Çocuk

Kardeşler Arası Kıskançlığı ve Kavgaları Önlemenin Yolları

Çocuklarda en çekilmez olan şey ne biliyor musunuz? Sürekli kavga edecek bir neden bulmaları ve bağırıp çağırmaları. Bu hareketleri benim neredeyse artık düzenli olarak sinirlerimin bozulmasına yarıyor.

Aslında çocukların kavga etmelerinin normal olduğunu biliyorum ve en sevecen anne babaların bile bunu engelleyemediklerini de biliyorum. Rekabet biz insanların doğasında olan bir şey. Kardeşler de çoğu zaman birbirini rakip olarak görür. Aralarında sürekli olarak bir kıyaslama söz konusudur; “en iyi notları kim alacak?”, “en güzel kuleyi kim yapacak?” yarışı amansızca sürer gider. Her birinin amacı ailede bir yer edinmektir. Eğer büyük kardeş matematik dersinde başarılıysa, küçük kardeş de spor dersinde büyük bir başarı gösterir. Birçok kardeş büyüdükten sonra bile hala rekabet halindedir.

Kardeşler arası kıskançlık nedenleri

Kıskanmanın nedenlerinden en önemlisi, anne babanın sevgisini kazanabilmektir. Kardeşlerden her biri anne baba tarafından ödüllendirilmek için uğraşır. Aralarımdaki bu didişme zamanla yarış haline dönüşür. Bazen aralarında kıskanmaların da görülmesi doğal bir süreçtir. Daha az ilgi gören veya gördüğünü zanneden kardeş ise eline fırsat geçtiğinde diğer kardeşini anne babasının gözünde küçük düşürmeye çalışabilir.

Kendisinden daha akıllıca hareket etmesi beklenen büyük kardeş, her şeyi yapmasına izin verilen küçük kardeşe eziyet etmeye başlar. Bu küçük çekişmelerin sonucunda uzun süren düşmanlıklar oluşabilir. Bunu önlemek için biz anne babalar çocukların her birine eşit davranmaya çalışmalıyız. Çocuklar arasında bir fark gözetmemeliyiz. Bazen bunu yapmak anne babaya zor gelebilir. Çünkü sevgiyi eşit paylaştırmak bazen zor da olabilir. Ama buna özen göstermek kardeşler arasındaki kıskançlığın en asgari düzeye inmesine yardımcı olur.

Kardeşler kavga ederse nasıl davranılmalı?

Çocuk odasında korkunç bir gürültü koptuğunda biz anne babalar kendimizi olayın dışında tutmaya çalışmalı ve çocukların arasına girmemeliyiz. Böylece çocukların sırf dikkatimizi çekmek için kavga etmelerini engellemiş oluruz. İşte bu düşünceden yola çıkarak, çocuklarıma aynen anlattığım gibi davrandım ve inanın işe de yaradı. Onlar kavga ettiklerinde ben duymamazlıktan geldim (bu tamamen bir konsantrasyon işidir). Benden taraf tutmamı istediklerinde de “Hayır! Bu tartışmanızı kendi aranızda halletmelisiniz” dedim ve olaydan uzak durdum.

Çocuklarım bu sayede aralarındaki meseleleri kendileri halletmeyi öğrendiler. Kardeşler arasındaki ufak tefek tartışmalar onları hayata hazırlar. Eleştirileri kaldırabilmeyi, kendi fikrini savunmayı, başarı ve başarısızlıklarla baş etmeyi öğretir. Çocuk odası bir nevi mikro dünyadır.

Burada çocuk sosyal davranışların alıştırmalarını yapar. Peki, şimdi tüm bunlar anne babanın hiç bir şekilde, kardeşler birbirini öldürse de, karışmaması anlamına mı gelir? Hayır! Bu anlama gelmez. Tabii ki müdahale etmemiz gereken durumlar da vardır. Örneğin, üç yaşındaki çocuğunuz ablasına durmaksızın tekmeler attığında veya yedi yaşındaki abla kardeşini bir sürü küfürlü kelimeler kullanarak azarladığında devreye girmeliyiz.

Yani bedensel ve psikolojik tehlikeler söz konusu olduğunda hemen araya girerek olaya el koymalıyız. Ama bunu yaparken hakim konumunda olmamaya dikkat de etmeli ve o anki sinirimizle hemen bir suçlu bulup onu yargılamamalıyız. Neden söz ettiğimi çok iyi biliyorum, çünkü bu konuda deneyimlerim var.

Anlayışlı yaklaşım

Çocuklarımdan biri ağlayarak bana gelip kardeşinin onun saçını çektiğini söylediğinde adrenalin seviyemde hemen bir yükselme oluyor ve sinirlenmeye başlıyorum. Ve hemen suçluyu cezalandırmak istiyorum. Ama ilk izlenimin çoğu zaman yanıltıcı olduğunu da asla unutmuyorum. Çünkü, araştırıldığında dayak yiyen kardeşinde aslında pek de suçsuz olmadığı ortaya çıkar.

Ağlayan çocuğun provokasyonlarla kardeşini tahrik ettiği ve sonra da suçsuzmuş gibi davrandığı görülür. O halde kardeşini ağlatan çocuğa ceza vermek adil midir? sorusu akla gelir. Ama bu, konuyla ilgili hiç yorum yapmamanız anlamına da gelmez. Hatalı davranışların tespit edilmesi ve düzeltilmesi için çocuğumuzla konuşmalısınız. Konuşurken onun kişiliğini rencide edecek cümleler kullanmamaya özen göstermelisiniz.

Örneğin, “çok kötü bir çocuksun” gibi cümleler onun kişiliğine yöneltilmiş olumsuz kelimelerdir. Bunun yerine “yaptığını doğru bulmuyorum. Hoşuna gitmeyen şeyler karşısında hemen kaba kuvvet kullanman güzel değil” gibi cümleler daha yapıcı olur. Burada önemli olan her iki tarafa karşı anlayışlı yaklaşmamız ve kavgalarının çözümünü kendilerinin bulmasını sağlamaktır. Fakat yaşı henüz çok küçük çocuklarda durum farklıdır. Küçük çocuklar kavga ettiğinde yetişkin birinin duruma el koyması kaçınılmazdır. Burada yapılabilecek hareket, çocukların her birini bir süre için ayrı ayrı odalara koymak olacaktır.

Kendine ait alan

Uzlaşma sağlanırken üç yaşındaki çocuklarında katılmalarına izin verilebilir. Çünkü çocukların adil davranışlara karşı hassas antenleri vardır. Uzlaşmayı sağlarken çocuklarında görüşleri alındığında onlara sorumluluk vermiş oluruz. Dolayısıyla ileride yararlanabilecekleri yeni stratejiler edinirler. Bu sayede paylaşamadıkları bir oyuncak için kavga edeceklerine, sırayla kullanmayı öğrenirler. Arkadaşlarının oyuncaklarını bozduklarında bunu telafi etmek için uğraşmayı da öğrenirler.

Örneğin, “ayıcığın tamir edilene kadar benim bebeğimle uyuyabilirsin” gibi. Çocukların birbiriyle daha uyumlu yaşamalarını sağlamak için çocuk odasında her çocuğun kendi alanı olmalıdır. Çocuk, burada rahatsız edilmeden oynayabilmelidir. Çünkü aynı odayı paylaşmak zorunda olan kardeşler sürekli birinin diğerini rahatsız ettiğinden şikayetçidir.

Bildiğimiz gibi çocuklar anne babalarını örnek alır. O halde kendi davranışlarımızı biraz gözden geçirmeliyiz. Tartışırken nasıl davranıyoruz? Adil miyiz yoksa hemen saldırıya mi geçiyoruz? Çocuklarımızın doğru tartışmayı öğrenmesini istiyorsak, onlara bunu yaşatarak göstermeliyiz, yani biz onların davranmalarını istediğimiz şekilde davranmalıyız.

Kıskançlık, insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından biridir. Kıskançlık, sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin var olduğu her yere girer. Ancak bu kıskançlık dozunu aşarsa, insanlar arası kavgalara sebep olur. Kardeşler arası kavgalar da bunlardan biridir. Kardeş çekişmesinin, kardeş kavgasının bulunmadığı ev parmakla gösterilir.

Bu tür kavgalar Türk Ata Sözeri’ne bile girmiştir. Örneğin; “kardeş kardeşin ne olduğunu, ne de öldüğünü ister” veya “kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.” Bu sözler evrensel bir gerçektir; kardeşlerin birbirini hem sevdiğini, hem de çekemediğini gösterir. Bu geçimsizlikte mutlaka anne-babaların önemli rolleri vardır. Eşit davranmamaları, taraf tutmalarının yansıra anne babanın arasındaki ilişkiler de çok önemlidir. Çünkü çocuk hem türlü bozuk davranışı, saldırganlık vb. tutumları genelde ebeveynlerden öğrenir. Öğrendikleri bu davranışları evde kardeşlerine, dışarıda da arkadaşlarına yansıtırlar.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu