Anasayfa Çocuk Çocuğumu Televizyondan Nasıl Uzaklaştırabilirim?

Çocuğumu Televizyondan Nasıl Uzaklaştırabilirim?

annemce
Çocuğumu Televizyondan Nasıl Uzaklaştırabilirim?

Çocuğumu televizyondan nasıl uzaklaştırabilirim? Bu sözler, okulların kapanmasıyla birlikte telaşa kapılan anne babalardan sıkça duyduğumuz sözlerdir. Unutmayın ki, Çocukları sihirli kutudan uzaklaştırmanın en iyi yolu, onlara model olmaktır.

Anne babalar, okulların kapanmasıyla, tüm kış dönemi boyunca mücadele ettikleri televizyonu nasıl kapatacakları endişesine kapılırlar. Aile – çocuk ve televizyon arasındaki ilişki, barış yönüne nasıl çekilebilir? Ailelerin kafasındaki çözümlenmemiş sorulardan birisi de budur.

Sihirli kutunun olumsuz etkilerine dikkat!

Televizyonun eğitici, öğretici ve eğlendirici nitelikleri sınırsızdır. Çocukların kendilerini tanımalarına, kişiliklerini geliştirebilmelerine ve eleştirel düşünebilmelerine fırsat hazırlar. Ancak televizyon, görsel ve işitsel duyulara yönelik, oldukça etkili bir kitle iletişim aracı olduğundan, olumlu yönlerinin yansıra, iyi değerlendirilmediği takdirde, olumsuz sonuçlar da doğurabilir.

Bu olumsuzlukların başında, çocukların şiddet içeren programlardan etkilenmeleri gelir. Bunun sonucunda, çocuklarda saldırganlık duyguları öne çıkar ya da güvensiz ve korkak bir kişilik geliştirmeye başlar. Özellikle aile içi şiddet yaşayan, gergin ortamdaki çocuklarda, televizyondan olumsuz etkilenmenin dışa yansıması sıkça görülür. Ya da çocuklar, bu şiddet öğelerini (çizgi filmlerde dahi görmüş olsalar), kendi bedenlerine yönelik uygulayabilirler.

Televizyonun çocuklar üzerindeki yaptırımsal etkisi, aileden herhangi birinin eğitici konuşmasından daha etkilidir. Böylece yanlış hareketler ya da duygusal yıpranmalar aileler tarafından fark edilmediğinde yerleşebilmektedir.

Programlarda seçici davranmalı

Hedef programlar saptamadan, adeta büyülenmiş gibi sürekli seyredilen programlar, çocuklarda, hatta yetişkinlerde zihinsel yorgunluk ve zihin bulanıklığına, fiziksel hareketsizliğe, sosyal iletişim bozukluğuna ya da ruhsal gerginliklere yol açar. Bu yüzden, çocuklara tatilde televizyon izlettirirken, bunun onlara uygun ve mutlaka aralıklı programlar şeklinde olması gereklidir.

Yaz tatilinde sorun yaşamak istemeyen anne babalar, çocuklarına hazırlayacakları, esnetilebilir günlük programla, çıkabilecek sorunları yarı yarıya çözebilirler. Bu programa; Sabah kalkış / kahvaltı / 20 – 25 dakika çizgi film / 1 saat oyun (yaşına göre değişebilir) / yemek / yarım saat kitap okuyarak dinlenme / yarım saat çizgi film / bahçede kurallı veya serbest oyun (bahçe yoksa balkonda su oyunu) hamur / kolaj çalışması / resim gibi yaratıcı etkinlikler, müzik dinleme gibi konular alınabilir.

Program düzgün bir şekilde yazılıp, çocuğun odasına asıldıktan sonra, sıra televizyon programlarının takibine gelir. Bunda da seçici davranılmalı, izlenilecek programlar birlikte seçilmeli, izlemesi istenilmeyen basit ve yararsız bazı diziler ve programları eğer çok ısrar ederse, birlikte izleyerek sakıncaları anlatılmalı ve tartışılmalıdır. Çocuğun günde toplam 2 saatten fazla televizyon izlemesi, onun göz sağlığı, sosyal, psikolojik ve fiziksel gelişimi için sakıncalıdır.

Annelerin önemi

Çocuklarının çok fazla televizyon izlemesinden şikayetçi olan anneler, aslında bu yanlışa onları kendileri iterler. Yemek yeme problemi olan çocukların televizyon karşısında yedirilmesi, televizyonda sevdiği bir programı izleyen çocuğun sessiz ve hareketsiz kalmasıyla problem yaratmaması ve annenin bütün bu işleri rahatça görebilmesi, başlangıçta işlerine gelir. Ancak okula giden çocuklarda ortaya çıkan ders ve televizyon çatışması, ailelerin sorunun farkına varmalarına neden olur.

Önceleri seçici olmayan, çocuğun izlediği programları takip etmeyen aileler, bu sefer de konunun üzerine fazla eğilip, çocuğu televizyon izlemekten tamamen men eder ya da bu konu üzerinde aşırı baskı kurarlar. Bu da aile içinde çatışmaların çıkmasına sebep olur.

Kahramanlarla özdeşleşirler

Çocukların televizyonu sevme nedenleri bir hayli fazladır. Bunların başında, bu sihirli kutunun onları zahmetsizce eğlendirmesi gelir. Zaten gerek çocuklar, gerekse yetişkinler açısından televizyonun kullanım amacı, günümüzde eğitimden çok eğlencedir. Renkli ve hareketli filmler, çocukların başrolde oynadığı diziler, yarışma ve magazin programları, anlaşılması güç olmadığı için çocuklar tarafından özellikle tercih edilir.

Ayrıca çocuklar, bu filmlerdeki kahramanlarla kendilerini özdeşleştirerek başka bir dünyaya gider, hatta isimleri seslenildiğinde bazen duymazlar. Bu da aileleri çileden çıkarır ve sorunun ciddiyetini kavramalarına neden olur.

Anne babalar örnek olmalı

Anne babanın sevdiği programlarda çocukları susturmak daima sorun olur. Çocuklar da dikkat çekmek için sürekli soru sorarak problem çıkarırlar. Anne baba, çocuğu ya tersler ya da baştan savar. Ailede söyleşi ve dertleşme ortadan kalkar, birliktelik görülmez. Bunun yanı sıra, okumaya karşı isteksizlik ve ilgisizlik başlar. Çünkü televizyon, kişiyi hazıra alıştırır ve kendi başına düşünmeye olanak bırakmaz, uyuşturur ve koşullandırır.

Anne babalara düşen görev, televizyon izleyicisi olarak öncelikle, çocuklarına örnek olmaktır. Eve gelir gelmez televizyonun kumandasına sarılan anne babalar, çocuklarına “Sus, git dersini çalış” diye komutlar vererek, sorunu çözemezler. Eğer tüm aile akşam yemeğini bile televizyon karşısında geçiriyorsa, anne babanın düşünmesi gerekir.

Acaba aile içindeki iletişim yeterli mi? Birbirimize yeterince vakit ayırabiliyor muyuz? Kendisi izleyici olan programlarda seçici olan anne babalar, çocuklarına da sınır çekebilmelidir. Televizyonun düğmesini kapatmayı öğrenebilmek bir kültürdür. Çocuğa bunu verebilmek çok zor da olsa gerçekleştirilebilir.

Çocuğunuzla ortak faaliyetlerde bulunun

Çocuğu televizyondan uzak tutabilmek, “git” demekle değil, birtakım faaliyetlerde bulunarak olabilir. “Ben kitap okurken, sen de dersini yap”, “Gel seninle birlikte bulmaca çözelim” gibi sözlerle çocuğu ekrandan uzaklaştırarak günlük yaşamın içine sokabilmek, birlikte oyunlar oynamak ve hatta ev işi yapmak, çocuğun da hoşuna gidecektir.

Anne ve babasıyla paylaşım içinde olmak, fark edilmek onu mutlu edecektir. Özellikle içe dönük, sessiz, kendisini ifade edemeyen çocuklarda, ruhsal açıdan televizyonun zararları çok daha fazla olur. Çünkü aile içi iletişimin en büyük düşmanı olan kitle iletişim aracı, bir amaç olarak kullanılmamaktadır.

Çocuğa model olunarak, seçici olması sağlanmalı, çocuk fark ettirilmeden kontrol edilmelidir. Yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan filmler izleyerek (açık saçık filmler gibi) vaktinden önce uyarıcı alan çocuklarda çeşitli saplantılar ortaya çıkar. Çocuklar televizyonda gördüklerini uygulamaya çalışır, annesine, babasına veya arkadaşına da aynı şekilde davranmak isterler.

Televizyonun toplumda saldırganlığı artırıcı etkisi görsel bir örnek olmak şeklindedir. Aile içi dengesizliklerden ve toplumsal düzensizliklerden kaynaklanan her davranış için de televizyonu suçlamak yanlıştır. Yapılacak en doğru hareket, televizyonu eğitim amacına yönelik olarak kullanmak ve düğmesini kapatmayı öğrenebilmektir. Çocukları eğiten ve şekillendiren televizyon değil, anne ve babaları olmalıdır.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak