Doğum

Doğum Sancısı Nedir? Nasıl Başlar? Nasıl Hafifletilir?


Doğum sancısı; anne rahminin kasılması ve rahim ağzının açılması sırasında doğumun habercisi ve doğumu kolaylaştıran bir pelvik sancıdır. doğumu Doğum sancısı her anne adayının korkulu rüyası. Hamile kadınların korku duymaları gayet normaldir, ama korkmaları kesinlikle gerekmez. Çünkü doğumun başladığı an anneye birden önceden hiç tahmin edemediği bir enerji gelir. Anne adayını her şey sanki kendiliğinden oluyormuş hissi sarar. Rahim, doğum sancıları başladığında kasılır ve rahim ağzının açılmasını sağlar. İlk iki – üç santimetrelerde kadınlar pek bir şey hissetmezler. Fakat sonra kadın doğum sancısı hissetmeye başlayabilir.

İlk bebeklerini dünyaya getiren kadınların yüzde 10’u doğum yaparken ağrı kesiciye ihtiyaç duymaz. Birden fazla doğum yapanların ise yüzde 25’i ağrı kesici almaksızın bebeklerini dünyaya getirirler. Fakat bunlar kadınların doğum yaparken hiç acı çekmedikleri anlamına gelmez.

Doğum Sancısının Skalası

Hamile kadınların, yanlış fikre kapılmaması için doğumun bazen çok sancılı geçtiğini bilmeleri gerekir. Ağrılar üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran bilim adamları birbirinden farklı ağrıların şiddetini araştırdı. Ve ağrılara 100 puan üzerinden puanlar verdiler. 80 puan alan bir sinir ağrısı çeşidinden hemen sonra 72 puanla hazırlıksız olarak ilk doğumunu yapan kadınların duyduğu sancılar geldi. Ağrıların şiddeti ilk defa doğum yapacak olan ama doğuma hazırlıklı olan kadınlarda 60 puana, ikinci – üçüncü doğumunu yapan kadınların hissettikleri sancıların puanı 50’ye (kemik kırılmasından daha fazla bir ağrı) düştü. Fakat doğa kadınlara doğumu atlatabilmek için gereken gücü de vermeyi unutmadı.

Doğadan aldığı bu güçle vücut kendini doğuma hazırlar. Hamile kalmadan önce acıya karşı dayanıksız kadınlar bile hamilelikle birlikte acılara karşı güç kazanırlar. Bu, bir deneyle kanıtlanmıştır. Deneyde doğumuna iki hafta kalan bir anne adayına ve hamile olmayan bir kadına tansiyon ölçme bandı takılır. Hamile olan kadında bant iki kat daha fazla sıkıldığı halde kadın acı hissetmez. Bu da hamile kadınların normalden daha fazla acıya dayanıklı olduğunu gösterir.

Doğum korkuları Tabii tüm bunlar hamile bir kadının doğumla ilgili korkularını yenmesi için yeterli değildir. Hamile kadınlar doğumun çok acı verdiğine, doğumu başaramayacaklarına ve ne zaman ne yapmaları gerektiğini bilemeyeceklerine inanırlar. Ve korkan kişi kısır bir döngünün içine düşer. Çünkü korku, gerginliği getirir ve gerginlik de daha fazla acı duyulmasına neden olur.

Uzmanlara göre, eğer kadınlar doğum hakkında bilgili iseler, doğum sancısı ile baş etmesini çok daha iyi başarabilirler.

  • İlk doğumunu yapacak annelerde doğum sancılarının başlaması ile birlikte normal doğum 12 saat içinde gerçekleşir. Bu süre ağrıların düzenliliğiyle orantılıdır.
  • İkinci ve üçüncü doğumlarda ilk doğum ağrısından sonra 8 saat içinde doğum olur.
  • Doğum ağrıları başlamadan veya başladıktan sonra su (amnios mayii) gelirse hemen doktora başvurulmalıdır.
  • Doğum sancıları başlayıp hastaneye gidilince çocuğun yakından takibi gerekir.

Bebek doğumda yardımcı olur. Bebeğin doğabilmesi için rahim ağzının 10 cm’e kadar açılması gerekir. Rahim ağzı 10 cm açıldığında, rahim iyice kasılır ve bebeğin dünyaya gelmesi için yol verir. Tüm bunlar saatler sürebilir, ama bu annenin onca saat boyunca aralıksız acı çekeceği anlamına gelmez. Doğum sancıları arasındaki süre annenin kendini toparlaması için yeterlidir. Doğumda anneye güç veren başka yardımcılar daha vardır;

Doğum sırasında bebek de anneye, bacaklarından destek alarak yardımcı olur. • Annenin leğen kemiği hamilelik dolayısıyla esnektir ve kemikler 2 cm’e kadar açılır. Dolayısıyla bebeğin kafasını rahat hareket ettirmesi için yeterince yer mevcuttur. . Hamile kadının vücudunda fazla miktarda endorfin hormonu vardır. Bu hormonlar, kişi gücünün çok üstünde zorlanırsa, ki bir bebek dünyaya getirmekte o denli zor bir iştir, ortaya çıkar. Bu hormonlar afyon benzeri etkiye sahiptirler. Yani doğa kadını yalnız bırakmaz. Fakat kadın kendi güçlerine inanmalıdır. Doğumun iyi geçmesi için kadının doğumu başarabileceğine dair inancı olmalıdır.

Hamile eğitim kurslarına gitmiş olan kadınlar, doğum sancılarıyla baş etmesini çok daha iyi başarabilirler. Kadın doğum sırasında doğanın ona verdiği güçleri iyi kullanabilirse çok daha az acı hisseder. Oysa güçlerini bloke ederse, doğum oldukça sancılı geçebilir. Kadınların bebeklerini yatarak dünyaya getirmeleri doğa gereği değildir.

Yatarak doğum yapmalarının nedeni doktorların bu pozisyonda daha rahat hareket edebilmelerinden kaynaklanır. Eğer kadına istediği gibi hareket etme özgürlüğü tanınsa, kadın çömelir veya dört ayak üstünde durur. Böylece sancıları hafifletmek için doğru hareketleri yapmış olur. Bebek de doğum kanalına giden yolu bu sayede çok daha rahat bulur. Kadın dik durursa, daha rahat nefes alıp verebilir, böylece kana yüzde 20 daha fazla oksijen gider. Eğer sesli bir şekilde derin derin karnın içine doğru nefes alırsa acıları hafifleten endorfin hormonu salgılanır.

Ayakta doğumda doğum sancısı daha azdır

Kadın ayakta durarak doğum yaparsa, ana toplardamara basınç uygulanmamış olur. Bu sayede de kan dolaşımı engellenmez ve plasentanın çıkması da kolaylaşır. Oysa kadın yatakta yatarak ve de bir sürü ilaç yutarak doğum yaptığında, doğanın ona verdiği avantajlardan faydalanamaz ve dolayısıyla doğum daha sancılı geçer.

Kadın kendisini rahat hissetmediğinde korku – gerginlik – acı üçgenini yaşamaya başlar. Bazı kliniklerde doğum, doktor ve ebelerin vardiya değişim saatine denk gelir. Bu da kadının gerginlik yaşamasına neden olabilir. Çünkü kadın belki doğumuna belli bir ebenin gireceğine sevinirken, birden başka bir ebenin gelmesiyle hayal kırıklığına uğrayabilir. Ya da doğuma giren doktoru daha önce hiç görmemiştir, adını dahi bilmiyordur, ama doktor kendisini tanıtma gereği bile duymadan kadının vücudunun en özel bölgesini kontrol eder.

Tüm bunlar doğum yapacak kadının tedirgin olmasına neden olur ve beyine mutluluk sinyalleri yerine tehlike sinyalleri gider, dolayısıyla beyin de adrenalin salgılamaya başlar. Damarlar daralır, kadının nefes alıp vermeleri ve kalp atışları hızlanır. Vücut, bu reaksiyonlari tehlike anında tamamen uyanık olmak için gösterir. Oysa tüm bunlar doğum için pek yararlı değil. Çünkü doğumun doğal akışını engeller.

Hareket özgürlüğü, kolay doğum demektir

Bunların yansıra bazı kliniklerde kadından sessiz olması beklenir, yüksek sesle bağırdığında ise, “şimdiden bu kadar bağırıyorsanız, o zaman eyvah halinize” gibi azar bile işitir. Böyle durumlarda doğum yapacak kadın daha da tedirgin olur ve doğum sancılarının harekete geçmesi için ilaca ihtiyaç duyar. Eğer kadınlar doğumun gidişini kendileri belirleyebilirse, doğum daha kolay olur.

Doğum yapacak kadın istediği gibi bağırabilmeli, hareket edebilmelidir. İsterse bir şeyler yiyip içebileceğini bilmesi, ki çoğu kadın o durumda zaten yiyip içmek istemez, kadını sakinleştirir. Eğer kadın doğum yaparken zorlanır veya çok fazla yorulursa PDA (Peridural anestezi: Omuriliğin alt bölgesine yapılan iğne) yapılabilir. Bu sayede kadının bilinci yerindedir ve acı hissetmeden doğumu aktif olarak yaşayabilir.

Doğumu etkileyen faktörler

Doğumun seyir ve sonucunu etkileyen ve belirleyen 4 ana faktör vardır:

Annenin “pelvis” adı verilen leğen kemiği ve bunu yerinde tutan ve döşeyen kas, ligament ve bağların anatomik yapısıdır: Doğum için en uygun yapı pelvis tipidir. Eğer pelviste iltihap ve kemik rahatsızlıklarına bağlı darlıklar ve şekil bozuklukları oluşmuşsa, fetus geçişi zorlaşabilir ve bazen imkansızlaşarak sezaryen ile doğuma götürebilir.

Hamileliğin son aylarında çoğu anne adayı karnında, kasıklarında, sırt ve belinde hafif ağrılar hissedebilir. Bu ağrılara yalancı ağrılar denir. Yalancı ağrılar kısa sürer, düzensizdir, istirahatle kaybolur ve rahim ağzında açılmaya neden olmaz. Bu tür ağrıları olan her kadın mutlaka jinekoloğuna gözükmeli ve doktorunun direktifleri doğrultusunda hareket etmelidir.

Fetus faktörü: Fetusun büyüklüğü, rahim içinde duruşu, doğum kanalına girdiği kısmı (baş, makat, ayak) gidişini etkileyen faktörlerdir.

Güç faktörü: Burada söz konusu olan rahim adalesinin kasılmalarla bebeği aşağı itme ve rahim ağızını açma işlemidir. Bu doğumun başlamasıyla birlikte 10 dakikada bir başlayıp, gittikçe düzenli, orta şiddette kasılmalarla gerçekleşir. Her iki – üç dakikada bir 50 – 60 saniye süren kasılmalarla rahim ağzı açılır ve bebek aşağı itilir.

Plasenta faktörü: Plasenta, fetus ile anne arasındaki besin, oksijen, hormonal ve imunolojik iletişimi sağlayan hamilelik ürünüdür. Plasentanın doğum kanalının ağzına yerleştiği durumlarda normal doğum imkansızlaşabilir.

Epidural anestezi nedir?

PDA, günümüzde doğumda kullanılan en etkili ağrı kesici yöntemdir. Halk arasında belden uyuşturma diye adlandırılır ve gittikçe bir çok merkezde doğumlarda daha sık uygulanmaktadır. Bu yöntemde bel kemiği içindeki spinal kanalda bulunan ve omur iliğini saran “dura motor” adlı zarın önündeki 5 mm genişlikteki boşluğa lokal anestezik madde verilerek analjezi sağlanır. Bu boşluğa özel bir iğne ile sivrilerek içeri ince bir kanül yerleştirilir ve belli aralıklarla bu kanülden anestezik madde verilir. Verildiği bölgedeki sinir köklerini uyuşturur.

Epidural anestezi avantajları

  • Tam bir analjezi sağlar Annenin şuuru açık, iletişim tamdır
  • Doğum sırasında sezaryen gerektirebilecek bir durum söz konusu olduğunda aynı teknikle sezaryene devam edilebilir

Epidural anestezi dezavantajları

  • Ağrı ileten sinir lifleriyle beraber damar dönüşünü ayarlayan sempatik sinir lifleri de bloke olur. Böylece kan bacaklarda göllenerek annede düşük tansiyon gelişebilir ve bebeğe oksijen taşınması bozulabilir.
  • Yanlışlıkla direkt olarak omur ilik kanalına girilirse, verilen anestezik madde beyin dolanımına girer, solunum ve kalp merkezlerine etkili olan sinir çekirdeklerini devre dış bırakıp, hayati önemi olan merkezlere zarar verebilir.

Doğa kadınlara doğum yaparken yardımcı olur. Hamile kalmadan önce acıya karşı dayanıksız kadınlar bile hamilelikle birlikte acılara karşı güç kazanır.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu