Çocuk

Çocuğa Sevgi Nasıl Öğretilir?

Sevginin ancak öğrenilerek edinildiğini ve çocuğun sevgiyi öğrenmek için anne babasının yardımına ihtiyacı vardır.

Anne baba için bebeklerinin ilk gülümsemesini görmek tarif edilemeyecek kadar muhteşem bir andır (5 – 8 haftalık olduğunda). Bu gülümseme biraz çekingen olmasına rağmen yine de çok etkilidir. Çünkü insanda, “çocuğum beni gördüğü için mutlu. Bu ilk sevgi işareti” düşüncesini uyandırır. Fakat bu küçük canlının hislerini sevgi olarak tanımlamak için henüz çok erkendir. Çünkü anne babasını henüz başka insanlardan ayırt edecek durumda değildir.

Bir yaş çocuğa sevgiyi nasıl öğretebilirsiniz?

Tüm duyguların zemini doğuştan vardır. Fakat bunların nasıl gelişeceği çocuğun hayatının ilk ay ve yıllarında belirlenir. Yeni doğan bebeğiniz istek ve isteksizliği, zamanla da sevinç ve üzüntüyü hissedebilir. Oysa gerçek sevgi otomatik olarak gelişmez.

Duygular özellikle iki faktöre bağlıdır;

Sosyal deneyim: İlk olarak diğer insanlarla olan karşılıklı ilişki, zamanla da buna ek olarak kitaplardan, hikayelerden edinilen deneyimler buna yardımcı olur. Fakat anne babaya burada büyük görev düşmektedir. Çocuğun edindiği deneyimlerin pekişmesi için anne baba duygularını açıkça göstermeli, bastırmamalıdır ki, çocuklar da kendilerini ifade edebilsin. Örneğin, İngiliz Kraliyet Ailesi önde duygular gösterilmez. Aile fertleri birbirine sarılmazsa, dokunmazsa, böylece duygusal soğukluk oluşur, başkalarını duygusal anlamda teselli yeteneği de körelir.

İdrak etme: Duygularını anlayıp, ayırt edemeyen kişiler onlara karşı yabancıdır. Duyguları adlandırabilmek merkezi bir yetenektir. Bebek ilk olarak anne babasına bir sevgi bağı oluşturur. Bu sevgi, özellikle de annesine duyduğu sevgi, ileride yaşayacağı sevgilere yol gösteren olacaktır. Çocuğunuzla ilgilenme yoğunluğunuz, ona karşı duyarlılığınız, onun duygusal kendi ileride ilişkilerin temeli atılır ve zihinsel gelişimini etkileyecektir.

Onunla ilgilenmeniz, ona karşı duyarlı olmanız onun duygusal açıdan olumlu anlamda gelişmesine yardımcı olur. Birkaç ay sonra bebekte çok belirgin farklılıklar gözlenir. Gerçi yabancı kişilere gülümser, ama tanıdığı kişilere yaklaşımı daha sıcak olur. Bebek sekiz aylık olduğunda yabancılama dönemi başlar. Çocuk bu dönemde yabancı kişilerden çekinir ve annesine sığınır. Yabancılama dönemi çocuğun duygusal gelişiminde büyük bir adımdır.

Çünkü çocuk artık bağlanmayı ve yabancılarla tanıdıkları birbirinden ayırt etmesini öğrenmiştir. Sevgiyi öğrenmek Çocuğun bu davranışları beş – altı aylıkken başlar ve bir yaşına geldiğinde tamamlanır. Şimdi artık “sevgi” diye tanımlanabilen duygudan söz edilebilir.

Burada iki tip davranış ortaya çıkar;

Belli bir kişiye (anne veya onun yerini alan başka bir kişi) bağlanmayı öğrenmiş olan çocuk: Çocuk bu kişiye sığınır ve kendisini onun yanında güvende hisseder.

Bağlanmayı yeterince öğrenememiş olan çocuk: Bu çocukta güven duygusu yeterince yerleşmemiştir. Bu tip çocukların bağlanma problemleri vardır. Büyük ihtimalle bu problemleri yetişkin olduklarında da yaşamaya devam edeceklerdir. Büyük bir olasılıkla kendilerini ve çevrelerine güvensiz, şüpheci ve çekingen kişiler olacaklardır.

Bebeğin yakınlığa olan ihtiyacı giderilmezse, etkisi ileriki yaşlarda da görülür ve tamiri çok zor olabilir. Sevgi tene (yani dokunuşlar) hitap ettiği kadar kulağa ve göze de hitap eder. Sevgi konusunda sezgilerinize göre hareket etmelisiniz. Kendinize, “bebeğimin problemi var mı? İçinden neler geçiyor?” gibi sorular sormalısınız. Yani bebeğinizin gelişimini dikkatlice takip etmelisiniz. Ona ne kadar anlayışla yaklaşırsanız, o kendisini o kadar güvende hisseder.

Çocuğunuza Sevgiyi Öğretirken Neler Yapmalısınız?

  • Ona dokunun, okşayın, sarıp sarmalayın, onu doyasıya sevin.
  • Anne babasının kokusunu duymak, onları hissetmek çocukta emniyette olma ve huzur duygusunu oluşturur. Tüm bu olumlu duygulardan beyin ve zeka da etkilenir.
  • Çocuğunuzu severken ondan gelen sinyallere de dikkat edin, çünkü çocuk belki o an sevilmek istememektedir veya her çocuk aynı derecede sevilmekten hoşlanmaz.
  • Çocukla mümkün olduğu kadar çok konuşmaya, onunla şarkı söylemeye ve oyun oynamaya özen gösterin.
  • Kendinizi tamamen çocuğunuza odaklayın ve onun mimik ve çıkardığı sesleri taklit edin. Onu oyun oynamaya zorlamayın, isteklerini göz önünde bulundurun (örneğin renk, şekil seçiminde ve ses taklitlerinde). Bu sayede çocuk annesinin onu tanıdığını, isteklerini bildiğini anlar ve güven duygusu oluşur.
  • Çocuk 8 – 9 aylık olduğunda onunla birlikte ilgilendiği bir nesneyi inceleyin. Böylece çocukta birliktelik duygusu ve anlama yeteneği gelişir.
  • Bebeğin duygularını paylaşın. Çocuğunuz, örneğin bir sesten dolayı korktuysa, onu gülerek teselli etmeyin. Tam tersine korkusunu taklit edin ve açıklama yapın (örneğin, “o çok gürültülüydü. Bu seni korkuttu”). Çocuk bu sayede kendisinin anlaşıldığını öğrenir.
  • Bebeğinizi, onu çok fazla yormadan başka kişilerle tanıştırın. Misafirliğe gelen kişileri ona tanıtın. Onu kucağınıza alarak diğer kişilere yavaş yavaş alışmasına fırsat tanıyın. Böylece çekingenlik duygusunu yener.

İki yaş çocuğa sevgiyi nasıl öğretiriz?

Çocuk, ikinci yaşının ikinci yarısında önemli bir gelişme daha kaydederek, empatiyi öğrenir. Yani kendisini başkalarının yerine koymayı, onların hissettiklerini anlamayı kavrar. Fakat bunu yapabilmesi için öncelikle kendisini aynada gördüğünde tanıması gerekir (18 – 24 aylıkken). Çünkü bunu yapabildiğinde ancak diğer insanlarında kendisine benzediğini anlar; örneğin düşen bir çocuğun ne kadar acı çektiğini veya oyuncağını kaybetmiş bir çocuğun hissettiklerini o zaman duyumsayabilir. Başkalarının hissettiklerini anlama yeteneği gelişir.

İlk başlarda tanıdığı (anne, baba gibi) kişilerin hissettiklerini anlayabilir, zamanla da tanımadığı (örneğin masallardaki kişiler veya sokaktaki bir çocuk) kişilerin hissettiklerini anlamaya başlar. Böylece gençlik yıllarında da büyük grupların hissettiklerini anlar. Çocuk kendini başkalarının yerine koyma yeteneğini edindikten sonra artık bilinçli olarak başkalarına zarar verebilir. Yani birini kızdırmak için bazı davranışlar sergileyebilir. Bu yeteneği edinmeden önce yaptığı davranışlar bilinçli olmaz, ne iyi ne de kötü niyet söz konusu olur. Bundan sonra çocuğunuz artık sık sık yaşıtlarıyla birlikte oynamalıdır. Çünkü çocuk ancak deneyim ve alıştırmalarla başkalarıyla anlaşmayı, duygularını dile getirmeyi öğrenebilir. Bu zekası için de çok önemli bir adımdır.

Ödüllendirmek ve açıklamak

Duygularınızı, mimikleriniz ve ses tonunuzla açıkça gösterin. Çocuğunuz, beden dilini okuma yeteneğine sahiptir.

Kendi veya başkalarının duygularını açıklayın. Örneği, “kızgınım, çünkü….” veya “…..’ya kızgınsın” ya da “küçük kız üzgün çünkü…” gibi. Duygular adlandırılmalıdır, ancak o zaman onlarla başa çıkılabilir.

Çocuğunuzu başka çocuklara, hayvanlara veya oyuncağına karşı yaptığı olumlu davranışlarından ötürü ödüllendirin.

Çocuğunuz anaokulundaki öğretmeninden hayranlıkla söz ettiğinde kıskançlık göstermeyin. Çünkü çocuk başkalarını da sevmeyi, onlarla olumlu iletişimler kurmayı öğrenmelidir. Bebeklik döneminde çocuklarda kıskançlık duygusu pek görülmez, ama iki yaş çocuğunda artık belirmeye başlar.

Üç yaşındaki çocuklar yetişkinler gibi hissederler

Çocuğunuz artık tüm duyguları öğrenmiştir. Ama kızgınlığı bastırabilmek, hayal kırıklığını göstermemek veya sabırsızlığı dizginlemek gibi duyguları pek kontrol edemez. Duyguları yönlendirmeyi çocuklar ancak 4 – 5 yaşlarında öğrenmeye başlarlar. Ama yine de o yaşa geldiğinde ondan çok fazla bir şey beklemeyin. Çünkü duyguları bastırmak aslında pekiyi değildir. Çocuğunuz kızgın olduğunda onu oyalayın, teselli edin, kendi davranış ve ilişkinizi de gözden geçirin. Çünkü anne Baba’nın davranışları çocuğa örnek olur.

Çocuk, anne babasının ilişkisinin nasıl olduğunu çok iyi hisseder. Bu yaşta, yaşıtlarıyla iletişim halinde olması çocuk için çok önemlidir. Çünkü üç yaşından itibaren ilk arkadaşlıklar kurulmaya başlar. Annesi olarak çocuğunuzun hayatında çok önemli bir rol oynasanız da, bu tip sosyal bağların (arkadaşlık) yerini dolduramazsınız. Arkadaşlık çocuk için birlikte bir şeyler paylaşmak anlamına gelir. İleride ise sosyal ilişkileri açısından duyguları dile getirmek için vazgeçilmez olurlar. Artık çocuk için önemli ve yeni bir dönem başlar.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Dertleşmek İstiyorsan Aramıza Katıl ! (Tıkla)

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu