Anasayfa Çocuk Çocuğuma Vurmamak, Bağırıp Çağırmamak İçin Ne Yapmalıyım?

Çocuğuma Vurmamak, Bağırıp Çağırmamak İçin Ne Yapmalıyım?

annemce
Çocuğuma Vurmamak, Bağırıp Çağırmamak İçin Ne Yapmalıyım?

Bazı çocuklar yaramazlıklarıyla anne babalarını çileden çıkarırlar. Böyle durumlarda çocuğa vurmamanın en iyi yolu, onu iyi tanımak ve yapabileceği bir kabahati önceden sezip ortadan kaldırmaktır.

Çocuğa vurarak cezalandırma yöntemi çok eski zamanlardan beri var olan bir eğitim anlayışı. Fakat artık günümüzde dayak bir eğitim yöntemi olmaktan çıktı. Yine de hala bazı anne babalar çocuklarını döverek cezalandırabiliyorlar. Bazı anne babalar için ise çocuğun en basit hareketi bile çocuğa vurmak veya onu dövmek için bir neden olabiliyor. Ancak öfkeden sonraki dönem huzursuzluk ve suçluluk duygusuyla kaplanıyor.

Günlük stres çocuğa yansımamalı

Gün içinde anne ve babayı sinirlendiren birçok etken vardır. Günlük yaşamın koşulları, özellikle çalışan anne babaların işyerlerinde yaşadıkları stres evde çocuğa yansıyabiliyor. Dolayısıyla çocuğun yaptığı küçük bir hata bile büyük bir sinir harbine dönüşüp, günün bütün gerginliği çocuğun başına patlayabiliyor.

Genellikle belli bir bilinç ve bilgi düzeyinde olan bazı eğitimli anne ve babalar çocuklarını dövmezler. Bu anne babaların eğitim anlayışında; çocuk davranışıyla aşırıya kaçtığı zaman onu azarlama vardır. Bazen de çocuğun poposuna bir fiske vururlar veya ona bir tokat atarlar. Eğer çocuk sorunsuz yetişiyorsa ve anne babasıyla ilişkileri sağlıklıysa, dayak sık sık gündeme gelmiyorsa, bu tokat veya fiske çocuğa zarar vermez. Çünkü çocuk sevildiğini zaten biliyordur.

Önemli olan; dayağın bir alışkanlık haline gelmemesi ve bir eğitim anlayışı olarak benimsenmemesidir. Özellikle 0 – 12 yaş arası çocuklar, her şey yolundayken insanı çok sinirlendirebilir. Çünkü bu yaşlar anne ve babanın bütün uğraşlarına karşılık vermeyerek, inatla istenilen şeyi elde etmeye çalışma yaşlarıdır. Böyle bir durumda çocuğa vurmak yerine, bağırılıp ortalığın ayağa kaldırılması çok daha olumsuz etki yaratabilir.

Hatta bazı çocuklar böyle durumlarda annelerine “Bana bu kadar bağırman yerine, vurmanı tercih ederim” derler. Çünkü sürekli azarlanıp, bağırılan çocuk kendisini yalnız ve anlaşılmamış hisseder. Bunun yerine popoya vurulacak küçük bir fiske çocuk için gelip geçici bir acıdan başka bir şey değildir.

Bazı kişiler yapılarında çocukluk yıllarından kaynaklanan bir sinirlilik ya da dayak anlayışı taşırlar. Bunlar çoğunlukla dövülerek veya sinirli bir ortamda yetiştirilmiş kişilerdir. Her ne kadar onlara çocukken dayak yemek büyük bir sıkıntı yaratmışsa da, yetişkin olduklarında bu durumu unuturlar ve doğru yaklaşımın böyle olması gerektiğine inanırlar. Bu tip kişilerin ölçüsüne göre çocuk her söyleneni yapmalı ve tam bir emir mekanizması olmalıdır.

Çocukların büyük bir insan gibi davranmasını ve kendileri nasıl düşünüp hissediyorsa, çocuğun da öyle olmasını beklerler. Böyle kişilerin anlayışları ve çocuğa karşı yaklaşımları temel olarak yanlıştır. Hiçbir çocuk gerçek bir yetişkin gibi davranıp, öyle hissedemez. Çünkü onlar sadece birer çocuktur! Bu nedenle yetiştirme tarzı olarak dayağı benimseyen bu anne babalar, çocuklarının bazı hatalarını görmezden gelmeye çalışmalıdırlar. Sinirlendiklerinde bunu çocuktan çıkarmak yerine, kendilerine hakim olmaya çaba göstermelidirler. Çünkü çocuğun yaptığı her hatanın dayakla cezalandırılması büyük sorunlar yaratabilir.

Sık cezalar hiçbir etki yapmaz

Sürekli dövülen çocuklar ileriki yaşlarında temelde özgüvensiz olurlar, fakat aralarında kendine aşırı güvenir gibi görünenleri de vardır. Ayrıca böyle çocuklar ruhen örselenmiş insanlar olarak gelişirler. Burada sözü edilen; çocuğa ender olarak bir tokat atmak veya eline vurmak değil, sürekli olarak dövülen çocuklardır. Dayağın çocuğun eğitimiyle ya da disipliniyle hiçbir ilgisi yoktur. Dayak, sadece o andaki eylemini durdurur, belki anne babanın da sinirini biraz rahatlatır. Ama bir süre sonra aynı eylem tekrar gerçekleşecektir.

Sürekli dövülmek, çocukta ruhsal bir yara açar. Dayak, Çocuğun daha sinirli, daha asabi olmasına ve kendine dayak atan kişiye karşı düşmanca bir tutum geliştirmesine neden olur. Hatta dayak yiyen bazı çocukların bilinçaltında anne babaları sürekli sinirli görme güdüsü oluşur. Zaman içinde çocuk kendine dayak atanı sakin görmekten hiç hoşlanmaz. Bir şekilde onun bağırıp sinirlenmesini ister. Bu da dövülen çocuğun anne babasına verdiği cezadır.

Böyle bir gelişim, özellikle çocuk yaşlarda bilinçsiz, fakat ileriki yaşlarda bilinçli olabilir. Yanlışlar karşısında verilen ceza ne tür bir ceza olursa olsun, gereğinden fazla olduğu zaman etki yaratmaz. Mesela bir çocuğa yaptığı hatalı davranışından dolayı küçük bir ceza verildiği zaman, çocuk alınır ve ağlamaya başlar. Ertesi gün aynı davranışı tekrarladığında ve yine aynı ceza verildiğinde, bu kez sadece morali bozulur. Aynı durum birkaç kez daha tekrarlandığında, artık cezanın etkisi tamamen ortadan kalkar. Fakat böyle bir ceza uygulaması bir ay sonra veya daha uzun bir süre sonra tekrarlandığında, çocuktan alınan etki beklenen düzeyde ve normal olur.

Çocuk cezasız veya dayaksız eğitilebilir mi?

Bunun için anne babanın öncelikle dayak gerektirecek durumları önceden sezinlemesi ve önlemini de önceden alması gerekir. Bunun için gerekli olan ilk şart, anne babanın çocuklarını çok iyi tanımalarıdır. Zaten aile içinde eğitimin bu aşamalara gelmesinin sebebi, anne ve babaların çocuklarını iyi tanımamalarından kaynaklanır. Özellikle çalışan insanlarda bu durum çok yaygın olarak yaşanır. Anne baba çalışır ve çocuğunun bütün gereksinimlerini karşılar. Ancak özellikle çocuk biraz büyüyüp ergenlik çağına geldiğinde, anne baba çocuğunu ne kadar az tanıdığını fark etmeye başlar ve dolayısıyla da sorunlar ortaya çıkar.

Küçük yaşlarda dayağa kesinlikle hayır!

Özellikle üç yaşından küçük çocuklara vurmanın anlamsızlığı daha da büyüktür. Çünkü o yaşlarda çocuklar bilinçli olarak suç işleyemezler. Ayrıca bu çocukların dikkatlerini dağıtıp onları kontrol altına almak çok kolaydır. Örneğin çocuk inatla bir şey istediğinde, anne onun dikkatini dağıtarak başka bir yöne çekebilir. Çünkü üç yaşından küçük çocuklar çok çabuk ikna olurlar. Ayrıca anne ve babalar gösterdikleri davranışlarda kararlı ve tutarlı olmalılar. Örneğin; çocuk inatla bir şey istediğinde ve eğer çocuğun istediği verilmemesi gereken bir şey ise, anne ve baba sakin davranıp, yine de bu isteği yerine getirmemelidir. Burada önemli olan anne ve babanın sakin kalabilmesi ve kararlı bir şekilde “hayır” diyebilmesidir.

Çocuk böyle bir durumda ağlar, fakat alamayacağını anladığında ağlamasını keser. Anne babalar sinirleneceklerini veya çocuklarına vuracaklarını hissettikleri anlarda bazı önlemler alabilirler:

Anne babanın, çocuğun yaptıklarına karşı öfkesini engelleyebilmesinin en temel yolu; çocuğunu iyi tanımasından başlar. Eğer anne baba çocuğunu iyi tanırsa ve yapacaklarını önceden belirleyebilirse, ortaya çıkabilecek bir hatayı da önceden engelleyebilir.

Eğer anne babayı sinirlendiren bir olay olduysa, başka bir odaya gidip derin bir nefes almak yararlı olabilir. Anne baba orada bu kadar sinirlenmekte haklı olup olmadığını tarafsız bir şekilde düşünmelidir. Çünkü çocuklara genellikle haksız yere dayak atılır.

Anne baba çocuğa vurmamak için onu odasına da gönderilebilir. Fakat çocuğun odasının kapısı kapanmamalıdır.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak