Çocuk

Çocuğum hiç söz dinlemiyor ne yapmalı, nasıl davranmalıyım?

Söz dinlemek, itaatkar olmak bu kavramları bizleri pek de mutlu etmiyor. Biz gerçekten de söz dinleyen, itaatkar çocuklar istiyor muyuz? Anne – babalarının, öğretmenlerinin, ilerde şeflerinin, politikacıların kısacası herkesin her dediğini yapan ve inanan çocuklar mı istiyoruz? Hayır, hiç sorgulamadan, üzerinde düşünmeden her şeyi hemen yapan ve inanan çocuklar istemiyoruz aslında. Ama hiçbir şekilde sözümüzü dinlemeyen, dediklerimizi umursamayan çocuklar da istemiyoruz.

Peki, bu nasıl olacak? Bir yandan her söyleneni yapmamalarını, bir yandan da söz dinlemelerini istiyoruz. Böyle bir şey gerçekten mümkün mü? Çocuk bir yandan söz dinleyecek, bir yandan da yetişkinlerin ona söylediğinin üzerinde düşünecek ve gerekirse söyleneni yapmayacak. Tüm bunlar teoride bile çok komplike şeylere benziyor. İnanın pratikte daha da zor. Fakat bu tip problemler her ailenin günlük sorunlarındandır.

Yetişkinlere göre çocuklarımız bir miktar itaatkar olmalıdır. Ama aşırı baskıcı bir eğitim de vermek istemiyoruz. Çocuklarımızın özgür ve özgüvenlerinin sağlam olmasını istiyoruz. Fakat tamamen kendi başına buyruk olmasını da istemiyoruz. Bunu nasıl sağlarız? Eskiden bu cezalarla sağlanıyordu. Bunlar küçük zararsız cezalardan tutun da dayağa kadar varan cezalardı. Bu cezaların çocuklar üzerinde değişik değişik etkileri oluyordu. İçlerine kapanık olan çocuklar daha da içlerine kapanıyor, diğerleri ise daha da asileşiyordu. Cezanın etkili olması cezalandırana da bağlıydı. Bazıları seçtikleri yöntemle başarılı olurken, bazıları da sadece geçici başarı elde ediyorlardı.

Baskı yerine duyguları açıklamak

Çocuklarımıza ceza uygularken genellikle yaptıkları davranışın hangi bölümünü istemediğimiz ve hoşlanmadığımız kısım olduğunu, bunun bizi nasıl etkilediğini açıklamayız. Sadece onun istemediğimiz şeye koşulsuz ve açıklamasız uymasını bekleriz, çünkü bu bizim otoritemizin gücüdür. Otoritemizin işleyebilmesi için çocuğumuzun gözünü korkuturuz, onu tehdit eder ve baskıyla yapılmasını istemediğimiz şeyi ona yaptırabiliriz.

Örneğin 3,5 yaşındaki Melih arabada camdan sarkarken bir yandan da arabanın camına elleriyle vurarak tempo tutuyor. Annesi bu hareketten rahatsız oluyor ve “Hemen yerine otur, kırarım senin kemiklerini şımarık” diyerek çıkışıyor. Melih korkarak ve sinerek camdan çekiliyor ve sessizce oturuyor. Burada Melih kaybedip annesi kazanan durumuna geliyor. Annesi Melih’e ne rahatsız olduğu davranışı ne de bundan dolayı yaşadığı duyguyu söylemeden baskı ile kendini dinlemesini sağlıyor. Bu olayda çocuğun yaşadığı duygular hiç önemsenmiyor oysa bu olayda yaşanan olumsuz duygular başka bir ortamda istemediğimiz bir davranış olarak ortaya çıkabilir.

5 yaşındaki Nurcan annesi ile gezmeye gideceklerini bildiği halde oyuncaklarını ve odasını toplamamakta direnmektedir. Annesi ona defalarca çabuk olmasını acele etmezse geç kalacaklarını hatırlatır. Annesi en sonunda Nurcan’a odasını toplamazsa gidecekleri yere onu götürmeyeceğini evde yalnız bırakacağını söyler. Nurcan da bunun üzerine “Tamam o zaman ben gelmiyorum sen git odamı da toplamama gerek kalmaz” diyerek cevap veriyor. Bunun üzerine annesi ısrarından vazgeçerek “Toplama tamam ama çabuk ol geç kaldık zaten” diyerek cevap verir. Bu örnekte de Nurcan’ın istediği oluyor, ama annesi kaybediyor. Örneklerin ilkinde baskıcı, ikincisinde ise tavizci bir tutum sergileniyor. Bu tarzlarla disipline edilmeye çalışılan çocuklarda sorumluluk duygusu ve iç denetim gelişemez. Çocuk ya bağımlı ya da isyankar olur. Kaybeden kazanana karşı olumsuz duygular geliştirir.

Disiplin ve baskı arasındaki fark

Çocuklara istediğimiz davranışları kazandırarak onları eğitmenin sırrı nedir sorusuna verilebilecek ilk cevap onlarla etkili ve güvene dayalı bir ilişki kurabilmek olacaktır. Bundan sonra verilebilecek cevap ise disiplindir. Disiplin katı kurallar ve baskı ile karıştırılmamalı ve güveni sağlamak adına herkesin uyduğu tutarlı, mantıklı kurallar olarak düşünülmelidir. Bu kurallar belirlenirken bunların çocuğumuzun yaşına ve yapısına ne kadar uyduğunu göz önünde bulundurmalı ve onlarından yapamayacakları şeyleri istememeliyiz. Çocuğumuza ondan istediğimiz davranışın nasıl yapılacağını öğretmeliyiz.

Örneğin kıyafetlerini toplayıp dolabına koymasını istiyorsak ona bunun nasıl yapılacağını göstermeliyiz. Maddi ödüller yerine ( Mesela; para, oyuncak gibi) manevi ödülleri kullanmalıyız (oyun oynamak parka gitmek gibi). Aksi durumda çocuk maddi ödülün peşinde olur. Yapı olarak disiplin sahibi insanlar herhangi bir ceza yöntemine başvurmadan, bağırıp çağırmadan ve korku uyandırmadan sözlerini dinletebiliyorlar. Bu tarzdaki anne ve babaların çocukları da kuralları esnetmek istiyorlar ama sınırların olduğunu ve nerede durmaları gerektiğini biliyorlar. Bu çocukların anne ve babalarıyla aralarında sıcak, güvenli ve saygıya dayalı bir ilişkileri var.

Disiplinli anne-baba neler yapıyor?

Peki, bu anne – babalar bizden farklı ne yapıyorlar? Özellikle dikkatimi çeken bazı noktaları şöyle sıralayabilirim:

  • Söz dinleyen çocukların anne – babaları, onların isteklerini ve arzularını karşılamak için çaba gösteriyorlar. Özellikle sevgiye ve güven duygularına yönelik ihtiyaçlarını ve problemlerin üstesinden gelmelerine yardımcı oluyorlar.
  • Çocuklarını ciddiye alıp onların anlattıklarını Nurcan kulağı ile dinliyorlar.
  • Temel ihtiyaçlar karşılanmadığı sürece iyi anne ve iyi baba olunamayacağını biliyorlar. Üzerinde çok fazla yük olan bir annenin bir süre sonra “iyi anne” olma sıfatını yitirebileceğini biliyorlar. Bu nedenle ara sıra nefes almaları gerektiğinin de farkındalar.
  • Mümkün olduğu kadar sakin kalmaya gayret gösteriyorlar. Olayları sakin halletmeye çalışıyorlar. Çocuklarını eğitirken sıkıcı olmadan sakin ve net bir tonda konuşuyorlar.
  • Yaptıkları hataları ve yanlışları kabullenebiliyorlar. Her zaman haklı olmaya çalışmıyorlar.
  • Çoğu zaman çocuklarıyla bir konuyu tartışmaya ve eleştiri dinlemeye ve anlaşmaya hazır oluyorlar.
  • Ufak tefek şeyler için çocuklarını azarlamıyorlar.
  • “Sana demiştim…” tarzı cümleler kurmamaya özen gösteriyorlar ve gerçekten gerekmedikçe yasaklar koyup isteklerde bulunmuyorlar.
  • Tutarlı davranıyorlar. Yasak koyduklarında veya bir şey istediklerinde bunun yapılmasında ısrarlı davranıyorlar. Fakat koydukları yasak veya bulundukları istek kendi gözlerinde de anlamsızlaştığında bunu açıkça çocuklarının karışışında küçük düşme düşüncesi olmadan belirtebiliyorlar.
  • Çocuklarının ne zaman yardıma, ne zaman ilgiye ihtiyacı olduğunu onlara sezdirmeden takip ediyorlar ve ona gerekli ilgiyi ve alakayı gösteriyorlar.
  • Çocuklarını fazla sıkmadan kontrol altında tutuyorlar. Onlara hareket özgürlüğü tanıyıp yanlışları ve doğruları kendi kendilerine görmelerini sağlıyorlar.
  • Güç gösterisine girmiyorlar. Çünkü bu tür gösterilerde her zaman bir kazanan ve kaybeden vardır ve bu da iyi değildir.

Disiplin o ortamda olan her bireyin haklarını korur. Önemli olan iç denetim kazanmış, sorumluluk duyguları gelişmiş, olumlu duyguları geliştirebilen çocuklar yetiştirmektir. Çocuk yetiştirirken mükemmellik değil iyiye ve güzele birlikte ulaşmak önemlidir.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu