Çocuk

Televizyonda Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri ve Dikkat Edilecekler

Televizyonda Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri üzerinde anne babaların bilgi sahibi olması oldukça önem arz etmektedir.Teknoloji çılgınlığından çocuklar da paylarına düşeni alıyor. Çağın olan şiddet, onları çizgi filmlerle yakalıyor. Ekranın önünden ayrılamayan çocuk, o nefes kesen görüntüleri kaçırmamak için arkadaşlarıyla oynamaya bile gitmiyor.

Uzun süren bir dönem sonrasında her şeye bedel bir mutluluk olan bebek, bütün hayatımızı üstüne kurduğumuz bir varlık. Ancak günümüz şartları ve ekonomik sorunlar onunla her zaman gerektiği kadar ilgilenmemize fırsat vermiyor. Para kazanmak uğruna onu evdeki tüm tehlikelerle karşı karşıya bırakmak zorunda kalıyoruz. Bu durumda en büyük tehlikeyi ise televizyonlar oluşturuyor. Çünkü o, masum bilinen ve çocuklar tarafından çok sevilen çizgi filmler, pek dikkatinizi çekmemiş olsa da yeterince şiddet içeriyor. Bundan kolaylıkla etkilenen saf ruhlar, bilmeden kendilerine ya da çevrelerine zarar verebiliyorlar.

Şiddet Doğuştan İçimizde Var

Doğuştan itibaren içimizde var olan bir duygudur, şiddet. Ancak “kendini savunmak” amacıyla girişilen bu eğilim, sadece tehlike anlarında ortaya çıkıyor. Şiddet yerine daha çok agresyon olarak tanımlanıyor. Özellikle kendini korumak amacıyla bu eğilime gereksinim duyuluyor. Zamanla çocuğun duygularının olgunlaşması ve beynin gelişmesini tamamlaması ile şiddet arka plana itiliyor. İnsanoğlunu hayvanlardan ayıran, beynin ön bölgesinde bulunan korteks, çevredeki tüm olaylardan etkileniyor. Eğer çocuk şiddeti çok fazla görüyorsa, bu onun daha duyarsız davranmasına neden oluyor. O nedenle küçük yaşta şiddet içeren her türlü program çocuklar üzerinde negatif etki

Çocuğunuz Televizyon İzlerken Onu Yalnız Bırakmayın.

Çocuğunuz Televizyon İzlerken Onu Yalnız Bırakmayın.
Çocuğunuz Televizyon İzlerken Onu Yalnız Bırakmayın.

Çocuk, televizyon karşısına geçtiğinde hiçbir şekilde yalnız bırakılmaması gerekiyor. Çünkü o dönemde ekranda gördüğü her şeyi “doğru” olarak algılıyor. Örneğin bir çizgi film karakteri eğer parmağını keserse ve yerine tekrar yapıştırırsa, o zaman o da bunu denemek isteyebilir. Böyle durumlarda ebeveynler çocuğa bunun gerçekte mümkün olmadığını anlatmalı.

Çocuk, bir çizgi filmi izlemeyi çok istiyor ise, izlemeli. Fakat yanında mutlaka kendisine açıklamada bulunacak bir yetişkinin olması gerekiyor. 12 yaşına kadar çocuk gerçek ve gerçek dışı olan olayların ayrımını yaparken zorlanıyor. O nedenle, aile, bunun gerçek olmadığını, bir hayal ürünü olduğunu, çocuğa açıklayarak anlatmalı. Aksi halde çocuk gördüklerini merak edip, kendinde ya da başkasında uygulayarak büyük zarara neden olabiliyor.

Burada önemli olan, sadece şiddetin miktarı değil, aynı zamanda çocuğun gördüğü o şiddet zevkini de yakalayabiliyor olması. Örneğin; televizyondaki bir çizgi film kahramanı bir böceği ezerken gülüyor. Bu durum da çocuğun, şiddetin yarattığı hazzı öğrenmesine ve daha büyük ölçüde etkilenmesine sebep oluyor.

Çocuklar hareketliliği seviyor.

Bu nedenle aktif karakterlerin bulunduğu çizgi film kahramanları onların beğenisini kazanıyor. Ve kendilerini bu karakterle özdeşleştirmeye başlıyorlar. Eskiden televizyonlarda Heidi, Şeker Kız Candy gibi karakterler bizim kahramanlarımız olurken, günümüzde kahramanlar; savaşanlar ve öldürenler olmaya başladı. Önceleri pasif şiddet işleniyordu, oysa şimdi durum farklı. Artık günümüz çizgi filmlerinde kötüler kazanıyor.

Televizyon, eğitim kodunu kullanmıyor, ancak yine de insanları eğitiyor. Çocuklara belli bir yaşam tarzını öğretiyor. Fakat bu arada düşünmeyi durduruyor. Bu durumu engellemenin tek yolu da çocuğun radyo dinlemesini sağlamaktır.

Çizgi filmdeki şiddetin çocuğun olumsuz ruhsal gelişiminde tek etken olmadığını söylüyor. Aile içindeki şiddetin de çocuğu negatif yönde etkilemektedir. Aile ortamında eğer bir şiddet uygulanıyor ya da şiddet bir iletişim yöntemi olarak kullanılıyor ise, çocuğun ileride farklı bir davranış göstermesi beklenemez. Çocuğun sık sık yalnız kalması da çok önemli bir faktör.

Ancak şu da bir gerçek ki; şiddet içermeyen filmler çocuklar tarafından beğenilmiyor. Çünkü şiddet beraberinde hareketliliği getiriyor. Eğer çocuk iyi denetlenip, nerede nasıl davranacağını biliyorsa, şiddet onda etkili olmaz.”

Çocuk İle İletişim

Anne baba, çocukları ile aynı evi paylaşmalarına rağmen çok az iletişim kuruyorlar. Aileleriyle sadece akşam yemeğinde birlikte olabilme şansı yakalayan çocuklar, bir şeyler anlatmaya başladıkları zamanlarda, “Çok yorgunum daha sonra anlatırsın” cümlesi ile karşılaşıyorlar. Bu, onların farklı yönlere eğilim göstermelerine neden oluyor. O nedenle ebeveynler çocukları ile daha fazla ilgilenmeli.

Çocuk, böylece her şeyin doğrusunu anne babasından öğreniyor, gördüğü ve duyduğu her şeye inanmaması gerektiğini biliyor. Anneler çocuklarına, “Gününü nasıl geçirdin?” diye sormalı. Bu şekilde, karşılaşılacak tehlikelere karşı önceden önlem alınabiliyor. Çocuk ilgisizlikten televizyona yöneliyor. Anne ya çalışıyor ya da evdeki işler ile meşgul oluyor. Oysa çocuk evdeki boş zamanını bir yabancı ile birlikte geçiriyor. Bu nedenle çocuk, şiddet içeren görüntülerle çok sık karşılaşıyor.”

Televizyonda şiddet noktasında çocuklarımızı korumak için anne babalar, çocuklarına doğru mesajları verebilmek için onlara masal anlatmalı. Bizim de çocukluğumuzdan tanıdığımız masalları, onlara bir kez sevdirebilirsek, çocuklarımızı o renkli kutunun önünden bir parça ayırıyor olacağız. Çocuğun en sevdiği varlıktan gelen ses ile masalları dinlemesi onu bir kat daha fazla etkileyecektir. Böylelikle hem çocuğunuz gelişecek, hem de siz çocukluğunuzu tekrar yaşama fırsatını ele geçireceksiniz.

RTÜK’ün yayın değerlendirmesi;

  • Televizyonda şiddet önleme noktasında bireyi ve toplumu duyarsızlaştıran ve şiddet kullanmaya yönelten, özendiren yayın yapılamaz
  • Yayında insanları intihara yönlendirici ya da intihara teşvik edici unsurlara yer verilemez.
  • Haber programı ve güncel programlarda şiddet unsuru ses ve görüntüler sadece olayın gerektirdiği ölçüde verilebilir.
  • Şiddet unsuru ağırlıklı yapımlar, çocuk ve gençlerin etkilenmemeleri için önceden uygun uyarılarda bulunması kaydıyla saat 23.00 ile 05.00 arasında yayınlanabilir.
  • Bu tür programların tanıtım duyurularında, şiddet içeren bölümleri yer alamaz ve bu duyurular saat 21.30’dan önce yapılamaz.

Her ne olursa olsun, çocuğunuzu televizyonla baş başa bırakmamalısınız. Ne izlediğinden neleri taklit ettiğinde, televizyonun çocuğunuz üzerindeki etkilerini takip etmeli ve çocuğunuzu bu değerlendirmeler sonucunda yönlendirmelisiniz.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu