Bebek

Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Oluşur? Cinsiyet Oluşumunu Neler Etkiler?

Artık, tıp alanında yaşanan gelişmeler adeta bilim – kurgu filmlerinde izlediğimiz sahnelere benziyor. Ancak bunlar gerçek. Çocuğunun kız veya erkek olmasını isteyen bazı çiftler, bunu gerçekleştirebiliyorlar. Hatta yumurtayla sperm hücresinin nasıl birleştiğini izleme olanağı bile bulabiliyorlar.

Amerika, İngiltere veya Belçika’da özel kliniklerde böyle uygulamalar sık sık yapılabiliyor. Çiftler bunun için büyük miktarda para ödüyorlar ve karşılığında istedikleri cinsiyetteki bebeğe kavuşmanın garantisini alıyorlar. Cinsiyetin önceden belirlenme işlemi bizim ülkemizde yasak. Bu yasağı onaylayan görüşler de var, tam aksine, bu uygulamayı yaptırmak isteyen çiftler de. Özellikle belli bir cinsiyeti ağırlıklı olarak tercih eden bir toplumda, cinsiyet belirleme işlemlerinin nelere yol açabileceğini düşünmek bile ürpertiyor insanı.

Bazı aileler, değil istedikleri cinsiyette bebeğe ulaşmayı, gebelik dönemindeki muayeneler sırasında, bebeklerinin cinsiyetini öğrenmeyi bile istemiyorlar. Bu tarz düşünen aileler için her şeyden önemlisi; sağlıklı bir bebek sahibi olmak. Bebeğin cinsiyetini tayin edebilme isteği, daha çok ikinci çocuk arzusuyla birlikte gözleniyor.

Uzun yıllar erkek cinsiyeti taşıyan Y kromozomlu sperm hücrelerinin daha hızlı ve hafif oldukları ve bu nedenle de yumurtaya karşı yarışı kesin kazandıkları düşünülüyordu. Fakat bu inanışın günümüzdeki bilimsel araştırmalarda eritilmiş olduğu belirtiliyor. Yani, X ve Y kromozomlarının miktar ve hareket etme kabiliyeti açısından hemen hemen aynı özelliklere sahip oldukları düşüncesi ağırlık kazanıyor.

Bunun yanında, erkek sperm hücrelerinin daha hızlı olduğu düşüncesi başka açıklamalarla da tamamen zayıflatılıyor. Yani, döllenme daha çok kız kromozomu taşıyan sperm hücreleriyle gerçekleşiyor. Günümüzde yapılan araştırmalar, dişi sperm hücresiyle döllenmiş yumurtaların oranının 140’a 100 olduğunu belirtiyor. Fakat buna rağmen daha çok erkek çocuklarının dünyaya geldiği ifade ediliyor. Buna neden olarak da, düşüklerin çok fazla yaşanması gösteriliyor.

İddialar Ne Kadar Gerçek

İstenilen cinsiyette bebek sahibi olma konusunda yapılan istatistiksel çalışmaların sonuçları hayli ilginç. BU araştırma sonuçlarına göre; anne babanın yaşam koşulları ve özellikleri, dünyaya getirecekleri bebeğin cinsiyetinde rol oynayabiliyor. Buna göre; pilot, jet pilotları veya astronotlar daha çok kız çocuğu sahibi oluyor. Çok kadınla birlikte olan yaşlı erkeklerin ise genellikle oğulları oluyor.

Buna karşılık baskın ve enerjik kadınlar daha çok erkek, sakin ve anlayışlı kadınlar ise kız çocuğu dünyaya getiriyor. 20 yaşın altındaki kadınların, 40 yaşın üzerindeki kadınlara oranla daha sık oğulları oluyor. Eğer erkeğin yaşı kadının yaşından çok büyükse, doğan bebeğin erkek olma şansı yükseliyor. Buna karşılık mutlaka bir kız çocuğu isteyen kadınlar ise, kendilerinden yaşça küçük erkeklerle birlikte olabilirler. Savaş sonralarında daha çok erkek çocukları dünyaya geliyor. Soğuk hava şartlarında yaşayan kişiler ise daha çok erkek çocuğu dünyaya getiriyor. Ve son olarak sıcak ortamda bulunan ve oturarak çalışan erkekler ise sıklıkla kız babası oluyor.

Diyetle cinsiyet tayini

Dişi sperm hücrelerinin niçin daha çok döllenmeye neden olduğuna dair de açıklamalar bulunuyor. Buna göre; içinde Y kromozomu (erkek) bulunduran sperm kuyrukçukları; ısı, alkol veya kimyasal maddeler gibi etkenlere karşı çok duyarlı bir özellik gösterebiliyor. Eğer anne adayı böyle olumsuz şartlar altında gebe kalmışsa, doğan bebeğin kız olma şansı artabiliyor.

Cinsiyetin oluşması oldukça hassas bir konu. Çok eski zamanlardan beri insanlar, doğacak bebeklerinin cinsiyetini belirleme konusunda çaba göstermişler. Örneğin; eski yunanlılar bebek oluşmadan önce cinsiyetini belirleyebilmek için bazı uygulamalar yapmaya çalışmışlar. O çağlarda kadınların iki tane rahmi olduğuna inanılırmış. Ve sağ rahimde erkek, sol rahimde ise kız çocuğunun oluştuğu düşünülürmüş. Bu inanışla birleşmeden sonra sperm sağ rahime doğru aksın diye, sağ taraflarına yatarlarmış. Böyle bir yöntem elbette ki günümüzde uygulanmıyor.

Fakat bazı çiftler yine de bebeklerinin cinsiyetini belirleyebilmek için birtakım uygulamaları pratiğe geçirmeye çalışabiliyorlar. Günümüzde cinsiyet belirlemek için denenen bu yöntemlerden biri; diyet. Yani kadın, belirli gıdalarla beslenerek istediği cinsiyette bebeğe sahip olmaya çalışıyor. Bu diyete göre; eğer belli minerallerden daha fazla alınırsa, yumurta hücresinin biyokimyasal yapısı değişebiliyor. Böylelikle diyet sayesinde isteğe göre, ya erkek ya da kız sperm hücreleri ön plana çıkabiliyor, kız çocuğu için bol miktarda magnezyum ve kalsiyum içerikli besinler alınıyor ve kaliyum ile natriyum içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak duruluyor. Örneğin, eğer çift, kız çocuğu istiyorsa, anne adayı tuzdan vazgeçiyor. Ayrıca bu düşünceye göre, eğer vücutta bazı şeyler değiştirilecekse, diyet 3 ay devam ettiriliyor.

Erkek bebek diyetinde ise tuzdan vazgeçmek gerekmiyor. Burada da kız bebek diyetinin tam tersine, bol miktarda kaliyum ile natriyum ve çok az miktarlarda magnezyum ile kalsiyum içerikli gıdalarla besleniliyor.

Yumurtlama Gününe Göre Cinsiyet Tayini

Bazı kadınlar da cinsiyet seçimi yapabilmek için diyetle değil, doğurganlık dönemlerine göre hesap yaparak hamile kalmayı deniyorlar. Bu yönteme göre; eğer çift yumurtlamadan önceki birkaç günde birlikte olursa, doğacak bebeğin cinsiyetinin erkek olma şansı yükseliyor. Bu yöntem çifti en az rahatsız eden ve denenmeye değer gibi görünüyor. Fakat yine de hiçbir yöntemin garantili olmadığını unutmamak gerekiyor. Bu uygulama için önemli olan, kadının ne zaman yumurtlayacağını bilmesi. Normalde bu hep siklus döneminin tam ortasında yaşanıyor. Yani, 28 günlük sürede bu, 13. veya 14. gün anlamına geliyor. 32 günlük dönemde ise 15. veya 16. güne isabet edebiliyor.

Yumurtlamanın hangi dönemde olduğunu kesin olarak tespit etmek isteyen kadınlar, ısılarını ölçerek bunu belirleyebiliyorlar. Bunun için en iyi ölçüm zamanı, regl döneminin 2 – 3 gün sonrasına denk geliyor. Her sabah yataktan kalkar kalkmaz, vücut ısısı termometre ile ölçülüp belirleniyor. Yumurtlama döneminde ısı birden yükseliyor ve sonrasında tekrar düşüyor. Ayrıca serviks akıntısına bakarak da, yumurtlamayı belirlemek mümkün olabiliyor. Çünkü akıntı özellikle yumurtlama döneminde şeffaflaşıyor ve uzayan bir yapıya sahip oluyor. Böyle bir akıntı geldiğinde genellikle doğurgan bir döneme girildiği düşünülüyor.

Cinsiyet Daha Döllenirken Belli Olur

Cinsiyet belirleme çalışmaları, gonadların, yani erkek ve dişi cinsiyet organlarının farklılaşmasıyla ilgilidir. Bu gonadların üzerinde farklılaşmamış bölgeler de vardır. Bu bölgelerin bir kısmından ovaryum, diğer kısmından erkekleri ilgilendiren testisler oluşur. Her iki cinsiyette de birtakım kanallar vardır. Bu kanallar embriyo halindeyken geçici olarak birliktedirler. Fakat daha sonra bunlarda bir değişim meydana gelir. Özellikle dış genital organları, bu ortak dokunun farklılaşmasıyla oluşur. Bütün bu gelişimler sonucunda her iki cinsiyet son şeklini alır.

Yani, genital çıkıntı, klitorisin    ya da penisin kaynağını oluşturabilir. Burada ayrıca genlerle ilgili bir durum da vardır. Çünkü seksüel farklılaşma, gelişme ve fonksiyonlar, genlerin kontrolü altındadır. X (dişi) ve Y (erkek) kromozomları belirleyici olmakla beraber, bunların diğer kromozomlarla da iletişim ve etkileşim içinde olması gerekir. Yine de seksüel gelişme ve farklılaşmanın olabilmesi için, X ve Y kromozomlarının dengeli olması önemlidir.

Son yıllarda yapılan araştırmaları bu olayların kontrolünü, embriyo halindeki testisten çıkan iki maddenin üstlendiğini göstermekte. Bu maddelerden sorumlu olduğu tespit edilen gene, “testis belirleyici gen” adı verilir. Y kromozomuna yerleşmiş durumda olan bu genin, erkeklik tayini üzerinde etkili bir fonksiyonu var. Eğer bu Y kromozomu üzerindeki testis belirleyici gen, herhangi bir nedenden dolayı zarara uğrarsa, farklılaşmamış overler gelişmeye başlar. BU durumda beklenenin tam tersi olur ve cinsiyet farklılaşması çift cinsiyete doğru kaymaya başlar. Eğer testis belirleyici gende bir anormallik yoksa testis şekillenir ve doğal olarak erkek cinsiyetine doğru gider.

Burada son olarak şunu söylemek gerek; eğer X ve Y kromozomlarının biyokimsal karakterleri tamamen incelenir, gen yapıları tamamen ortaya çıkarılırsa ve genler arası ilişki entegrasyon sistemleri açıklanırsa, hem genetik araştırmalar hedefine Ulaşır, hem de cinsiyet tayini oldukça ileri bir noktaya gelir.

İstekler veya uğraşılar ne olursa olsun, unutulmaması gereken temel nokta şu; aslında doğacak bebeğin kız ya da erkek olması o kadar önemli değil, önemli olan sağlıklı doğması. Öyle değil mi?

Sağlıcakla Kalın.

#Yıldız Vermeyi Unutmayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Değerli Ziyaretçimiz, aklınıza takılan sorulara hızlı bir cevap almak için, UZMANLARA VE ANNELERE SOR bölümünü, kullanabilirsiniz.
Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edmek İçin (Tıkla)

Annemce Yazar Ekibi

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı