Çocuk

Hırçın Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Çocuklarının öfkesi karşısında çaresiz olan anne babalar hırçın olan çocuğa nasıl davranmalı? diye çok fazla düşündükleri bir gerçek. Peki gelin bunların nedenlerine ve yapabileceklerimize bir bakalım. Ağlıyor, tepiniyor ve hırçınlaşarak kendini yerden yere atıyor. Çocuğunuzun bu krizlerini görmezden gelip sakin olmanız gerçekten çok zor. Ama bunu neden yaptığını bilmek, sinirlerinize bakim olmanızı sağlayabilir.

Çocuğunuz süpermarketteki kasanın önünde duran çikolatalardan almadığınızda, kendini yerden yere atıp avazı çıktığı kadar bağırmaya mı başlıyor? Veya kendisini kucağına alıp, yatağa götürmek isteyen babası yanına yaklaştığında, kollarıyla koltuğa sımsıkı sarılıp başıboş tekmeler mi savuruyor? Bu sorulara, yüzünüzde tatsız ve çaresiz bir ifadeyle “evet” yanıtını veriyorsanız eğer, bu yazımızı dikkatlice okuyun.

Aslında pek çok anne babanın sizinle aynı sorunları paylaştığını gördüğünüzde hem şaşıracak hem de rahatlayacaksınız. Çünkü ailelerin “inatçılık”, uzmanların da “negatif dönem” veya “ilk otorite krizi” olarak tanımladığı bu tip davranışları, 2 – 3 yaşlarındaki çocukların çoğu sergiliyor.

Çocuğum neden hırçınlaşıyor?

Karnı ağrıdığı veya uykusu gelmediği için ağladığını, bebeklik döneminde çok gördünüz. Ama tam “Büyüdü artık” diye düşünürken, hiç beklemediğiniz garip davranışları ortaya çıkmaya başlıyor. Bu davranışlarını yadırgıyorsunuz, çünkü çocuğunuzun artık çoğu şeyin farkında olduğunu ve kendini sözcüklerle iyi kötü ifade edebildiğini düşünüyorsunuz. Ve çocuğunuzun neden birdenbire hırçın, huysuz bir yaradılışa büründüğünü merak ediyorsunuz.

Küçük melek artık neden annesine sürekli kızgın?

Neden artık ona aldığınız şekerlerle mutlu olmayıp, yemesine izin vermediğiniz abur cuburlardan istiyor? Hem de öyle bir istiyor ki, süpermarket arabasının bacağına sarılıp yerlerde sürüklenecek, avazı çıktığınca bağıracak kadar…

İnat; yanlış kelime! Neden mi yanlış? Çünkü inat kasıtlı, bilerek yapılan bir şeydir: “Bu vazoyu ellememem gerekiyor ama buna rağmen ben elleyeceğim.” Buna rağmen! Eğer 2 yaşındaki bir çocuğun böyle düşündüğünü sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Vazoyu ellemek ister, çünkü o harika yasak parçayı kimsenin yardımı olmadan raftan alabiliyor ve odasına kadar hiç düşürmeden götürebiliyor. Ayrıca bu vazo ona, odasındaki küçük oyuncakları içine atması için gerekli. Hiç 2 – 3 yaşlarındaki bir çocuğun küçük dünyasına ne kadar büyük başarıları sığdırdığını düşündünüz mü? Bu kısa süre içinde o çaresiz bebek büyüdü, kendi kişiliğini oluşturdu.

Artık onun da kendine ait düşünceleri, planları var. Ve bu düşünceler tabii ki hayata geçirilmeli. Ama büyükler onun işlerine burunlarını ne kadar da fazla sokuyorlar. Vazoyu daha yükseğe kaldırıyor veya tadı çok daha güzel olan cipslerin yerine o bebek şekerlemelerini verip duruyorlar.

“Beni engellemeyin!”

Kriz işte bu noktada başlıyor. Yapmak istediklerine getirilen engellemelere karşı verdikleri tepki, genelde bu tip sinir krizi benzeri hezeyanlar oluyor. Çünkü engellenme duygusuna, bir tür iç güvensizlik de eşlik ediyor. Ve bu minik cesur maceracı, dağın zirvesine tırmanma isteğiyle, engellenmenin öfkesi arasında gidip geliyor.

Bu yaştaki çocuklar için “Yalnız yapacağım”, “ben” ve “hayır” ifadeleri sadece konuştuklarına dair sevindirici işaretler değil. Bu kelimeler, onların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak olan yolda attıkları ilk adımlar. Ve daha bu ilk adımlarında, anne babalarıyla karşı karşıya geliyorlar. Bu nedenle de anne babalarının onları hiç anlamadığını, sevmediğini düşünerek hırçınlaşıyorlar.

Zor da olsa, sakin kalmalısınız

Bazı anne babalar bu konuda diğerlerine göre daha şanslı. Çünkü onların çocukları daha kolay sakinleşiyor. Örneğin anne babaları onları kucağına aldığında veya biraz ilgi gösterdiğine yumuşuyorlar. Ama eğer siz şanslı olmayanlardansanız, yapacak tek bir şey kalıyor: Sakin olmak ve geçmesini beklemek. Eğer bu gibi durumlarda siz de sinirlerinize hakim olamaz, hırçın davranmaya başlarsanız, durumun daha da kötüleşeceğini söylemeye gerek yok. Çünkü büyük ihtimalle bunu şimdiye kadar deneyip görmüşsünüzdür.

Sakin kalmanın bazen insanüstü bir çaba gerektirdiği doğru ama, çocuğunuzun kızgınlığını ifade etmeyi bilmediği için duygularını bu şekilde dışa vurduğunu unutmayın. Sakin olmanız için bir neden daha var. O da çocuğunuzun sandığınız kadar kontrolden çıkmış olmaması. Tepinip ağlarken aslında sizin onu fark etmenizi isteyecek kadar bilinçli. Ve eğer siz onun bu davranışlarına abartılı bir öfkeyle ya da şefkatle tepki verirseniz, istediği şey olmadığında yine aynı davranışları tekrarlayacağından emin olabilirsiniz.

Cezalandırmamalısınız! Minik yavrunuz sakinleşip normale döndüğünde, zaten kendi hezeyanından yorgun düşmüş ve sarsılmış oluyor. Bu haldeyken onun gerçekten şefkate ihtiyaç duyduğunu fark etmek hiç de zor değil.

Sakin kalmak için son dakika çareleri:

Çocuğunuz ağlayıp tepinmeye başladığında ilk doğduğu anı düşünün. O karnınızda ilk büyümeye başladığı dönemlerde ne kadar da çaresiz ve masum olduğunu… Bu düşüncelerle, çocuğunuz sakinleşene ve yeniden konuşulabilecek hale gelene kadar bekleyin.

Yine mi başladı? Hemen gündelik işlerinizi düşünün. Örneğin babanıza doğum gününde ne hediye alacağınızı veya arkadaşlarınız yemeğe geldiklerinde ne pişireceğinizi… Çünkü bu olayı durdurma çabalarınız zaten sonuçsuz kalıyor. Üstelik sizi fazla kızdıramadığını gördüğünde, vazgeçip sakinleşebilir.

Siz de kendinizi kaybedip ağlamaya başlamak üzeresiniz. Hemen sizi çok mutlu eden bir şey düşünün. Örneğin eşinizin size evlenme teklif ettiği anı kafanızda, bir kez daha yaşıyormuşçasına canlandırın.

Son çare olarak, kendinize bir şarkı seçin ve çocuğunuzun sesini bastıracak kadar yüksek sesle söyleyin. Sizi duyunca şaşırıp ağlamayı unutabilir.

Onun da tıpkı sizin gibi bazı duygularla baş etmekte zorlandığını anlamalısınız. Bu nedenle onu, normale döndüğünde cezalandırmayın. İlgisini çekecek başka şeylerden bahsederek olayı unutmasını sağlayabilirsiniz. Bu tavrınız ona, kendini harap etmesinin pek bir anlamı olmadığını da hissettirecektir.

Her istediğini yapacak mısınız?

Tabii ki hayır! O bir yandan kendi yolunu çizmeli ama bu yol asla anne babasının kurallarının dışında bir yönde ilerlememeli. Çocuğunuz evdeki kuralları anlamalı ve bunlara uymalı. Çocuğunuz bu durumu kabullenene kadar bazı tatsızlıkların yaşanmak zorunda olduğu doğru ama sorunları en aza indirebilirsiniz. Uzman Pedagog Eda Yelkenci, bu dengeyi kurabilmeniz için size bazı ipuçları gösteriyor:

“Hayır” demeniz ona anlamsız gelmemeli. Önceden bir yasaklar listesi yapın ve bunları neden yasakladığınızı ona anlatın. Böylece “Neden?” diye sormasına gerek kalmaz.

Yapmaması gereken bir şey istediğinde sadece “Hayır” demek yerine ona yapabileceği birkaç alternatif gösterin. Sonuçta eline bir şeyler geçeceğini bilmek, öfkesini azaltacaktır.

Çocuğunuza bazı sorumluluklar vererek onun kendisini iyi hissetmesini sağlayın. Örneğin sofrayı hazırlamasına izin verin veya kediye mama verme işinin ona ait olduğunu söyleyin. Böylece büyümüş olduğunu hissedecektir.

Yasakladığınız şeyleri kendiniz de yapmayın.

Veya en azından ona göstermeyin. Ona model oluşturduğunuzu unutmayın. Evinizi, huzursuzluk yaratmayacak şekilde dekore edin. Yani, ellemesini istemediğiniz eşyaları onun alabileceği yerlere koymayın. Böylece birçok sorunu önceden engellemiş olursunuz.

İlgisini çeken ama tehlikeli olan konulara karşı merakını giderin. Örneğin radyoyla oynamak istiyorsa onunla beraber olduğunuzda radyoyla ilgili oyunlar oynayın. Hiçbir şey hayallerini süsleyecek kadar yasak olmamalı.

Çocuğunuzun henüz zaman kavramı olmadığını unutmayın. Bu nedenle “Saat 9 oldu” diyerek en sevdiği oyunu kesmeniz onu çok hırçınlaştırıyor. Yatma zamanı geldiğinde saatin nasıl görünmesi gerektiğini ona öğretmeye çalışabilirsiniz. Böylece her gece bir kabus gibi yaşanan yatma zamanı, bir oyun konusu haline gelebilir ve çocuğunuz zamanın ne olduğunu anlamaya başlayabilir.

Bir iyi, bir de kötü haber!

Önce iyi haber: Çocuğunuzun sinir krizleri, bir iki ay içinde seyrekleşecek ve yok olacak. Şimdi de kötü haber: Bu ilk krizler atlatıldıktan sonra çocuğunuz 5 – 6 yaşlarına gelecek ve uzmanların “erken ergenlik” adını verdikleri benzer bir dönem başlayacak. Ama fazla kaygılanmayın. Çünkü o zaman, bu gibi durumlar karşısında ne yapması gerektiğini bilen tecrübeli birer anne baba olacaksınız. Ayrıca 2 – 3 sene, rahat bir nefes alabilmek için hiç de kısa bir süre sayılmaz.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Ay Ay Bebek Gelişim Evreleri

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu