Çocuk

Çocukların Cinsellikle İlgili Sorularını Nasıl Yanıtlarım?

Böyle bir soruyu bir gün mutlaka her çocuk sorar. Ve yaşları ne kadar küçük olursa olsun, mutlaka bir cevap almaları gerekir. Çünkü çocuklar ancak bu yolla anne babalarıyla cinsellik ve aşk üzerine konuşma cesaretini bulurlar.

Birçok anne baba çocuklarını çok küçük yaşlardan itibaren yönlendirmeye çalışır. Örneğin, bebek henüz anne karnındayken, daha zeki olması için klasik müzik dinletilir. Veya dünyaya gelir gelmez, dikkatini çekecek oyuncaklar ya da çıngıraklar verilir ellerine.

Çocuğun yaşı ilerledikçe, ona ağaçları, çiçekleri, yıldızları gösterir ve anlatırız. Bütün bunları yaparken, çocuğun ne kadar istekli ya da meraklı olduğunu hiç düşünmeyiz, hatta sormayız bile. Çünkü aslında yapmak istediğimiz tek şey, onun daha çok şeyi bilmesidir. Peki, hiç ona aşkı veya sevgiyi açıklama gereği duyar mıyız?

Genellikle anne babalar, kendi dünyalarında var olan kavram ve anlayışları çocuklarına yansıtırlar. Ve birçok anne baba, yaşamlarında hissettikleri sevgiyi, uygun bir dille çocuklarına aktarmak ister. Fakat bunun için çoğunlukla kelimeler yetersiz kalır. Çünkü soyut kavramları anlatmak, elle tutulur somut nesneleri anlatmaktan daha zordur. Ve sevgiyi anlatırken, hava durumundan söz eder gibi konuşmak elbette doğru olmaz.

Basit sorulara basit yanıtlar

Çocuğun ilk adımları veya sözcükleri gibi gelişim aşamalarına gösterdiğimiz hassasiyeti, cinsel ilgi ve sorularına da göstermemiz, sağlıklı bir gelişim için gereklidir. Çünkü cinsel konular ve aşk konuları, en az diğer bilgiler kadar önemlidir. Bu anlamda anne babalar çocuklarının cinsel konularda soru sormalarını güçleştirmekten öte, kolaylaştırmaları gerekir.

Genellikle birçok anne babanın böyle konularda konuşmaktan hoşlanmamaları veya zorlanmalarının sebebi, kendi çocukluklarında da yanıtsız kalmalarıdır. Anne ve babaların çocukluklarında aldıkları, “Bu konuda konuşulmaz” veya “Bunun için daha çok küçüksün” gibi açıklamalar, onların sessiz kalmalarına neden olurdu. Böyle bir durum, yani çocuğun sorusunun yanıtsız kalması, günümüzde çok fazla yaşanmasa da, yine de çekimser davranan anne ve babalar var.

Özellikle çocuğa hangi yaşta nelerin anlatılması gerektiği konularında hala belirsizlikler yaşanır. Uzmanlar; “Cinselliğin ve cinsel eğitimin belli bir yaşı yoktur. Çocuk konuya ne zaman ilgi duyuyorsa, o zaman başlamak gerekir” diyor ve devam ediyor: “Genellikle cinsel konuya ilgi 2 – 3 yaşında başlar ve 4 – 5 yaşlarında artar.” Fakat bu konuda temel olarak şunu düşünmek gerekir, çocuğun yaşı ne kadar küçük olursa olsun, her sorusuna bir yanıt verilmelidir. Örneğin, kardeş bekleyen bazı 2,5 yaş çocukları, annesine kardeşinin nereden geleceği sorusunu sorabilir. Fakat buna belli bir yaş sınırlaması koymak zordur. Çünkü böyle bir soruyu çocuk 5 yaşına geldiğinde de sorabilir.

Çocukla rahat bir dille konuşmak

Çocuklarının sordukları sorulara cevap verebilmek için anne babaların detaylı ya da tıbbi bilgilere sahip olmaları gerekmez. Bunun için sadece bir cümleyle cevap vermeleri de yeterli olur: “Bebekler annelerinin karnında büyür”, veya daha ayrıntılı olacaksa, “Bebekler önce gözle görülemeyecek kadar minik bir noktadır. Zamanla büyürler ve annelerin karınları şişer. Hatta bir süre sonra ayaklarını hareket etmeye bile başlarlar” gibi. Genellikle sorulan soruların kapsamı, çocuğun yaşıyla paralel olarak büyür.

Çocukları cinsellik konusunda bilgilendirirken, aynı zamanda duyguları ve şefkati de dahil etmek gerekir. Bu durumun önemi, özellikle çocuksal merakın bebek sahibi olmaktan, cinsel yaşama yönelmeye başlamasıyla daha da artar. Çocuklar en geç ilkokul döneminde, döllenme ve bebek oluşumunun teknik açıklamalarıyla tatmin olmamaya başlarlar. Ve ayrıca en geç bu dönemde çocuğa cinsel ilişkinin bebek sahibi olmaktan daha yoğun bir konu olduğunu açıklamak gerekir. Yani, yetişkinlerin sadece bebek yapmak için değil, bundan hoşlandıkları için ve birbirlerini sevdikleri için cinselliği yaşadıklarını açıklamak doğru olur. Tabii burada genel bir soruyla karşılaşırız; bunu çocuğa nasıl ve hangi dille anlatmalı?

Birçok anne baba çocuklarına böyle bir açıklama yapmaktan zorlanır. Ayrıca kullanılan kelimeler de bedensel sevgiyi uygun bir dille anlatmaya yeterli olmayabilir. Genellikle dilimizde, birlikte yatağa girmek veya yatmak kelimeleri sıkça kullanılır. Fakat bu tip ifadeler çocukları yeterince aydınlatmayabilir. Çünkü duydukları kelimelerle kafalarında uygun bir canlandırma yapamazlar. Büyük ihtimalle birlikte yatağa girmek ya da yatmak ifadeleri karşısında, kişilerin yatağa yatıp gözlerini kapattıklarını ve hiçbir şey yapmadıklarını hayal ederler. Doğal olarak bunun onlar için cinsellikle hiçbir ilgisi yoktur.

Sembolik kelimeler kullanmayın

İnsanların aralarında cinsellikle ilgili kullandıkları argo sözcükler de kulağa hoş gelen kelimeler değildir. Bazı çiftlerin kendi ilişkileri içinde değişik kelimeler türetmelerinin sebebi de buna bağlanabilir. Böylelikle yatakta yaşadıkları özel ilişkiyi tanımlarken, içine sevgiyi de dahil edebilirler. Eşler arasında ifade edilen bu “aile dili”ni, çocukla konuşurken kullanmak uygun olur. Eda Yelkenci, cinsellikle ilgili konuşurken nasıl davranılması gerektiğini şöyle sıralıyor;

Beden bölümleri hakkında doğru adlar kullanmalısınız (vajina, penis, testis gibi). Kesinlikle semboller (kutu, kuku, çeşme gibi) kullanmamalısınız.

Çocuğa verilebilecek en önemli mesaj; ‘cinsellik normal bir olaydır’ olmalı.

Çocuğun cinsellik konusunda yaşadığı merakın ve hislerin, her çocukta benzer olduğunu, hatta çocukken anne ve babanın bile ayni şeyler: hissettiğini ona anlatmalısınız. Böylece çocuğun suçluluk hissetmesi engellenmiş olur.

Cinsel konularda konuşurken, sakin olmaya çalışmalısınız. Eğer konuşurken tedirginlik duyuyor, sakin olamıyorsanız, daha önce büyüklerinizin sizlerle bu konuda hiç konuşmadığını ve bu nedenle de nasıl konuşacağınızı bilemediğinizi söyleyebilirsiniz.

Yaş ilerledikçe, edinilen bilgiler de artar

Anne ve babalar çocuklarına, neden “sevişme” kelimesini kullanmayı tercih ettiklerini ve başka kişilerin neden daha farklı sözcükler kullandıklarını açıklamalılar. Çünkü çocuk ancak bu yolla bunun ayrımını yapabilir. Uzmanlar bu konuda şunu öneriyor; “Kulağa hoş gelmeyen argo kelimeler çocuktan gizlenmemeli, fakat kullanılmamalı da”. Çünkü çocuk, yaşıtlarının veya yetişkinlerin aralarında konuşurken kullandıkları bu kelimelerin ne anlama geldiğini anlamayabilir ve belki de kendini dışlanmış hisseder.

Çocukların yaşları ilerledikçe, arkadaşları veya kardeşleriyle birlikte cinsellikle ilgili daha fazla bilgi alışverişinde bulunurlar. Dolayısıyla arkadaşlardan veya çevreden edinilen bu bilgilerin yanlış ya da eksik olma ihtimali de artar. Eğer çocuk evde hiç kullanılmayan argo kelimeler kullanıyorsa, bunu büyük olasılıkla arkadaşlarından veya okuldan edinmiştir. Peki, çocuğun argo kelimeler kullanması karşısında anne ve babalar nasıl bir tepki vermeliler?

Bazı pedagoglar, anne ve babaların böyle durumlarda tepki vermemeleri gerektiğini vurguluyorlar. Çünkü uzmanlara göre, bu noktada özellikle anne ve babanın tepkisi çocuk için büyük bir anlam taşıyor. Fakat, eğer çocuğun kullandığı argo kelimeler rahatsız edici ve tepki uyandırıcıysa, çocuğa böyle sözcüklerin insanları incittiğini ve üzdüğünü açıklamak gerekir. Bu yolla çocuğun konuşması engellenmeden, sınırlar öğretilmiş olur. Bu önemlidir; çünkü çocukların özellikle evde, ailesi tarafından anlayışla karşılandığını bilmeye ve istediklerini sormaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca anne ve babalar ancak bu yolla çocuklarının cinsellik ve sevgi üzerine meraklarını gidermiş olurlar.

Çocuğa uygun bir dille açıklamak

Anne ve babanın çocuklarına açıklayıcı davranmaları, bazen rahatsız edici durumlar da yaratabilir. Örneğin, çocuk bir aile toplantısında ya da kalabalık bir ortamda cinsellikle ilgili bir soru yöneltebilir. Böyle bir durumda anne ya da baba çocuğa hemen sessizce bir cevap verebilir veya bu konuda daha sonra konuşulması gerektiğini açıklayabilir.

Çocuğun anne ve babasını cinsel ilişki esnasında görmesi, çoğunlukla çok rahatsız edicidir. Fakat, genellikle birçok anne baba böyle bir durumda hemen doğru tepkiyi verirler: Yakınlaşmayı kesip çocuğa, anne ve babaların kendi aralarında kimseyle paylaşmak istemedikleri özel şeyler olduğunu ifade ederler. Bunun yanında, bazı anne ve babalar da böyle bir durumda konuşmaktan kaçınırlar. Fakat, daha sonra çocuğa şefkatle sarılmak, ona her şeyin yolunda olduğu sinyalini verir.

Bazı çocuklar ertesi gün konuyla ilgili soru sorarlar, bazıları da sormaz. Soru sormaması üzerine anne ve babanın bir şeyleri açıklayıp, açıklamamaları onlara kalmıştır. Fakat uzmanlar böyle durumların, çocukla sevgi ve cinsellik üzerinde konuşmanın en iyi fırsat olduğunu belirtirler.

Çocuğa, anne ve babanın birbirini çok sevdiğini ve bu nedenle bazen birbirlerine çok yakın olmak istediklerini anlatmak, çocuğun konuyu anlaması ve içinde tedirginlik yaşamaması için çok uygundur. Eda Yelkenci bu konuya şöyle bir ekleme yapıyor; “Birçok çocuk bu pozisyonda anne ve babanın birbirine zarar verdiğini ve incittiğini düşünebilir. Bundan dolayı da çok korkar”. Ayrıca çocuğa, kişinin sevdiği bir insanla bu kadar yakın olduğu zaman, kendini çok sıcak ve huzurlu hissettiğini de açıklamak doğru olur.

Doğru zamanda doğru kelimeler

Çocukların cinsel konularda bilgilenmeleri ve anne babaların çocuklarıyla bu konularda nasıl konuşacakları yönünde yazılmış kitaplar bulmak mümkün. Bu yolla anne ve babalar kendi bilgilerini artırarak, çocuklarının cinsel açıdan aydınlanmalarını yönlendirebilirler.

Yapılan araştırmalarda, cinsellikle ilgili bilgileri annelerin babalardan çok daha iyi verdikleri ortaya çıkmıştır. Yine yapılan araştırmalara göre, en iyi cinsel eğitimin anne ve babalar tarafından verildiği saptanmış.

Bazı çocuklar hiçbir zaman meraklı sorular sormazlar.

Böyle durumlarda anne ve babalar soru sorulmasını sağlayabilirler.Uzmanlar bu konuyu şöyle bir açıklama getiriyor; “Genellikle çocuk sorduğu soruya cevap alamayacağını bildiği zaman soru sormaktan kaçınır. Fakat bu onların cinsellikle ilgilenmediklerini ya da merak etmediklerini göstermez. Anne ve babalar; aileye yeni bir bebeğin katılması, çocuğun yakın çevresinde gebe birinin olması veya bir gazete haberini, konuyu açmak için uygun bir fırsat olarak değerlendirmeliler”. Özellikle okul çağı çocuklarında bu mutlaka yapılmalıdır.

Çünkü bazı çocuklar, çeşitli nedenlerden dolayı soru sormaktan çekinirler. Veya çarpık ve düzeltilmesi gereken bilgilerle, konuya hakim olduklarını düşünebilirler. İşte, özellikle böyle durumlarda konuyla ilgili aydınlatıcı kitaplar çok yararlı olabilir. Fakat seçilen kitabın çocuğun yaşına uygun olmasına dikkat etmek gerekir.

Bu özellikle çocuğu korkutmamak ya da erken uyarmamak açısından çok önemlidir. Böyle kaynaklardan yararlanmanın iki avantajı vardır:

  1. Cinsellik konusunda çekinen anne ve babalar, çocuklarına çizimli kitaplar vererek, açıklama yapmaktan kurtulabilirler.
  2. Çocuklar bu kitaplara bakarken, anne ve babalar onlara belirli sorular sorarak, çocuğun neler bildiğini ve nasıl terimler kullandığını öğrenebilirler.

Cinsel konularda bilgili olan çocuklar gerekli durumlarda daha bilinçli davranırlar. Yani, cinselliği bir tabu olarak görmeyen çocuklar, her zaman daha akılcı ve olgun kararlar alabilirler. Böylelikle kendi cinsleri ve karşı cinsle çok daha iyi iletişim kuracaklardır.

Aslında sağlıklı anne, baba ve çocuk ilişkisinde çocuğa bilinçsizce cinsel eğitim verilir. Çünkü her öpücük, her sarılma çocuğa şefkat duygusunu aşılar. Tartışmalardan sonra olayları yatıştırmak da, çocuğa sorunları çözmeyi öğretir. Bütün bunlar da çocuk için iyi bir cinsel eğitimdir. Unutmamak gerekir ki, sevgi kelimelerle veya kitaplarla öğretilmez.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu