıda bulunan cenine ait hücreler içinde bir anormallik bulunup bulunmadığı inceleniyor. Anne adayının en büyük korkularından biri olan mongoliyen bebek dünyaya getirme korkusu işte bu yöntemle gideriliyor. Özellikle 38 yaşın üstünde doğum yapan anneler büyük risk grubunu oluştururlar.

Amniyotik sıvıda bulunan hücreler içinde, mongolizmin tipik işaretini taşıyan, fazla bir 21’inci kromozom saptandığında teşhis konup, genellikle gebelik durduruluyor. Uzmanlar; ” amniyotik sıvının alınması sırasında çok düşük oranda da olsa bebeğin kaybı ihtimali vardır. Ancak bu normal kontrol grubunda olan anneler için de söz konusu olabilecek kadar az bir ihtimaldir.

Amniyosentez yapılmasını gerektiren durumlar nelerdir?

Amniyosentez hamileliğin 16 ila 19’uncu haftalarında, genetik hastalıkların tespiti için yapılır. Yani ailesinde kromozom anomalisi saptanmış bir başkası varsa, ebeveynlerinden birisinde, bir kromozom anomalisi görülmüşse, annenin daha ce kaybettiği kromozom anomalili bir çocuk olmuşsa, anne 35 yaşın üzerindeyse genellikle Amniyosentez uygulamada yarar vardır.

Ayrıca seker hastası olan annelerde, gebeliği son dönemlerinde amnion sıvısı alınıp incelenerek, akciğer olgunluğu tespit edilebiliyor. Yine aynı dönemde, RH uyuşmazlığı olan anneler üzerinde, bebeğin fizyolojik durumunu tespit etmek ve gebeliği ne zaman sona erdirmek gerektiğini saptamak için bu tetkikler yapılıyor. Bebekte bir kromozom bozukluğu bir anomali saptanırsa ya da akciğer yeteri kadar gelişmemişse, gebeliğe son verilip, bebek alınıyor.

Amniyosentez adı verilen bu incelemeden sonra, anne adayı klinikte kısa bir süre bekletiliyor. Bebeğe kardiyotopograf cihazı bağlanarak, kalp atış ritmi izleniyor. Durumda bir anormallik yoksa başka herhangi bir tedaviye gerek kalmadan, anne rahatlıkla eve gönderiliyor. Ya 38 yaşından daha genç anne adaylarında, gebeliğin erken dönemlerinde bir kuşku belirirse ne yapılmalı?

Dünyada birkaç yıldan beri yeni bir laboratuvar araştırması deneniyor. Anne adayının kanında Beta-Hcg adı verilen ve plasenta tarafından salgılanan bir hormon araştırılıyor. Genellikle mongolizm gibi bir anomali söz konusu olduğunda, bu hormonda aşırı bir yükselme görülüyor. İşte bu durum karşısında hemen amniyosentez yapılarak, teşhis doğrulanıyor. Bu test yaygınlaşınca, tüm hamile kadınlarda araştırma yapılabilecek ve böylece anormal bebek dünyaya getirme riski hemen hemen sıfıra indirilecek. Uzmanların açıkladığı bir başka gelişme ise ana karnında ceninin tedavi olanağının giderek yaygınlaşması.

Bugün artık ceninin kanı alınarak laboratuvar incelemeleri yapılıp, protein eksikliği giderilebiliyor. Bu durumda çocuk hekimliğinin dışında, bir de cenin uzmanlığı, cenin hekimliğinden söz edilmeye başlandı. Böylece ana rahmindeki ceninin sakatlığı ya da hastalığı saptanıp, tedavi edilebilecek. Uzmanlar, “In Utero” yani rahim içinde, ilk kez bir asılama tekniği gerçekleştirilerek, 28 günlük bir ceninde görülen ciddi bir bağışıklık sistemi bozukluğunun giderilebildiğini belirtiyor.

Amniyotik Sıvı İçindeki  Bebeğin Yaşamı Nasıl?

Bütün bu gelişmeler artık uzmanlara ceninin anne karnındaki yaşamını izleme fırsatı veriyor. 37 derecelik bir sıvı içinde rahatlıkla yüzen cenin, zamanının büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Bu uyku günde 15 ila 20 saat arasında değişiyor. Uykusu tıpkı büyüklerde olduğu gibi, hafif ve derin uyku evreleri olarak birbirini izler. Ancak uyuduğu saatlerin her zaman annesinin uyku saatleriyle bütünleştiği söylenemez. İlk üçüncü aydan itibaren kıpırdanmaya başlayan cenin, annenin beslenme alışkanlığına göre tadı değişiklikler gösteren, amniyotik sıvıyı yudumlar, idrar yapar, ama dışkı çıkarmaz.

Cenin aslında çok gürültülü bir ortamda yaşıyor. Dışardan gelen seslerin dışında, bir yandan da annesinin solukları ve karnındaki bağırsak hareketlerinden kaynaklanan gurultular ve bütün bunları bastıran ritmik, kulakları sağır eden bir ses. Annenin kalp atışları, kanın dakikada 70 ila 80 kez damarlara pompalanışı, onun artık alıştığı sesler oluyor. Ayrıca cenin aydınlık ve karanlık arasındaki farkı çok rahatlıkla saptayabiliyor. Dış etkilere tepkisi ve doğal hareketleri, beyninin normal fonksiyonlarını kazandığını gösteriyor.

Örneğin bir amniyosentez incelemesi sırasında, iğnenin batırıldığı noktadan uzaklaşmaya çalışıyor. Bu arada uzmanlar, onun düşünme, tepki gösterme yetisi konusunda ikiye ayrılıyorlar. O ise hakkındaki iddialara aldırmadan gelişimini tamamlıyor, 9’uncu aya yaklaşırken, kısa aralıklı ritmik hareketler yapmaya başlıyor. Bunlar bir anlamda, soluk alıp vermeye, ciğerlerini çalıştırmaya hazırlanışı. Çünkü akciğerleri ancak dünyaya çıktığında açılıp, gerçek görevlerini yapmaya başlıyor. Bu hareketler onun sahneye çıkmadan önceki son prova alanı.

Anne karnındaki bebek annesinin yaşadığı huzursuzluk ya da heyecandan etkilenir mi?

Böyle bir iletişimi gösteren kesin ve objektif verilerimiz yok. Ancak, subjektif olarak annenin gebeliğinin 18’inci haftasından sonra, bebeğin canlılığının anneyle bebek arasındaki iletişimi arttırdığını biliyoruz” diyor ve ekliyor; “bu durum annenin sorumluluk duygusunu arttırdığı için, bebeğini ve gebeliğini koruyucu daha efektif tedbirler alabiliyor.

Annenin emosyonel durumu, yani heyecanları, endişe ve üzüntüleri ya da anne çarpıntı yapan bir ilaç kullandığında, bebek kalp hızında da bir artış izleyebiliyoruz. Bunu kardiyotopografi cihazı sayesinde saptamak mümkün. Yine anneye bir trankilizan, yani sakinleştirici ya da uyku ilacı verildiğinde, bebeğin kalp aktivitesinde adeta bir sedasyon hali, yani bir sakinleşme İzleniyor. İşte görüldüğü gibi, günümüzdeki tüm bu tıbbi gelişmeler ve uyanlar sayesinde, biraz da sağlık ve özel bakım kurallarına uymak şartıyla, anne adayının sağlıklı ve başarılı bir hamilelik ve ardından da rahat bir doğum geçirmemesi için hiçbir neden yok. Tabii düzenli olarak doktor kontrolünde olması birinci kural.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu