Doğum

Erken doğum nedir? Nedenleri Nelerdir? Önlenebilir mi?

Hamileliğin normal süresi 40 haftadır. Bu hamileliklerin yaklaşık yüzde 15’i Hamileliğin on ikinci haftasından önce düşükle sonuçlanır. On ikinci haftayı tamamlayan bir gebeyi bundan sonra bekleyen en önemli tehditlerden biri, erken doğumdur. Bu nedenle erken doğumun tanımını, belirtilerini ve tedavisini bilmekte çok yarar vardır.

Erken doğum nedir?

Doğumu başlatan olay rahim kasılmalarıyla birlikte rahim ağzının açılmasıdır. Erken doğum, Hamileliğin yirminci haftasından sonra ve otuz beşinci haftadan önceki zaman dilimi içinde düzenli rahim kasılmalarının başlayarak rahim ağzının açılması ve doğumun gerçekleşmesidir. Hamileliğin ikinci yarısına girildiğinde, düzensiz rahim kasılmalarının görülmesi normal bir bulgudur. Erken doğum tehdidi tanısının koyulabilmesi için, ağrıların düzenli aralıklarla ve giderek artan sıklık ve şiddetle olması gereklidir. Bir gebe, Hamileliğin özellikle yirminci haftasından sonra rahimde düzenli kasılmalar hissediyorsa, hemen doktoruna başvurmalıdır. Yapılan çalışmalara göre erken doğum, hamileliklerin yüzde 5 – 15’inde karşımıza çıkar.

Erken doğum niçin tehlikelidir? Erken doğum önlenemezse, doğacak prematüre bebeklerin bakımı büyük sorun yaratabilir. Özellikle yeterli sayıda bebek yoğun bakım üniteleri olmayan merkezlerde, bebek ölümlerinin çoğunu prematüre bebekler oluşturur. Doğumun gerçekleştiği haftaya göre değişmekle birlikte, erken doğum önlenemezse bebek doğum ağırlıkları genellikle 1000 – 2500 gram arasında değişir.

Hamileliğin yirmi altıncı haftasından önce doğum gerçekleşirse, doğum tartısı çok düşük olacağı için, bebeklerin yaşama şansı hemen hemen hiç yoktur. Erken doğum bebek açısından olduğu kadar anne açısından da trajiktir. Uzun bir süre karnında taşıdığı, hareketlerini hissettiği bebeğini beklenmedik bir anda kaybetmek, annede ciddi bir psikolojik sorun yaratabilir.

Hangi gebeler erken doğum riski taşır? Hangi gebenin yüzde 5 – 15 oranındaki erken doğum riskini taşıyacağını önceden kesinlikle bilmek mümkün olmamakla birlikte, bazı durumlarda riskin arttığını bilmekte ve gebeyi buna göre uyarmakta fayda vardır.

Erken doğuma yol açabilecek risk faktörleri şunlardır:

  1. Çoğul hamilelikler
  2. Daha önce rahim veya rahim ağzı hastalığı geçirmiş kadınlar
  3. Daha önceki Hamileliğin erken doğumla sonuçlandığı durumlar
  4. Plasentanın erken ayrılması veya rahim ağzına yerleşmesi
  5. Annede kalp, böbrek ve akciğer hastalıkları bulunması
  6. Böbrek ve idrar yollarında enfeksiyon Sigara Doğuştan rahimdeki şekil bozuklukları Rahim ağzında yetmezlik olması

Erken doğumun belirtileri nelerdir? Erken doğumun en önemli belirtisi, düzenli aralıklarla oluşan rahim kasılmalarıdır. Kasılmalar önlenemezse, giderek rahim ağzında bir açılma ve buna bağlı vajinal kanama görülür.

Erken doğum önlenebilir mi?

Erken doğum tehdidi tanısı koyulana kadar, hastanın hemen hastaneye yatırılması gerekir. Hastanede çeşitli kan analizleri ve idrar kültürü yapılarak, bir enfeksiyon olup olmadığı araştırılır. Hastanın değerlendirilmesinde ultrasonun da büyük bir önemi vardır. Yapılan ultrasonografi ile bebeğin ağırlığı, suyunun miktarı ve plasentada bir özellik olup olmadığı değerlendirilir. Erken doğumun önlenmesinde çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Erken doğumun önlenmesi için, rahim kaslarının gevşetilerek, rahim kasılmalarının durdurulması amaçlanır. Bu işlemin tıbbi tanımına ‘tokoliz’ denir. Hastaya önce damar yoluyla tedavi uygulanır. Bu arada sürekli olarak bebeğin kalp hareketlerinin ve annenin rahim kasılmalarının izlenmesi gerekir. Eğer damar yöntemiyle tedavi başarılı oluyorsa, yavaş yavaş ağızdan alınan çeşitli ilaçlara geçilebilir. Bu arada gebe sürekli yatak istirahatinde olmak zorundadır. Ayrıca cinsel temas halinde bulunmamalıdır. Erken doğum tehdidi ile takip edilen hastalara haftada bir kere bebeğin akciğerlerinin olgunlaşmasını sağlayan kortizon iğneleri de yapılmalıdır.

Erken doğum tehdidinde tokoliz tedavisi

Tokoliz tedavisi ile yüzde 90 oranında erken doğum önlenebilir. Ancak bazen dirençli olgularda uzun süreli damar yoluyla tedaviye gerek duyulabilir ve hastanede kalış süresi uzayabilir. Tokoliz tedavisinin annenin kalp ve akciğer sistemi üzerine çeşitli yan etkileri olabileceği için, düzenli aralıklarla mutlaka dahiliye muayeneleri yapılmalıdır. Bu durum, uzun süreli damar yoluyla tedavi görmek zorunda kalan hastalar için geçerlidir.

Erken doğum tehdidi yaşayan gebelerin psikolojik olarak kendilerini doğuma hazırlamalarında ve tedavinin uzun süreli olabileceği konusunda da hazırlıklı olmalarında fayda vardır. Hamileliğin otuzbeşinci haftasından sonra oluşan kasılmalarda, bir tedavi uygulanması gerekli görülmez.

Hamileler kendilerindeki her tür uyarıya dikkat etmek zorundadırlar: Ağrı cinsi gerçekten doğum sancısı mıdır? Ne gibi şeyler yapıldığı zaman ağrılar çoğalır? Ve bu sancılar hangi sıklıkta gelmektedir? Sancıların bir saatte beş defadan veya bir günde on beş defadan fazla olması halinde hastanın hemen doktora başvurması ve kendisi için acil bir randevu alması gerekir.

Araştırmalara göre, gerçekten hastaya bu derece ilgi gösterilmesi ve yapılacakların açıklanması, anne adayının üzerindeki sıkıntıların biraz daha hafiflemesine yardımcı olur. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu hissi, hastanın huzursuz ve sinirli olmasına sebep verir. Özellikle hasta ile birlikte oturup tartışarak bu ağrıların nasıl yumuşatılabilineceğini ve kasılmaların ne şekilde durdurulabilineceğini konuşmanın kendisini rahat hissetmesi açısından büyük yararı olur. Bazen sadece doktorla konuşmak bile asıl nedeni kronik olabilecek bu kasılmaların azalmasını sağlar. Bazen de anne adayına yardımcı olan, rahatlatıcı masaj yapan ve onları gevşetmeyi deneyen ebelerin çabaları, hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlayabilir.

Erken Doğum Tehdidinde Anne Adayını Rahatlatmak Çok Önemli

“Her şey yoluna girecek” Uzmanlar, kadınları doğum sancılarını teşhis edebilmek için bilgilendirirken erken doğuma neden olabilecek sebepleri açıklıyorlar. Çoğunlukla da anne adaylarının “Bunu başaramayacağım” gibi bir düşünceye sahip olduklarını belirtiyorlar. Bu tür bir düşünceye, evde veya iş yerinde çok fazla çalışmak, stres altında bulunmak, doğumdan korkmak veya partnerle iyi bir ilişkiye sahip olmamak şeklinde yaşamsal zorluklar sebep olabilir.

Yapılan yöntemlerin külfeti, cinsel soğukluk, yardımsızlık hissi ve gözlemlemeler kadındaki korkuyu doğal olarak yok etmediği gibi güçlendirir. Jinekologlar yapabilecekleri en büyük hatanın anne adayını cesaretlendirmemek olduğunu belirtiyorlar. Gerçekte de tüm bu testler, deneyler esnasında, gittikçe morali bozulan hastaya “Her şey yoluna girecek!” gibi sözlerle cesaret vermek gerekir. Jinekologlar çoğunlukla kadınların bebekleri konusunda endişeye kapıldıklarını biliyorlar.

Her şey İlaç Değil

Hastaya övgünün önemi İlaç, homeopatik damla veya kaçınılması mümkün olmayan durumlarda verilen doğum ağrısını hafifleten maddelerin, hastaya en ufak ayrıntısına kadar açıklanması gerekir. Bir uzman “Her hamile görüşmeden sonra ne kadar dozda ilaç kullanması gerektiğini tam olarak kavrar. Hatta ağrı ve sancı durumuna göre dozu fazlalaştırıp, azaltabilir. Böylece hamileliği kontrol altına almayı öğrenerek kendine olan güveni artar,” şeklinde tecrübelerini anlatıyor.

Bu rahatlamanın sonucunda anne ve bebek arasındaki bağ, gerginleşmiş olan beden tarafından algılanıp tekrar canlanır. Kadının, doktor tarafından tıbbi koşullar altında sınırlanması ve kendisine zarar veren bir baskı altına girmesi yerine, sıksık övgü duyması ise daha olumludur: Çok güzel bir karnının veya yaşam dolu bir bebeğinin olduğunu söylemek hastayı oldukça rahatlatacaktır.

Resim yap, rahatla! Hastanelerde erken doğum sancıları ve ağrılarından dolayı yatağa bağlı kalan birçok hasta, normal doğum yapan kadınların yaşadıkları sıkıntılardan daha fazlasını yaşar. Ama ne yazık ki, hasta sayısının fazlalığı nedeniyle birebir yapılan rahatlatıcı konuşmalar hastanede daha az mümkün olur.

Konuyla ilgili bir uzman daha önce hastanede yatmış olan bir hastanın gevşemek amacı ile resim yaptığını ve bunun gerçekten çok işe yaradığını belirtiyor. Ayrıca resim yapmak, yattığı yerde renkli kalemlerle bir şeyler çizmek, terapistler tarafından da öneriliyor. İlaçların, yatağa bağlı kalmış olmanın, bebeğine yardım edemediği düşüncesinin, korku ve endişenin yarattığı bunalımlar, resim gibi bir hobi ile uğraşıldığı zaman daha az ortaya çıkar. Hatta hastanın resim yaparak kendi duygularını keşfetmesi ve güveninin yerine gelmesi bile mümkün olabilir. İncelemelere göre, resim yapması istenilen anne adayları çoğunlukla bebekle ilgili çizimler yapmayı tercih eder.

Anne adayının huzursuzluğu ve rahatlatılması

Özellikle bu tür durumlarda kadınların kendilerini iyi hissettikleri zamanlardan biri de fazla baskı yapmadan problemleri çözmeye çalışan grup tedavilerinde oluşur. Dolaşım sistemleri daha rahat işler ve karın bölgesinde daha az probleme rastlanır. Böylece doğum ağrıları diğer sıkıntılara oranla daha rahat geçer. Tıbbi teknikler yerine hamile ile birlikte geçirilen güzel zamanlar, sohbetler erken doğumu önlemek için bazen umut verici yöntemler olarak söylenebilir.

Erken doğumdan dolayı hastanede yatan hastalar zorlu doğumu düşündükçe huzursuz, sinirli olur ve bebeği ve aileleri için endişeye kapılırlar. Hatta çoğu zaman içinde bulundukları durumdan dolayı kendilerini suçlarlar. Tabii bu konumda özellikle hastanın eşine, ebeye ve doktora anne adayıyla konuşarak onu rahatlatma görevi düşer. Bu rahatlatıcı konuşmalar esnasında hamileliğin sonucunda sağlıklı bir bebek dünyaya getireceğini hastaya kabul ettirmeye çalışmak gerekir. Bakterileri öldürücü niteliğindeki savunma mekanizmasının sadece biyolojik olmayıp psikolojik Olarak da güçlendiğini düşünürsek bu tür yardımların önemi daha çok ortaya çıkar.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Ay Ay Bebek Gelişim Evreleri

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu