Aile

Mutlu Bir Evlilik ve Mutlu Bir Aile Nasıl Olur?

İyi bir beraberliğin sırrı, uzlaşmadır. Günümüzde ortalama her üç evlilikten biri ayrılıkla sonuçlanıyor. Büyük şehirlerde boşanma oranı daha da yüksek seviyelere ulaştı. Başarı veya başarısızlık bir ilişkinin kaderi değildir; kadın ve erkek, ilişkilerini ayakta tutmak için daha fazla şeyler yapabilirler. Ortak yaşam konusunda planlar evlilik öncesinde yapılmalıdır. Mesela; kişiler için meslek ve kariyerin değeri ne kadar yüksektir? Eşlerin yaşamında çocukların önemi nedir? Bu ve buna benzer sorular mutlaka evlilik öncesi konuşulup, ortaklaşa uzlaşarak belli noktalarda karar alınmalıdır.

Yapılan araştırma sonuçlarına göre, evliliklerin büyük oranı kariyer ve çocuk konusunda çıkan anlaşmazlıklardan dolayı yıkılmaktadır. Birçok kadın veya erkek eşlerinin düşüncelerini değiştirebileceklerine inanırlar. Oysa bu çok ender gerçekleşen ve hatalı bir düşünce şeklidir”. Bir başka önemli faktör, tartışma kültürüdür. Fikir çatışmasını başarılı bir şekilde sürdürebilmek, ilişkiye merhem etkisi yapar.

Böylelikle beraberlik içinde ciddi anlamda sorunlar çıkmaz.

Bu konuda oyun kuralları oldukça basittir. Tartışma anında konuşmaya “sen” diye başlamak yerine, mesela “Sen çok kırıcı konuşuyorsun” gibi; “ben” diye başlamak tercih edilmelidir. Böyle kuralları hayata geçirmek aslında çok kolaydır. Burada önemli olan, kişinin ilişkisine ve eşine duyumsadığı önemdir. Ayrıca, ilişki içerisindeki iletişim taze tutulduğu sürece psikolojik boşanmalar ve sorunlar olmayacaktır.

Bir ilişkiyi sağlıklı sürdürmek için, bunların dışında dikkat edilmesi gereken daha birçok husus vardır. Bir uzman bu konudaki deneyimlerini şöyle açıklar, “Fakir ama mutlu; böyle şeyler neredeyse sadece masallarda kaldı. Maddi gereksinimler veya borçlar ilişkiye zehir etkisi yapar. Konuştuğumuz bütün mutlu çiftlerde dikkatimizi çeken en önemli özellik, bunların maddi sıkıntı çekmeyen kişiler olmasıdır”. Yani, çiftler evlenme kararı almadan önce borçlanma, gelir ve gider gibi konu larda uzun süre konuşmalı ve değerlendirme yapmalılar. Bir diğer nokta da; geniş dairelerde oturan çiftler arasında çıkan sorunların, küçük evlerde oturanlara oranla daha az olmasıdır.

Küçük bir dairede bile kişinin kendi başına kalabileceği bir köşesi olmalıdır. Gerektiğinde çocuklar için iyi bakıcıların bulunması da evlilikte rahatlatıcı bir etkendir. Çocuklardan ayrı olarak kendilerine düzenli olarak zaman ayıran çiftler, aralarında daha az problem yaşamaktadırlar. Böyle bir gün önceden kararlaştırılmalı ki, baş başa kalmada aksama olmasın.

Örneğin; haftada veya ayda bir gün yalnız kalmak için organizasyon yapılabilir. Bu noktada önemli olan, birbirini arada bir anne – baba kılıfından çıkarıp, kadın – erkek psikolojisine sokmaktır. Şayet çiftler arasında yaşanan sorunlar kendi çabalarıyla çözümlenemeyecek ölçüdeyse, bu konuda uzmanlaşmış aile danışma merkezlerine başvurabilirler. Bu tip merkezler, eşler arasındaki sorunlara çözüm arayıcı ve yapıcı bir boyutta yaklaşırlar.

Avrupa ve Amerika’da ruh sağlığının temini ve mutlu yaşam sağlanması için yoğun bir kültürel eğitim başlatılmış ve psikoloji hakkında geniş bilgi verilmiştir. Bu ülkelerde psikoloji klinikleri, aile danışma ve öğrenci rehber merkezlerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Hemen her ailenin bir psikoloğu olduğunu söylemek mümkündür. Böyle problemi olan birey ve aileler çekinmeden ve zaman kaybetmeden bu uzman kişilere danışıp, problemlerini çözmektedirler.

Kişinin mutlu bir aile yaşantısı kurabilmesi ve sosyal ilişkilerde sağlıklı iletişimler sağlayabilmesi için bazı şartlar vardır

Kişi sevgi, saygı, güven ve özveriye dayanan ilişkiler kurup, sürdürmelidir. Kişi aile içinde, arkadaşlar arasında, oyunda, eğlencede, okulda, işyerinde, değişik kişilerin ve koşulların bulunduğu çevrelerde uyum sağlayabilecek, uzlaşabilecek esnekliği göstermelidir. Kişinin kendine güveni olmalı, kendisini başkasının bakış açısından görebilmeli, kendi güvensizliğine bağlı kaygılarını başkalarına yansıtmamalı, gerçeğe özsaygısı olmalıdır. Kişi toplumda yeri, sorumluluğu, özgürlüğü ve rolü olduğuna inanmalıdır.

Karşı cinsle sevgi, anlayış, beğeni ve desteğe dayalı sağlıklı ilişkiler kurabilmelidir. Kişinin gelecekten beklentileri ve amaçları olmalı, bunlara erişmek için geçerli ve gerçekçi yolda çaba gösterebilmeli, karşısına çıkan engelleri aşabilecek güce sahip olmalıdır. Kişi engeller karşısında başarısız olursa, beklentilerini elde edemez ya da amaçlarına ulaşamazsa, yılmamalı; kendi gerçekleri, yetenek ve olanakları içinde aynı yönde çaba harcamalıdır.

Yanılma ve başarısızlıklardan ders alabilmeli, bunları yeni çabaları için olumlu yönde değerlendirebilmelidir. Kişinin günlük iş ve uğraşısı dışında kişiliğini geliştirecek, güçlendirecek, güven duygusunu pekiştirecek, çevreye ve topluma katkısı olacak değişik ilgi ve uğraş alanları olmalıdır. Kişi sürekli olarak kendi kendini yenilemeli, eskilerle yeniler arasında sürekli bağlantılar kurmalı, değişmelere, gelişmelere uzak ve yabancı kalmamalıdır.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Ay Ay Bebek Gelişim Evreleri

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu