Çocuk

Çocuklarda Sosyal Gelişim ve Uyum

Oyunlarla başlayan samimiyet, içtenlik ve anlayış gibi kuralları öğrenmek, yaşamın ileriki zamanlarında uyum açısından kolaylıklar yaratır. Buna bağlı olarak çocuğunuz doğru bir eğitimle sosyal uyumunu geliştirebilir.

Çoğu zaman çocuklara vermeye çalıştığımız terbiye başarısızlıkla sonuçlanabilir. Hatta tüm uğraşılara rağmen sadece evden değil, çevreden gelen şikayetler de sürer. Öğretmenler, anne – babalar veya bakıcılar çocukların ne zaman terbiyeli, uslu, ne zaman azgın olacaklarını bilemediklerini düşünürler. Peki gerçekten terbiyeli olmak bu kadar önemli mi? Çocuk her duruma uyum sağlamalı mı? Uzmanlar terbiye eğitiminin çocuğun doğumundan sonraki ilk üç yıl içerisinde verilebileceği görüşünde birleşiyorlar. Çünkü çocuk özellikle bu dönemde büyüklerinin hoşuna gidebilmek amacıyla, onları taklit eder ve anne-babası, daha doğrusu büyükleri gibi olmaya çalışır.

Çevreyle iletişim konusunda ise, daha farklı bir eğitime ihtiyacı vardır. Okul çağına kadar sürdürülen bu eğitim sayesinde, okulda iletişim kurmayı, yaşıtlarıyla dost olmayı ve sınıfta oturmayı öğrenir. Buna karşı argo kelimeler kullanmadan konuşmayı, karşısındakini dinlemeyi ve terbiyesizlik yapmamayı öğrenmesi için çok daha fazla zaman gereklidir.

6. aydan 18. aya kadar

Ailenin yapısını öğrenmek Bebekte, doğuştan var olan belli bir sosyal yeti bulunur. Bu dönemde çocuğa onu anladığınızı, heyecanının bilincinde olduğunuzu hissettirin. Hatta “Canım benim, bunu yapamadığından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını biliyorum. Gel birlikte deneyelim!” gibi sözlerle onu anladığınızı belli edin.

Eğer bir insan çocukluk döneminde bu kadar sıcak, samimi bir yakınlıkla ve paylaşmanın duygusunun önemi ile yetişirse, ileriki dönemlerinde aynı hisleri başkalarına göstermekten çekinmez. Önemli olan bebekle olan ilişkinin mutlaka sesli olması, mimiklerin ve el – kol hareketlerinin sesi tamamlamasıdır. Eğer ses ve mimikler birbirini tamamlamazsa, çocuk vermek istenilen sinyali anlamaz ve şaşkınlık belirtisi gösterir. Ayrıca çocuğa başka insanlarla sevgi içerisinde iletişim kurulduğunun ve bu sevginin birçok insanla paylaşılabildiğinin gösterilmesi gerekir (örneğin, otobüste yaşlı bir adama yer vermek veya hasta bir köpeği beslemek gibi).

Eğer çocuk doğru davranış şekillerini benimsemişse, iletişimindeki hislerini üç yaşından itibaren göstermeye başlar. Ayrıca üç yaşla birlikte cümle kurmalar da oluşur. Anne-babayı gözlemler Bir başka yönden anne-baba örneği de çocuğun bilincinde yer eder. Anne – baba, çocuğu eğitmenin elverişli olduğu bu dönemde, iletişimlerini dikkatlice sürdürmeli, hattagerekirse kendi hareketlerini de düzeltmelidir.

Bebek bir yaşına geldiğinde el sallayarak veda etmek gibi davranışlar öğretilmeye başlanmalıdır. Bu çağda tam olarak bütün nezaket kurallarını göstermeye gerek yoktur. Örneğin “Teşekkür ederim ve bir şey değil” oyunu çocuğu eğlendirdiği gibi başkalarıyla iletişiminde büyük yarar sağlar. Çocuk bu yaşta ne tür hareketlerin beğenildiğini ve ne tür davranışların kızgınlık ya da kırgınlıkla karşılandığını bilir (örneğin başkalarının canını acıtmak).

Tabii ki bebek altı aylıkken annenin memesini ısırmasına ve saç çekmesine kızmak ya da tamamen susarak tepkisiz kalmak doğru olmaz. Bu durumda en iyisi tatlı bir ses tonuyla “Ay, ama bu annenin canını çok acıtıyor!” gibi yaklaşarak elini yavaşça saçtan ayırmak, saçı çekmesi değil, okşaması gerektiği ve okşamanın annenin daha çok hoşuna gittiği belli edilmelidir. Hatta saçı okşadıktan sonra bebek sevdiği bir nesne ile ödüllendirilmelidir.

Oyun oynamak yasaklanmamalı

“Yemekle oyun oynanmaz” gibi kesin söylenilen kurallar çocuk üzerinde etki yaratmaz. Eğer tabağındaki makarnayı duvara fırlatırsa, attığı makarnayı göstererek “Bak bu attığın duvarda değil, ağzının içinde olmalı” şeklinde yaklaşılabilir ve bu esnada eli ile ağzının yerini bulması sağlanabilir. Böylece çocuk kuralı, sebebini bilerek öğrenmiş olur.

Ayni tutum arkadaşıyla bir arada oynama esnasında oyuncağı fırlattığında da geçerlidir: Bazı anne-babalar bu duruma, çocuklarını girişken yapma düşüncesiyle, karışmazlar. Aslında düşünce doğru olsa da çocuk toplumun hoşuna giden bir hareket yapmamıştır ve bu nedenle suskun kalmak doğru değildir. Küçüklükten bu şekilde yetiştiği takdirde, yetişkinlik döneminde toplumda kavgacı ve geçimsiz olarak yer etmesi şaşırtıcı olmaz. Ayrıca çocuğun yetişkinlerle de iletişim kurması sağlanmalı, onunla sürekli olarak çocuk sesiyle konuşulmamalıdır.

18. aydan 3 yaşına kadar Eğitim şeklinde rolleri oynamak

Artık çocuk, yetişkinlerin hangi hareketleri onayladığını bilir. Bu dönemde gelenek – görenek ve toplum kuralları da öğretilmeye başlanmalıdır. Onu kesinlikle emirlerle boğmayın, çünkü sonuç olarak istediğinizin tam tersini elde edersiniz. Örneğin “Tabağındakinin hepsi bitecek!” gibi bir yaklaşım çocuğun, aksi bir insan hale gelmesine neden olur.

Bunun yerine “Sofraya hep birlikte oturmadan yemeğine başlamalısın” şeklindeki yaklaşımlar kendisini yalnız hissetmeden kuralları öğrenmesini sağlar. Tabii bu kuralı iyice öğrenebilmesi için anne – babanın da tüm bireyler sofraya oturmadan yemeğe başlamaması gerekir. Yemek yeme geleneğiyle ilgili bazı özel durumlar da (restoranda yemek yemek gibi) çocuğa öğretilmelidir. Üç yaşına geldiğinde evde ve dışarıda yemek yemek kavramlarının farkını benimsemiş olmalıdır.

Bu dönemde parmakla burnu karıştırmak gibi davranışların toplum içerisinde yapılmaması gerektiği de öğretilmelidir. Elini burnuna götürdüğü durumlarda ciddi bir tavırla kendisine bir mendil uzatarak “Al bak, bir de bununla dene!” denilebilir.

Saldırıya eğilimli

Bu yaştaki çocuklarda beliren ortak sorun ise tipik saldırı halidir. Bunun sebebi yaptıklarının sürekli olarak sınırlandırılması, daha doğrusu yetişkinlerin kendisine karışmasıdır. Bu durumda istediği bir şeyi elde etmesine izin vermemek ise büyük bir hatadır.

Saldırı tutumlarını sosyal nitelikli bir hale getirmek tamamıyla anne – babanın sabır durumuna bağlıdır. Bunun yanında eğer çocuk, bebeklikten itibaren doğru bir eğitimle yetişirse, kendisinden taviz vermeyi öğrenir ve elde edemediği nesneler karşısında kafasını duvarlara vururcasına ağlayarak tepki göstermez.

Oyunlu eğitim en kolayı

İsteklerini yerine getirmek haricinde bu dönemde çocuğun çok fazla yardıma ihtiyacı vardır. Ama yardımı kendi işlerinizi aksatmadan vermeye çalışın. Örneğin oyun parkına gitmek istediğinde “Sen bana Legolarınla küçük bir köprü yap, ben de gömlekleri ütüleyeyim. İkimiz de işimizi bitirince birlikte gideriz” şeklinde yaklaşmak kendi sorumluluklarının da bilincine varmasını kolaylaştırır.

Otobüste giderken sessiz oturması gerektiği zamanlarda onunla sohbet edin. Böyle bir durumda eğer kendisiyle ilgilenilmezse, uslu durmasını beklemek hata olur. Bakkalcılık gibi rol oyunları terbiyeli olması açısından en doğru oyunlardır: “Lütfen bir paket şeker verebilir misiniz?…” “Teşekkür ederim! Hoşçakalın!” gibi…

Çocuk bu tür oyunları öğrendiği takdirde geçimsizlik tavrı göstermemeye başlar. Öncelikle öpücük vermesini ve selamlama şekillerini öğretmeyi deneyin. Eğer bu durumu çabuk algılayıp uyum sağlarsa zaten bir sorun yoktur. Ama tam tersi öpücük vermekten nefret ediyorsa, büyükannesinin darılmasına rağmen, onu zorlamayın ve istemediğini anladığınızı belirtin, her konuda arkasında olduğunuzu hissettirin.

3 – 6 yaş arası İçlerindeki yetişkin ses

Bu dönemde belirgin bir değişiklik görülür. Artık yetişkinlerin eleştirilerine gerek kalmadan neyin doğru, neyin yanlış olduğunu çözebilir. Birçok konuda başkalarının görüşüne ihtiyacı yoktur, gördüğü nesneleri ve yaşadığı olayları düşünebilir ve hissedebilir. Sosyal olgunluğu kendini belli eder (örneğin otobüste sakin oturmak, yaşlı bir adama yer vermek gibi).

Bu çağdan itibaren arkadaşlarini eve davet etmesine izin vermek gerekir. Böylece misafir ağırlama alışkanlığı kazanır ve birikimlerini kullanma zevkine varır: “Ne oynamak istersin?” gibi… Ayrıca arkadaşına ailenin kuralları çerçevesinde hizmet eder. Çocuk ev dışında da başkalarının kurallarını benimsemeyi ve farklı durumlarda da rahat davranabilmeyi öğrenmelidir.

Artık terbiyeli bir telefon konuşması için yeterli büyüklüktedir. Karşısındakini selamlayabilir, kendisini tanıtabilir ve annesini telefona çağırtabilir. Masada ise durum çok daha iyidir. Lokmaları çatal ile ağzına götürebilir. Fakat birçok çocuk okul çağına gelinceye kadar bıçakla ilgili problem yaşar.

Özellikle keskinliğinden dolayı bıçak, çocuğa belli bir zaman diliminden sonra verilmelidir. Eline bıçak verilmese de, sürekli olarak nasıl kullanıldığı gösterilmelidir ve ara sıra anne – baba yardımıyla kullanması sağlanmalıdır. Nezaket yalanları Çocukların bu yaşta yabancı oldukları bir diğer konu da nezaket yalanlarıdır. Eğer gördükleri bir insanı farklı bulurlarsa hemen anneye dönüp yüksek bir ses tonuyla “Neden bu kadın bu kadar şişman?” diye sorarlar. Bu durumda “Böyle bir şeyi bağıra bağıra söyleyemezsin” olarak gerçeği desteklemek yerine, çocuğa karşıdaki insanın bundan kırılıp, üzüleceğini belirtmek daha doğru olur.

Çocuk için zor olan konulardan biri anne – babanın anlaşılmaz tavırlarıdır. Örneğin eve sevilmeyen bir misafir gelmek istediğinde anne – baba “Olamaz! Bu sıkıcı kadın yine geliyor. Bugün olmak zorunda mıydı?” gibi konuşup misafir geldiğinde de “Aaaaa! Sizi görmek ne kadar güzel!” diye karşılarsa, çocuk karmaşa yaşar. Çocuğu bu tip yalanlara alıştırmak yerine, anne baba önceleri nezaket yalanlarını çocuğa hissettirmeden kendi içlerinde halletmelidirler.

6 – 7 yaş arası Saldırılar kontrol altında

Artık durumlar karşısında harekette bulunmadan önce düşünebilir, “Şu anda ne oluyor?” gibi sorular ve cevaplar kafasında oluşur. Aynı zamanda yaşadıklarını tartar ve hangi durumda girişken olması, hangi olayda susması gerektiğini tahmin eder.

Eğer yaşıtı olan bir arkadaşından vurma, dövme gibi bir harekete maruz kalırsa, kavgayla karşılık vermek yerine kelimelerle duygularını belirtir ya da öğretmeni ya da annesi gibi yanında bulunan bir yetişkine başvurur. Bunun dışında 6 – 7 yaş arasında kendisine olan güveni daha fazla gelişir, tek başına alışverişe gidebilir ve terbiye kuralları çerçevesinde isteklerini anlatır.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Uzman Yardımı İçin Foruma Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu