Çocuk

Yaramaz Çocuğa Nasıl Davranmalı? Ne Yapmalıyız?

Yaramazlıkları çok fazla önemseyen aileler, çocuklarını yeni yaramazlıklar yapmaları için heveslendirirler. Peki nasıl davranmak gerekir? Yaramazlıklar göz ardı mı edilmeli?

Bebekler söz konusu olduklarında bütün ebeveynler mükemmel birer psikolog olurlar. Bebek biberonundaki mamayı tamamen içerse veya gaz çıkartırsa, anne ve baba coşkulu bir şekilde ona sevgi gösterileri yapmaya başlar, hayranlıkla çocuklarının altını temizlerler.

Bebek bir de gülümsemeye, emeklemeye veya yürüyebilmek için çaba sarf etmeye başlarsa, ebeveyn mutluluktan uçmaya bile başlar. Burada belirtilen bütün tutumlar, davranış psikolojisine girer. Çünkü bu psikoloji dalının ilk kuralı şudur: Eğer bir insanın davranışlarının kuvvetlenmesi isteniyorsa, bu insanın davranışları mükafatlandırılmalıdır. Bebekler sarılarak, sevilerek, alkışlanarak, sevgi gösterilerinde bulunarak mükafatlandırılırlar. Amaç; çocuğa davranışının doğru olduğunu göstermektir.

Çocuklar açısından aslında ceza da bir ödüldür

Çocuk büyüdükçe de doğru tutumlarını mükafatlandırmak için çeşitli yöntemler denenir: omuzuna hafifçe vurulur, yumuşak bir şekilde başı okşanır, küçük bir hediye verilir… Fakat bu zamana kadar yetiştirmenin çok önemli bir kuralı unutulur ve “kuvvetlendirmek” başka bir şekil alır. Artık kuvvetlendirmek kızmak, bağırmak ve cezalandırmaktır.

Çocuklarda davranışı kuvvetlendirmek

Bir davranışı mükafatlandırmanın, o davranışı kuvvetlendirdiğini belirtmiştik. Peki, bağırmak da bir kuvvetlendirme midir? Maalesef, evet. Çünkü çocuklar genellikle her hangi bir durum karşısında gördükleri ilgiyi kuvvetlendirme olarak algılarlar. Bu nedenle bağırma ve cezalandırma da çocuklar için bir çeşit mükafattır. Çocuk yetiştirmenin bu kadar karışık bir hal alması da bu duruma bağlıdır. Cezaların fazla işe yaramamasının nedeni de bu anlaşmazlıklardan kaynaklanır.

Günlük hayatta yaşananlara bir örnek vermek gerekirse: 18 aylık bir bebek bütün kuvvetiyle bir elektrik kablosunu çekebilir. Çocuk aslında çok sakindir ve böyle bir yaramazlığı daha önce hiç yapmamıştır. Peki, bebek acaba neden kabloyu çekmeye çalışır? Bu gördüğü şeyin neye yaradığını anlayabilmek için de büyük çaba sarf eder. İlk önce kabloyu yalar; fakat kablo tatlı değildir. Çocuk kablonun düz bir cisim olduğunu anlar. En sonunda kabloyu çekmeye karar verir. Bu sefer de ayaklı lamba sallanmaya başlar. Bu çok heyecan vericidir ki, tam o sırada anne çocuğun yanında belirir.

Anne çocuğa yavaş bir şekilde yapmaması gerektiğini anlatabilir. Ama çocuğa telaşlı bir şekilde bağırarak bunu bir daha yapmaması gerektiğini de söyleyebilir. Burada annenin çocuğa gösterdiği tepki çok önemlidir. Anne sert tavırlarıyla çocuğun davranışını kuvvetlendirir ve böylece yapılmaması gereken davranışı pekiştirmiş olur. Bu da öğrenilmesi gereken davranışın tam tersinin öğrenilmesine yol açar.

Çocuğun yaramazlığını pekiştirmemek için  ne yapılmalıdır?

Psikologlar ikinci bir çözüm yolu gösteriyorlar. Bu da yapılması istenmeyen davranışların tekrarlanmaması için, çocuğa yaramazlık yaptığında tepki vermemekle veya yaptığını önemsememekle olur. Bu ilk bakışta çok mantıklı görülebilir, fakat görüldüğü kadar kolay değildir. Çocuğun yaptığı bir yaramazlığı göz ardı etmek veya bununla ilgilenmemek çok zordur. 3 yaşındaki çocuğun, annesinin elini bırakarak tren raylarına koşmasına hiç bir anne göz yumamaz. 3 yaşındaki kıskanç bir çocuğun minik kardeşiyle sihirbazlık yapmasına da izin verilemez.

Oyun parkında 2 yaşında bir çocuğun arkadaşlarını ısırması göz ardı edilemez. Ufak bir çocuğun odasında yangın çıkarmasına da kayıtsız şartsız kalınamaz. Tabii ki örneğimizdeki gibi bir durumda da anne çocuğunun lambayı devirmesini hiçbir tepki göstermeden izleyemez. Başka bir değişle, aileler çocuklarının kendilerine veya başkalarına zarar vermelerine izin veremezler. Yani psikologların önerdikleri gibi çocukların yaramazlıklarına tepki vermemek, bazı durumlarda yanlış anlaşılmaya neden olabilir. Böylece yetiştirmenin önemli bir kuralı da gerçek hayatta kullanılamayabilir.

Olaylar ve tepkiler

Her şeye rağmen tepkisiz kalma kuralının yetiştirmede çok büyük bir yardım payı var. Ancak kuralın biraz değiştirilmesi ve genişletilmesi gerekir. Şöyle ki: İstenmeyen bir davranışın azalmasını sağlamak için, olabildiğince üzerine gidilmemesi gerekir. Ayrıca çocuğun ilgisini başka yöne çekmek gerekir. Böylece çocuk zarar verici davranışlar yerine ilgisini verimli olabileceği olaylara yoğunlaştırabilir. Aileler özellikle tekrarlanan olaylar karşısında, çocuklarının neden bu şekilde davrandıklarını düşünmelidirler. Annesinin elinden kaçıp tren raylarına gitmeye kalkışan çocuğa trafik kurallarından bahsetmek anlamsız olabilir.

Çocuk zaten buna benzer birçok konuşma dinlemiştir.

Bunun yerine çocukla daha fazla ilgilenmek gerekebilir. Dolaşmaya çıkıldığında anneler veya babalar sadece kendi düşünceleri doğrultusunda davranmamalıdırlar. Dolaşma sırasında çocukları ile konuşmaları, çocuklarının anlattıklarını dinlemeleri gerekir. Ancak bu şekilde çocuk istenmeyen davranışlardan uzak tutulabilir. 3 yaşındaki kıskanç çocuğa, küçük kardeşine kötü davrandı diye, fazla sitem edilmemelidir.

Çocuğa sadece, aile bireylerinin birbirlerine bilerek zarar vermelerinin doğru olmadığını söylemek yeterli olacaktır. Fakat ona kendi yaratıcılığını bulabilmesi için yardım da edilmelidir. Ebeveynler çocuklarını yeni doğan bebek yüzünden ihmal edip etmediklerini düşünmelidirler. Oyun parkında arkadaşlarını ısırmaya kalkan çocuğun davranışına anında müdahale edilmelidir. Fakat çocuğa, bunu yaptığı için aşırı ilgi gösterilmemelidir.

Çocuk bu tutumundan sonra 5 dakika kadar kendi haline bırakılmalıdır. Eğer bir daha böyle bir şey yapmaya kalkarsa eve götürülmelidir. Çocuk kum parkında ısırılmadık kişi bırakmazsa, anne veya baba bir süre çocuğu ile kumda oynamalıdır. Odasında ateş yakmaya kalkan çocuk kesinlikle göz ardı edilemez ve dikkati kesinlikle başka bir yöne çekilemez.

Ancak onu cezalandırmak da çok yersiz bir davranış olacaktır. Bu durum karşısında ebeveynlerin ciddi bir şekilde çocuklarının problemleri olup olmadığını düşünmeleri gerekir. Çocuk aşırı ilgisizlikten dolayı dikkatleri bu şekilde üstüne toplamaya çalışabilir. Ayaklı lambayı devirmeye kalkan çocuğun annesi çok sakin davranmalıdır. Ona sevgi ile yere düşen lambanın işe yarayamayacağını ve ışık saçamayacağını anlatmak gerekir. Çocuk böylece oyalanmış olacak ve zamanla daha ilginç objeler keşfetmeye başlayacaktır.

Bu da çocukların kabloları unutmasına yardımcı olur. Fakat anneler 2 – 3 kez daha böyle bir olayla karşı karşıya kalabilirler. Bazı durumlarda en iyi çözüm çocuğu başka odaya götürmek olur. Başka bir değişle, çocuğa ilk önce yaptığı yaramazlıktan dolayı fazla ilgi gösterilmemelidir. Çünkü bu şekilde çocuğun o objeye karşı ilgisi artacaktır. İkinci olarak çocuğun dikkatini başka bir yöne çekene kadar, başka bir oyuncakla ilgilenmesini sağlayana kadar, onunla ilgilenilmelidir. Fakat çocuk bunlardan sonra bile aynı yaramazlıkları yapmaya devam ederse, onun bir sorunu olabileceğini düşünmek gerekir. Bu sorunun sebebini öğrenebilmek için de çocuğa daha fazla şefkat gösterilmelidir.

Çocuğun yaramazlıklarını görmezlikten mi gelmeli ?

Her şeye rağmen çocuklarla yaşamak bu kadar komplike olmayabilir. Yaramazlıklarının arkasında ise her zaman bir problem yatmaz. Bu nedenle bazı durumlarda muziplikleri görmezden gelmek gerekir. Ama burada genellikle yanlış anlamaya yol açan kelime üzerine durulmalıdır. “Görmezlikten gelme” hiç bir şeyi görmeme, duymama anlamına gelmez.

Çocuklar ailelerinden ilgi görmek istiyorlarsa, bunu zorunlu bir şekilde de olsa, elde edebilirler. Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarına “Yaptıklarını görüyorum, fakat şu an bu konu ile ilgili olarak sana bir şey söylemeyeceğim” mesajını vermeleri daha önemlidir. Bu şekilde anneler çocuklarına yaptıkları zararların o kadar da önemli olmadığını hissettirebilirler. Örneğin: 4 yaşında bir kız çocuğunun arkadaşlarından öğrendiği bir küfür sözcüğünü sabahtan akşama kadar tekrarlaması, anneyi çileden çıkarmamalıdır.

Anne çocuğuna bu kelimeyi yasaklamaması gerektiğini bilmelidir.

Çocuğun bu kelimelerine karşı anne hafifçe gülümsemelidir. Fakat bağırıp çağırmamalıdır. Eğer kızı bu kelimeleri sarf etmekten vazgeçmezse, anne çocuğun eline elektrik süpürgesini verebilir. Bu şekilde çocuğun ilgisi bir süre için başka yöne çekilmiş olur. Bilindiği gibi ufak kız çocukları etrafı toparlamayı çok severler.

2,5 buçuk yaşındaki bir çocuk hiç konuşmadan annesinin ilgisini nasıl çekebileceğini bilir. Annenin işi başından aşkın olsa bile, çocuk dikkat çekmeyi başarır. Anne mutfakta yemek yapıyordur, çocuk mutfağa girer buzdolabının kapısını açar ve öylece bırakıp gider. Aslında anne çocuğa kaç kere bunu yapmamasını söylemiştir. Ona kaç kere bu yüzden bağırmıştır. Fakat annenin bu şekilde davranmaması gerekir.

Eğer çocuk sessizce mutfağa gelip buzdolabının kapısını açıp gidiyorsa, anne sessizce buzdolabını kapatmalıdır. Bu esnada anneye buzdolabından bir erzak lazım olursa, annenin çocuğa seslenmesi yeterli olur. Bu sayede çocuk kendisinin işe yaradığını ve ilgi gördüğünü hissedecektir. Fakat her problem örneklerimizdeki kadar kolay halledilemeyebilir.

Bu nedenle ebeveynler çocuklarının problemlerini anlamakta güçlük çekiyorlarsa ve çözüm yolunu hiçbir şekilde bulamıyorlarsa; ebeveynlerin mutlaka psikolog, pedagog, psikiyatrist gibi danışmanlara başvurmaları ve onlardan yardım istemeleri gerekir.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu