Çocuk

Yaz Tatilinde Çocukları Bekleyen Tehlikeler ve Alınacak Önlemler

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte yaşamda bir hareketlilik başlar. Çocuklar kış mevsimine nazaran daha fazla dışarda bulunur. Güneşe çıkmaları gelişimleri açısından faydalıdır da. Güneş ışığı metabolizmayı uyarır ve sağlığı artırır. Kanın akış hızını etkilediği gibi C ve D vitaminin yapımı için organizmayı uyarır. Fakat bu mevsime has birçok değişik hastalık ve kazalar da görülmeye başlanır. Bunların başında güneş yanığı, güneş çarpması, suda boğulma, mantar hastalığı, böcek sokmaları ve ishaller gelmektedir. Bu hastalıkların değişik belirtileri ve tedavi şekilleri vardır.

Çocuklarda oluşacak güneş yanığı

Yaz aylarında güneş yanıkları çocuklarda başlıca hastalıklardandır. Uzun süre güneşte kalma sonucu deride kızarma ve acı hissi ile ortaya çıkan güneş yanığı, özellikle ciltleri daha duyarlı olan açık tenli, açık renk gözlü bebekleri etkiler. Aslında tüm bebeklerin ciltleri güneşe duyarlıdır ve kesinlikle dikkatli koruma gerektirir. Güneş yanığı ağır hasar olduktan sonra gözlenir; yanık oluşurken çocuk yakınmadığından ebeveynlerin bu konuda uyanık olmaları gerekir. Güneşe maruz kalan her bölgeye blok yapıcı kremler (sun block) sürülmeli, her saat başı ve bebek havuza veya denize girdikten sonra bu işlem tekrarlanmalıdır. Gölgede oynaması, başlık hatta ince fanila giymesi için yönlendirilmelidir. Bebek, asla güneşin altında uykuya bırakılmamalıdır.

Güneş yanığı oluşması durumunda cilt çok fazla soğuk olmayan su ile serinletilmelidir. Çocuğa ince hafif giyecekler giydirilmeli, güneş sonrası losyonu ve kaşıntı giderici kremler sürülmelidir. Ertesi gün cilt kızarıksa güneşe kesinlikle çıkarılmamalıdır. Eğer çocuğun cildi soyulmuş veya su toplamışsa enfeksiyon ve ciltte iz kalmaması açısından mutlaka hekime danışılmalıdır. Çocuk, güneş yanığından korunmak için fazla güneşin altında durmaması gerekir ve ayrıca sabah saat 11.00 ile öğlenden sonra 15.00 arası güneşe çıkmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü o saatler arası güneşin en güçlü olduğu saatlerdir.

Çocuklarda güneş çarpması

Güneş çarpması güneş yanığından çok daha ağır bir durumdur. Güneş çarpmasında çocuğun ateşi çok fazla çıkabilir ve hatta şuur kaybına, aşırı kusmalara bile yol açabilir. Eğer bir güneş çarpması durumu varsa; aşırı ateş, dalgınlık, kusma hatta ishal ve aşırı su kaybına bağlantılı olarak tansiyon düşüklüğüyle karşımıza çıkabilir. Böyle bir durumda hemen hekime başvurulmalıdır. Özellikle şuur dalgınlığı varsa ağızdan sıvı verilemeyeceği için mekanik soğutmaya yönelinmelidir. Yani serin bezlerle soğutmalı; ateş düşürücü vermeli ve bu da hekim kontrolünde yapılmalıdır.

Çocuklarınız suda boğulma riski

Yaz aylarında diğer bir sorun da su boğulmalarıdır. Dünyada yaklaşık 140.000 kişi suda boğulmakta ve bunların yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Bu durum çocuklar arasında da en sık 1 – 4 yaş arasında görülmektedir. Ebeveynleri tarafından izlenmeyen, ailenin en küçük veya en küçüğünden bir büyük çocukların daha sıklıkla boğulma gözlemlenir. Aslında doğru olan havuzun etrafında hafif yüksek bir çitin veya duvarın bulunmasıdır. Ayrıca, çocukların başlarında anne – babaları olmadan yüzmeleri engellenmelidir.

Çocuk boğulma tehlikesi geçirdiyse paniğe kapılmadan yüzüstü yatırılmalıdır. Suyun drenajını sağlamak için baş hafif daha aşağıda olacak şekilde yatırılmalıdır, müdahale eden kişi kollarını çocuğun ya gövdesine ya da sırtına sarılarak bastırmalıdır. Burada amaç yuttuğu suyu çıkarmaktır. Ardından da solunum veya kalp atışı yoksa hemen yeniden canlandırma işlemine başlanmalıdır. Fakat bu işlem ancak bu konuda gerçekten deneyimli kişiler tarafından yapılmalıdır. Aksi takdirde çok ciddi sonuçlar doğurabilir.

Deniz ve havuzlardan bulaşan mantar hastalıkları

Denizlerden ya virüsler ya da bakteriler geçer. Özellikle ülkemizde altyapı sorunu olduğu için maalesef denizlerimize kanalizasyonun karışmasına yol açıyor ve dolayısıyla denizlerimiz kirleniyor. Bunun en belirgin göstergesi kolibasili oranının yüksek olmasıdır. Dolayısıyla bu insanlar için büyük bir risk teşkil eder. Bu nedenle çocukların özellikle Marmara Denizi’ne girmesi tavsiye edilmez. Denizlerin dışında havuzlardan da hastalık bulaşabilir. Denizlerden ve havuzlardan bulaşan bakteriler ve mantarlar enfeksiyonlara yol açmaktadır. Bunlarda gözde konjontivit, deride mantar veya bakteriyel enfeksiyonlar oldukça sık görülmektedir. Böyle bir durumda bir hekime başvurulmalıdır.

Çocukları böcek sokmaları

Sivrisinek, arı, akrep ve yılan gibi böcek sokmaları yazın rastlanan hastalıklardan biridir. Bebek yazın bir cibinlikle korunmalıdır. Fakat sivrisinek sokması oluşmuşsa ve bebek veya çocukta rahatsızlığa yol açıyorsa kaşıntı giderici kremler ya da alerjik reaksiyon yapmışsa ağızdan alınan antihistaminit denen şuruplar kullanılabilir. Yazın ayrıca arı sokmaları da olabilir. Arı sokmaları bölgesel reaksiyon yapabileceği gibi anaflaktik şoka da neden olabilir. Bölgesel reaksiyonlarda ısırılan bölgede hafif bir kızarıklık, şişlik ve ağrı hissedilebiliniz. Böyle bir durumda lokal uygulama ile kaşıntı giderici antihistaminit denen kremler uygulanabilir. Fakat anaflaktik şok denen durum solunum yollarını tıkayabilir. Böyle bir durumda hemen bir hekime başvurulmalıdır. Gecikildiği takdirde ani solunum yetmezliğinden dolayı bu şok kişinin ölümüne bile yol açabilir.

Bu mevsimde akrep veya yılan sokmaları da görülebilir. Çocuğu bir akrep veya yılan soktuysa ısırılan bölgenin biraz üstünde çok fazla sıkmayan bir turnike bağlanarak zehirin vücuda tam olarak yayılması engellenmelidir. Ayrıca ısıran böceğe özgü antiserumun kullanılması gerekir. Tüm bunlar hekim tarafından yapılmalıdır. Bu nedenle böyle bir durumda hemen hekime gidilmelidir. Eğer anne-baba çocuğu neyin soktuğunu bilemiyorsa bulgulara yönelik tedaviye gidilmelidir.

Çocuklar için yaz ishalleri

Yazın ishallerin daha sık görülmesinin nedeni bazı virüslerin daha çok yazın epidemilere yol açmasıdır. Bunların başında intravirüsler gelmektedir. Bu virüsler özellikle yazın daha fazla yaygındır. Rota virüsleri de yaz aylarında ishallere yol açabilmektedir. Ayrıca besin zehirlenmelerinin bu mevsimde daha sık artmasının nedeni dışarıda bırakılan besinlerin kısa sürede bozulması, bakterilerin çoğalmasıdır. Böylece bu besinler toksin salgılayarak zehirlenmeye yol açar ve ishal oluşur. Besin alındıktan ortalama dört saat sonra kusma ve ishal görülebilir.

Çocuk ishal olmuşsa hemen hekime başvurmak gereksizdir. Anne – baba kendisi de ishale karşı önlem alabilir. İlk iş olarak çocuğun kaybettiği sıvıyı yerine koymalıdır. Çocuğun alacağı sıvı kaybettiği tuzu, şekeri yerine koymalıdır. Eczanelerde böyle bir karışım satılmaktadır. İshalde, çok özel bazı ishaller hariç (kolera, dizanteri gibi) hemen antibiyotikler kullanılmamalıdır. İshal durdurucu ilaçlar da kullanılması önerilmez. Çünkü bunlar bağırsak hareketlerini yavaşlatarak geride bakterinin daha çok birikmesini sağlarlar. Bu ilacın alımı sonucu belki görünürde ishal durur fakat sıvı kaybı devam eder.

Aslında suni olarak ishalin durduğu görülür ama çocuğun durumunda kötüleşme daha da belirginleşir. Dolayısıyla ishal durumunda çocuğa kaybettiği sıvıyı vermek en doğrusudur. Fakat çocuk kusuyor, verilen sıvı karnında aşırı şişmeye neden oluyorsa ve ağızdan bu sıvının verilmesi mümkün değilse o zaman mutlaka hekime başvurulmalıdır. İshalde bir diğer yaklaşım da diyet uygulamasıdır. Yağlı besinlerin yerine daha çok pek tutucu örneğin patates, pirinç lapası, elma muz gibi besinler önerilir. Halk arasında ishal durumunda kola da kullanılmakta, fakat kola hekimler tarafından önerilmez.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu