Doğum

Doğumdan Sonra Hastanede Ne Kadar Kalınır?

Doğumda oluşabilecek komplikasyonlara karşı önlem alabilmek için, anne ve bebek en az 24 saat hastanede kalmalıdır. Hastanede doğum yapan kadınların genel olarak ortalama yüzde 80’i (kırsal kesimde daha ağırlıklı olarak) mutlaka en kısa zamanda evlerine gitmek isterler. Bunların arasında doğumdan sonra kendini iyi hissedip, ilk sekiz saat içinde eve gitmek isteyen kadınların sayısı da ağırlıktadır. Doğum yapan anne adayının çok özel bir durum olmadığı taktirde hasta 24 saat içerisinde taburcu edilebilir.

Şayet tıbbi açıdan herhangi bir sorun yoksa, çoğu hastane doğum yapmış kadının eve gitmesi talebine karşı çıkmaz. Fakat, eğer kadın müdahaleli bir doğum geçirdiyse; yani bebeğin epizyotomi ile doğurtulmasında (anne üreme kanalının bütünlüğünün korunması ve bebeğe olası travmanın önlenmesi amacıyla bu bölüme doğumu kolaylaştırsın diye cerrahi kesi yapılması) ya da yine bu amaçla vakum, forseps uygulaması veya sezaryenle doğum söz konusuysa, kadının 3 – 4 gün kadar klinikte kalması gerekebilir.

Bunun haricinde eğer hipertansiyonla seyreden bir gebelik geçirildiyse; ardından hipertansiyonla seyreden, hatta krizlerin de eklenebildiği bir tablo ortaya çıkar (tre – eklampsi), anne yine bir süre hastanede tutulur. Bunun dışında; şayet doğum kanamalı geçmişse, enfeksiyon riski varsa, uzun sürmüşse veya su kesesinde mekonyum denilen, çocuğun dışkısıyla kirlenme varsa, bir süre sonra emboli atma riski oluşabileceğinden; anne ve bebeğin gözlem altında tutulması yararlı olacaktır. Zaten idealinde doğum hekimleri, hiç olmazsa doğumun komplikasyonlarına karşı önlem alabilmek için, doğum sonrası ilk 24 saat mutlak suretle loğusayı hastanede enterne etmek isterler.

Sağlık her şeyden önce gelir

Doğumdan sonra yapılacak bir takım değerlendirmeler vardır. Bunlar arasında annenin hayati fonksiyonları normal mi seyrediyor, rahimde çocuğun eklerine ait bir parça kalmış mı (plasenta denilen çocuğun sonu ve zarlar); bir kanama var mı; kadın genital (üreme) organlarında bir takım yırtık, enfeksiyon kuşkusu var mı; rahim toplanabiliyor mu veya bir sistemik hastalık birlikte mi seyrediyor gibi, incelemeler vardır. Bu gibi durumlarda genç anneyi mutlak suretle hastanede enterne etmek gerekir.

Zaten 24 saat sonra bile gelebilen; uterusun, yani rahmin tam toplanmamasıyla seyreden ağır kanama tabloları (atoni) vardır. Bütün bunları fark etmek için anne ve bebek mutlak suretle hiç olmazsa ilk 24 saat hastanede enterne edilmelidir. Günümüzde koşulları ne olursa olsun, hemen hemen her türlü hastanede, bütün doğumlarda bir çocuk hekiminin hazır bulunması istenir. Bu, özellikle büyük şehirlerde daha rahat mümkün olur.

Doğal olarak, vajinal doğum ya da sezaryen doğumu yaptırır yaptırmaz; dışarı alınan bebeğin kordonları bağlandıktan sonra hemen bebeğin ağız, burun ve boğaz mukozaları nuküs ve kandan temizlenir, yani solunum yolları açılır. Bebeğin kalp aktivitesine bakılır, sonra da Apghar skoru (kalp atım sayısı, solunum, tonüs, refleks ve renk) içeren beş kriterli bir değerlendirme yapılır. Buna yeni doğan değerlendirmesi de denilebilir. Bunlar kadın doğum hekimleri tarafından da yapılabilir. Fakat çocuk hekimleri tarafından yapılması en idealidir. Ayrıca bebeğe bir sistem muayenesi yapılır. Burada bebeğin doğuştan bir kalça çıkığı olup olmadığı muayene edilir.

Anne operasyon geçirdiyse, bebek ayrı yerde tutulur

Bazı riskli durumlarda bebeğe, anne genital sisteminden geçebilecek enfeksiyonlara karşı göz sklerasını antibiyotikli solüsyonlarla veya damlalarla geçirebilecek işlemler yapılır. Daha sonra bebek yıkanır ve yatağına yatırılır. Bundan sonraki dönemde bebek tabii ki izlenmeye devam edilir. Bebeğin gene idealinde 24 saat bebek odasında, bebek doğum hekiminin ve özel yetiştirilmiş bebek hemşirelerinin nezaretinde izlenmesi gerekir. Eğer anne operatif bir müdahale geçirmişse; bebeği hastanede kaldığı sürece annesinin yanında değil, diğer bebeklerle birlikte sürekli çocuk hekiminin ve hemşirenin gözetiminde tutulması gerekir. Herhangi bir diyabetik, hipertansiyonlu ve yakan uyuşmazlığı olan anne bebeğinde, bir süre sonra bebeği ilgilendirecek sorunlar çıkabileceği için, bu tür annelerin kendilerine ait bir problemi olmasa dahi, yine hekim tarafından bir süre daha klinikte enterne edilmesi istenir.

Yani bu kez anne rol değiştirir ve bebeği için refakatçı olarak kalır. Çünkü hipertansiyonlu bir bebekte gelişme geriliği olabilir. Bebekte kan uyuşmazlığından dolayı ileride bilirubin yükselmesine bağlı sarılık ve merkezi sinir sistemi sorunları çıkabileceğinden, yine anne ve bebeğin hastane kontrol altında tutulması gerekecektir. Diyabetik anne bebeğinde ise annenin diyabeti etkisiyle ortaya çıkabilecek bir takım metabolik bozukluklar olabilecektir. İşte tüm bunların önlemini alabilmek için, anne ve bebeğin mutlak suretle klinikte yatmaları gerekir.

Doğum sonrası özellikle hijyen çok önemlidir

Eve giden kadının öncelikle meme bakımına özen göstermesi gerekir. Çünkü, eğer meme tam boşaltılmamışsa, başında çatlaklar varsa veya meme enfeksiyon kapmışsa; meme ateşi ya da ileride meme apsesine varan iltihaplar oluşabilir. Ayrıca loşi dediğimiz; loğusalıkta görmeye alıştığımız kanlı bir akıntı vardır. Bu, artık rahim içindeki dokuların (bebek ve oluşumlarına ait maddelerin) atılmasından kaynaklanır.

İki hafta kadar sürebilir ve bu süre içinde çeşitli renk değişiklikleri gösterebilir. Rahim, iki hafta içerisinde pelvis kemiğinde pubis adı verilen mesafeye gelmesi gerekir. Yani karın bölgesinde ele gelmemesi lazım. Fakat tümüyle gebelik öncesi boyutlarına 4 hafta içinde gelir. Rahim, 6 hafta süren loğusalık dediğimiz dönemin sonu da son derece normale dönmüş olur. Onun için loşiye dikkat etmek gerekir.

Ayrıca ekstrevite denilen; özellikle ayaklarda, kollarda tromboflebit olabilir. Ağrılı bir çizgi veya sertlik hissedilmesi ve ateşle seyredilmesi bu rahatsızlığın belirtileridir. Bütün bunların yanında annenin solunum yollarının izlenmesi gerekir. Her şeyden öte, yeni doğum yapmış kadın hijyene çok dikkat etmesi gerekir. Özellikle dikişli doğumlarda bu çok daha riskli durumlar yaratabilir.

Meme uçları emzirme önce ve sonra ıslatılmış ve sabunlanmış yumuşak bir bezle silinmelidir. Doğum ebesi ya da hekimi evde bakım yapan kadınlara mutlaka yardımcı olurlar. Bunun için yeni doğum yapmış annelerin doktorlarını telefonla arayıp danışmaları veya evlerine çağırmaları yeterlidir. Ayrıca yeni doğum yapmış bir kadının en azından loğusalığı geçene kadar bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Bunun için bir akraba veya yakın arkadaş yardıma gelebileceği gibi, ücretli bir kadının tutulması da mümkündür.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu