Doğum

Normal Doğum mu? Sezaryen mi? Hangisi Daha Sağlıklı?

Tamam ama normal doğum mu, sezaryen doğum mu?

Doğum yaklaştıkça anne adayının kafasında sezaryen mi yapmalıyım yoksa normal doğum mu? Hangisi daha kolay? hangisi daha sağlıklı? şeklinde önemli bir soru oluşuyor. Bunun nedeni doğuma ilişkin korkular diyebiliriz. Günümüzde, birçok kadının normal doğuma alternatif olarak gördüğü sezaryen aslında zorunlu bir tıbbi tedavi yöntemi. Yani sezaryen aslında bir ameliyat diyebiliriz.

Sezaryen, dünyanın her yerinde alternatif bir doğum şekli değil, zorunlu bir tedavi şekli olarak kabul görür. Ancak toplumda, sezaryen sayısının arttığı, doktorların sezaryen yapmayı daha çok tercih ettiği gibi iddialar vardır. Oysa doktorların böyle bir tercihte bulunması söz konusu değildir.

Birçok olguda sezaryen, gebenin kendisi istediği için yapılmaktadır. Bazı anne adayları doğum yaklaştıkça yoğun bir şekilde korku duymaya başlarlar. Genellikle, psikolojik tedavi yani psikoterapi yapılarak bu kadınların dörtte üçü normal doğuma ikna edilebilir. Günümüzde sezaryen sayısının artmasının diğer bir nedeni de, anne karnındaki bebeklerdeki bozuklukları saptayabilecek çok sayıda gelişmiş aletlerin olmasıdır.

Bu aletler bebeğin gelişiminde ortaya çıkan sorunların anlaşılmasını sağlar. Bu cihazlar yardımıyla saptanan tüm sonuçlar kesin bir sezaryen nedeni olmayabilir, ancak bu bulgular doktorları tekrar düşünmeye ve çocuğu daha sağlıklı bir şekilde dünyaya getirebilmek için önlemler almaya sevk eder. Yine de sezaryenin her zaman zorunlu hallerde yapılması gerektiğini belirtmekte yarar var.

Doğum öncesi anne adaylarının en çok yanıt aradığı sorulardan biri de “Normal doğum mu, sezaryen mi?” sorusudur.  Normal doğum fizyolojik bir olay olmakla birlikte fetüsün 21. ve 42. haftalar arasında doğum sancılarıyla beraber vajinanın açılması ve annenin ıkınması ile vajinal yoldan doğurtulmasıdır.  Sezaryen ise bebeğin batın ameliyatı ile müdahaleli olarak doğurtulmasıdır. Sezaryende karın bölgesinde ameliyat gerçekleştirilip rahimden bebek alındıktan sonra plasenta çıkarılır ve kesilen dokular onarılarak ameliyat sonlandırılır.

Hekimler anne ve bebek için uygun doğuma karar vermeden önce normal doğumun gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini incelerler. Bu aşamada göz önünde bulundurdukları 3 temel konu vardır. Bu konular; doğum sancıları ve kasılmalar, anne adayının kemik çatısının darlığı ya da genişliği, bebeğin kilosu ve geliş pozisyonudur. Ancak hepsi uygun ise normal doğum gerçekleştirilebilir. Normal doğumun tıbbi olarak uygun görülmediği durumlarda ise sezaryen tercih edilmektedir.

Sezaryen gerektiren durumlarda anne adayına anestezi uygulanır. Genel anestezi, epidural anestezi ve spinal anestezi olmak üzere 3 tip anestezi şekli vardır. Hangi anestezi yönteminin uygulanacağına annenin kilosu, hipertansiyonu ya da diyabetinin olup olmadığı, belinde herhangi bir sorun olup olmadığı ve bebeğin geliş pozisyonu göz önüne alınarak karar verilir.

Anestezi yöntemlerinin en risklisi genel anestezidir. Bu yöntemde anne adayı doğum sırasında tamamen uyutulur ve bebeğin doğum anına tanıklık edemez. Epidural ve spinal anestezi bölgesel anestezi yöntemleridir, doğum sırasında anne adayının belden aşağısı uyuşturulur. Epidural anestezide ağrı duyusu ortadan kalkar ama dokunma ve dokuların çekilip gerilmesi hissedilebilir. Spinal anestezide ise hem ağrı duyusu ortadan kalkar hem de tam bir hissizlik oluşması sağlanır. Sezaryen doğumlarda en çok tercih edilen epidural ve spinal anestezinin birlikte uygulandığı kombine spinal epidural anestezidir .

Normal Doğum Mu? Sezaryen Mi? Daha Sağlıklı

Normal Doğum Mu? Sezaryen Mi? Daha Sağlıklı
Normal Doğum Mu? Sezaryen Mi? Daha Sağlıklı

Günümüzde doğum öncesi, normal doğumla ilgili korku yaşayan anne adayları sezaryeni tercih etme eğilimindedir. Oysa hekimler, tıbbi açıdan bir olumsuzluk olmadığı takdirde anne ve bebeğin sağlığı açısından sezaryeni önermemektedir. Sezaryenin birinci doğum yöntemi olmamasının birçok sebebi vardır.

Öncelikle normal doğum bir ameliyat olmadığı için dikişler olsa bile annelerin iyileşme süreci sezaryene nazaran oldukça hızlıdır. Enfeksiyon, kan kaybı, pıhtı ve ameliyat kaynaklı komplikasyonların gerçekleşme riski çok daha azdır. Sezaryen de sorun olabilecek karın içi yapışıklıklar normal doğumda oluşmaz. Bebeğin emmeyi öğrenme süreci, annenin kilo verme süreci sezaryene göre çok daha hızlıdır. Ayrıca hastanede kalma süresi ve annenin günlük yaşamına geri dönme süresi sezaryende daha uzundur.

Normal doğum sonraki hamileliklerde öncekinden daha kolay olmakla birlikte sezaryen her zaman bir öncekinden daha risklidir. Sezaryenle doğan bebeklerde doğumda ve çocukluk çağında solunum problemleri ile karşılaşabilme olasılığı oldukça yüksektir. Bunun sebebi bebeğin akciğerlerinin sıvı ile dolu olmasından kaynaklıdır. Normal doğumda doğum sancılarıyla birlikte salgılanan sıvı bebekte sıvının boşalma sürecini başlatıp bebeği doğuma hazırlarken sezaryende doğum sancıları olmamasından dolayı bebeğin akciğerleri hazırlıksız yakalanmaktadır.

Sonuç olarak sevgili anne adayları, doğumunuzu hangi şekilde yapacağınıza karar vermeden önce kesinlikle hekiminizin önerilerini göz önünde bulundurmalısınız. Hekiminiz tıbbi açıdan normal doğuma olumsuzluk oluşturacak herhangi bir durum görmediyse normal doğumu tercih etmeli, normal doğum tıbbi olarak uygun değilse sezaryeni tercih etmelisiniz.

Ne zaman sezaryen yapılmalı?

Bazı kadınların sağlık sorunlarından dolayı fazla ıkınmaları zararlı olabilir. Özellikle çıkımda, yani doğumun en son anında annenin çocuğu itebilmek için dışarıya doğru bir itiş gücü kullanması gerekir. Bu itiş gücü kullanılırken bazı organlara zarar gelebileceği düşünülür. Dolayısıyla bu tip sağlık sorunu olan gebelerin normal doğum yapmamaları tavsiye edilir.

Anne adayının sağlık sorunlarına bağlı olarak ortaya çıkan sezaryen nedenlerine örnek olarak retina dekolmani olguları verilebilir. Ameliyat edilmiş ya da diğer yöntemlerle tedavi edilmiş olan retina dekolmani olgularında doğrudan sezaryen yapılması önerilir. Ameliyat edilmiş, hernie discal denilen bel fıtığı olguları da sezaryeni zorunlu kılan durumlardandır.

Özellikle ileri derecedeki, anatomiyi bozan doğuştan kalça çıkıklarında ve doğuştan pelvis kırıklarında da sezaryen yapılması önerilir. İleri derecedeki kalp hastalıkları olgularında da, annenin çıkımdaki o son eforu yapması zararlı olabileceği için normal doğum yaptırmaktan kaçınılması gerekir. Komplike olmuş, diyabet hastalarının (diyabetin yanı sıra başka sistemik hastalıkların da tabloya eklendiği durumlar) ve böbrek implantasyonu (nakli) geçirmiş olan gebe kadınların da sezaryenle doğum yapmaları önerilir.

Anne ve çocuğa bağlı sezaryen nedenleri

Sezaryen obstetrik nedenlere bağlı olarak yapılır. Annede veya çocukta gebelik boyunca ortaya çıkan hastalıklara bağlı olansezaryen nedenleri söz konusu olabilir. Örneğin; ağır preeklampsi denilen ve halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen olgularda, gebelik sonlandırılmak istendiğinde sezaryen yapılabilir. Bazen çocuğun gelişiminin, gününe göre geri kaldığı olgularda, doğumun erkene alınması gerektiği için sezaryene başvurmak zorunda kalınabilir.

Diyabetten etkilenerek ya da yapısal olarak çok iri olan (4 kilonun üstündeki) bir bebeğin doğum anında anneye zarar verebileceğinin düşünülmesi de bir sezaryen nedenidir. Baş – pelvis uyumsuzluğu söz konusu olduğunda, doğum anında bebeğin başının o kanaldan geçemeyeceği düşünüldüğünde de sezaryenle doğum önerilir.

Çocuğa bağlı olarak ortaya çıkan sezaryen nedenlerinden biri de çocuğun son ana kadar saptanmamış bazı anomalili hallerinin belirlenmesi (yapışık ikizler, çok iri başlı bebekler gibi) ya da çocuğun gelişiminin gününe göre aşırı geri kalmasıdır.

Sezaryen isteğinin nedeni doğum korkusu mu?

Bir insanın bilmediği bir olayı yaşayacağı zaman korkması normaldir. Bu her insan için geçerlidir. Doğum söz konusu olduğunda ise bu korkunun üstüne bir de gebe kadının etrafından duyduğu olumsuz sözler eklenir. Doğumdan korkan anne adaylarına öncelikle psikoterapi uygulanması gerekir.

Anne adayına psikoterapi uygulanarak duyduğu korkuyu azaltmak gerekir. Bu terapide öncelikle anne adayı, doğumdan korkmaması gerektiği, gebeliğin son derece fizyolojik bir olay olduğu, doğumun da onun gibi fizyolojik bir olay olacağı, her şeyin dört dörtlük seyredeceği ve doktorların orada bulunma nedenlerinin ortaya çıkabilecek problemleri gidermek olduğu konusunda ikna edilmeye çalışılmalıdır.

Gebe bir kadın şunu iyi bilmelidir: Doğumların genel olarak yüzde 95’i sorunsuz geçer. Doktorlar, genelde sadece geri kalan yüzde 5 oranındaki sorunlu doğumları uygun şekilde sonuçlandırmak için hazırdırlar. Sonuç olarak anne adayı öncelikle bunları düşünmelidir.

Ancak, Uzmanlar burada şunu özellikle belirtiyor: “Anne adayı hiçbir şekilde ikna olmuyor, söylediğim her şeye rağmen aşırı derecede korktuğunu söylüyorsa, bu kişiyi normal doğuma zorlamanın bir gereği olmadığı inancındayım. Çünkü bu tür bir zorlamayla zaten stres altında olan anne adayına ikinci ve ağır bir stres daha yüklemiş oluruz.

Anne adayına bu stresi yüklememek için, artık bunu kavramayacak kadar korkmuş durumda olanlara sezaryen yapmayı kabul ediyorum. Ancak yine de eminim ki, bu tip korkuları olan olguların dörtte üçü sağlıklı bir konuşma ile doğru kararı almaya sevk edilebilir.”

Sezaryen mi normal doğum mu?

Aslında sezaryenin de normal doğumun da kendine göre bazı pozitif ve negatif tarafları var. Uzmanlar sancısız normal doğum taraftarı olduğunu belirterek ekliyor. Epidural anesteziyle, yani belden yapılan bir iğneyle, annenin sancı çekmeden normal bir doğum yapması daha kolay çünkü bu anestezi yöntemi uygulanmaksızın yapılan doğumlar gerçekten kadınların çok ağrı çekmesine yol açıyor.

Anne adayının normal doğuma engel olacak bir rahatsızlığı olmadığı sürece ağrısız normal doğum en iyi yöntemdir. Bu yöntemde doğum sonrası da sorunsuz geçer. Çünkü belden yapılan iğneyi 2-3 gün daha orada tutarak dikiş yerlerinde doğum sonrasında görülen ağrıları ortadan kaldırabilmek mümkündür.

Şunu da belirtmek gerek; normal doğum anne, bebek ve hatta doktor için bazı sorunları da beraberinde getirebilir. Çocuğun çıkımda bazı sıkıntılar çekmesi, kalp sesinin bozulmaya başlaması ve doktorun bazı istemediği girişimler yapmak zorunda kalması gibi olgular normal doğumun negatif yönleri arasında sayılabilir. Pozitif yönleri ise, annenin anestezi almamış, ameliyat yükünü çekmemiş olması doğumdan hemen sonra ayağa kalkabilmesi, hiçbir şey olmamış gibi dolaşabilmesidir.

Ancak yine de normal doğumda çocuğun başının daha kolay çıkması için perinede yapılan kesi iyileşene kadar annenin ağrılar çekebileceği göz ardı edilemez. Bu kesi annenin yürümesinde, oturmasında kalkmasında bazı zorluklar yaratsa da günümüzde kullanılan ilaçlarla bu sorunların üstesinden daha kolay gelinebilir.

Normal doğumun diğer bir negatif tarafı da kadının seksüel yaşamını etkileyebilmesidir. Çünkü o büyük kesi, ardından o dikişler ve dikişlerin getirdiği nedbe dokusu bazen daha sonraki seksüel yaşamında anneyi etkileyebilir. Bu yüzden bazı kadınlar vajinada anatomik bir defekt olmasın diye de normal doğumu istemeyebilirler. Bu, çok dikkate alınacak bir korku olmasa da varlığı tamamen inkar edilemez.

Sezaryenin olumlu – olumsuz yönleri

Sezaryenle doğumun olumlu – olumsuz yönlerine geçmeden önce bunun bir alternatif doğum yöntemi olmadığını tekrar belirtmekte yarar var. Sezaryenin pozitif yönlerinden biri; anne adayının çocuğunu dünyaya getireceği tarihin belirli olmasıdır. O tarih geldiğinde hastaneye randevuyla gelinir, çocuğun ne zaman doğacağı stresi yaşanmaz. Bebekler genelde bu yöntemle pırıl pırıl doğarlar. Ancak sezaryen yöntemiyle doğan bebeklerde de sezaryene bağlı olarak bazı sorunlar görülebilir.

Örneğin, geçici takipne dediğimiz nefes almada zorluk sezaryenle doğan bebeklerde daha çok görülür. Hatta bazı bebekler nadiren de olsa bu geçici takipne nedeniyle bir iki gün yoğun bakımda tutulmak zorunda kalınabilir. Bugünkü ameliyat teknikleri, kullanılan anestezi yöntemleri, antibiyotik çağının nimetleri sayesinde sezaryende enfeksiyon ve ameliyat komplikasyonlarınin görülmesi riski minimuma indirilmiş olsa da varlığı yine de inkar edilemez.

Sezaryenle doğum yapan kadınlar için, doğum sonrası dönem, normal doğum yapan kadınlara göre çok daha zor geçer. Örneğin, anne, ayağa kalkmada, ilk dolaşmaları yapmada, gaz çıkarmada, hareketlerinin tam olarak normale dönmesinde daha büyük zorluklar yaşar. Ancak burada halk arasında var olan yanlış inançları düzeltmekte de yarar var.

Sezaryenle doğum yapan annenin çocuğunu normal doğum yapan bir anne gibi emziremeyeceği, bu kadınların sütünün olmayacağı gibi yanlış inançları dikkate almamaları gerekir. Bu tip yanlış inançlardan kaynaklanan korkular duyan gebelerin bu konularda doktorlarına danışmaları daha uygun olacaktır.

Sezaryenle doğumda nelere dikkat etmeli?

Uzmanlar sezaryenle doğum yapmış ya da yapacak gebelere bu konuda şunları öneriyor: “Bugünkü asepsi şartları, antibiyotik çağı ve ameliyat teknikleriyle enfeksiyon vs. gibi sorunlar büyük ihtimalle yaşanmayacaktır.

Burada önemli olan, doğru yer, doğru doktor ve doğru hastaneyi bulmaktır. Bu hizmeti mükemmel bir şekilde verebilecek devlet, sigorta ve üniversite hastanelerimiz var. Anne adaylarına en iyi hizmeti alacaklarına inandıkları yeri seçmeleri önem arz ediyor. Ama özellikle şunu belirtmekte yarar var: Öncelikle doğumdan korkmamak gerekiyor. Gebelik de, doğum da fizyolojik bir olaydır. Normal doğum, eğer dört dörtlük geçecekse seçilecek en doğru yoldur.”

Ne Zaman Sezaryen?

  • Retina dekolmani,
  • Ameliyat edilmiş bel fıtığı,
  • Böbrek nakli,
  • İleri derecede kalp hastalığı,
  • Komplike olmuş diyabet,
  • İleri derecede doğuştan kalça çıkığı,
  • Doğuştan pelvis kırığı,
  • Gebelik zehirlenmesi gibi sağlık
  • Diyabete bağlı olarak veya yapısal olarak çok iri (4 kilonun üzerinde) ya da Anomalili (yapışık ikizler, iri başlı bebekler) olduğu durumlarda,
  • Başıyla annenin pelvis kemiği arasında uyumsuzluk olduğu düşünüldüğünde

Doğumun sezaryenle yapılması önerilir. Bu tür durumlarda anne veya bebeğin hayatı riske girebileceği için sezaryenle doğum en doğru seçenektir. Yani doğum anne ve bebek için bir sorun yada problem oluşturacağı hekim tarafından düşünüldüğünde başvurulması gereken bir yöntemdir. Ancak günümüzde  gerek korku gerekse ağrıdan kaçınmak için tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir.

Normal doğumun her zaman daha sağlıklı olduğunu, anne adayının kendini çok daha çabuk toparladığını unutmayalım. Ayrıca normal doğum yapan annelerin süt yetmemesi, yada gelmemesi gibi sorunlar yaşamıyorlar.

Sağlıcakla Kalın.


Aşağıdaki yazılarımızı da okumalısınız. 

Doğuma Hazırlanırken Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Epidural (Ağrısız) Normal Doğum Nedir? Yapanlar Memnun Mu?

 


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Ay Ay Bebek Gelişim Evreleri

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu