Anasayfa » Aile » Eşimi Değiştirmek İstiyorum? Ama Nasıl?

Eşimi Değiştirmek İstiyorum? Ama Nasıl?

Annemce Yazar Ekibi
Eşimi Değiştirmek İstiyorum? Ama Nasıl?

Kadınlar başlangıçta partnerlerine hep tozpembe yaklaşır, onun hatalarını görmezler veya görmezden gelirler. Ancak zamanla üzerinde fazla durulmayan özellikler rahatsız edici bir hale gelir ve kadın ümitle kocasının değişeceği günü beklemeye başlar. Yapılan boş vaatlerin gerçekten “boş” olduğu çabuk anlaşılır. Ancak yeni evli kadın eşini “mükemmel, dünyanın en dürüst erkeği” olarak görür. Eşini çok sevdiğinden ona hiçbir zaman “kötü” şeyleri konduramaz.

Erkek eşinin bu iyi niyetini bir süre daha suistimal eder. Ancak yaşanan acı hayal kırıklıklarından sonra kadın, eşinin aslında kafasında şekillendiği gibi olmadığını görür. Bundan sonraki süreçte artık kadın, kocasının verdiği sözleri birçok kez duyduğu için sonunda bu sözlere inanmamaya başlar. Tüm bunlara rağmen bazı kadınlar ise eşinin yaptığı sözleri hayatı kolaylaştıran, hatta romantik görünmesini sağlayan birer unsur, bir teselli gibi gördüğünden söylenen o güzel sözlere inanır. Ancak unutulmamalıdır ki, aşk hakkında söylenen bütün söz ve bilginlikler doğru değildir, hatta bunlar çoğu zaman insanı şüpheli bir şekilde düşündürmelidir.

Onu değiştireceğim.

 Kadınlar bir süre sonra eşlerinin aslında kendi beklentilerine uymadığını görünce onu değiştirme çabalarına girecektir. Ya da başka bir deyişle, onun zaten belli bir süre sonra kendiliğinden değişeceğine inanır. Birçok kadın evlenirken kendisini bu küçük teselliyle avutmuştur. Ancak geçen bütün bir ömrün sonunda, kadının hayatında birçok şey değişmiştir. Bunca yıldır değişmeyen tek şey ise kocası olmuştur. Ya da erkek az da olsa değişmiştir, ancak karısının istediği kadar değil. Bazen ise tam tersi olur, erkek eşinin hiç istemediği bir yönde değişir.

Burada en önemli nokta erkeğin kendiliğinden değişmek istemesidir. Karısı tarafından değiştirilmek istenen koca ancak geçici olan çok küçük çapta değişir. Değiştirilmek istenen konu titizlik gibi ufak bir konu olsa dahi söz konusu kişi bunu kendiliğinden değiştirmek istemelidir. Ya da herhangi bir bağımlılık söz konusu ise yine bırakmak kişinin kendi rızasıyla gerçekleşmelidir. Böyle olmadığı takdirde alışkanlıklarından vazgeçirilmek istenen kişi tekrar o istenilmeyen davranış veya bağımlılığına dönecektir. Çünkü bazı davranışları üzerinde ne kadar durursanız, o işi inada bindirerek, tam tersini yapacaktır.

Sonuç olarak hiç kimse eleştiriye sonsuz açık değildir. Hatta bazı insanlar eleştiriye hiç açık değillerdir. Eleştirildikleri takdirde kendilerini yaralanmış hissederek, davranışlarını daha da kötüleştirirler.

Bir çocuk ilişkimizi kurtarır düşüncesi

Bu düşünce genelde partnerlerden birinde diğerini kaybetme korkusu yaşadığında ortaya çıkar. Bu tip durumlarda canlı bir varlık, yani bebek veya çocuk iki tarafı birbirine bağlaması gereken varlık olarak görülür. Ancak bu çok büyük bir yanlıştır. Çünkü bir bebeğin dünyaya gelmesi birçok sorunu beraberinde getirir. Ayrıca bir bebek zaten zedelenmiş bir ilişkinin daha da çabuk çökmesine neden olur. Dünyaya gelen bir bebek mutlu olan bir evliliği daha da mutlu kılarken, mutsuz bir evliliğin çökmesine neden olur.

Konuşmadan da beni anlamalı

Bu tip bir düşünce çocukluk döneminden kalma bir illüzyondur. Bu tür bir istek bir bebeğin annesinden hiçbir şey söylemeden tüm ihtiyaçlarının karşılandığı bir dönemden kalma bir hayaldir. Yetişkin bir insanın partnerinden onun aklından geçenleri okumasını istemesi partnerinden çok fazla şey istemiş olur ve sürekli hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur.

Bebeklerde henüz olmayan konuşarak anlaşma yeteneği yetiş. kinlerde vardır. İstek ve arzularımızı kelimelerle ifade etme yeteneği insana özgü bir şeydir. İşte bu yeteneği kullanmadığımız takdirde ilişkilerimiz zedelenir ve kötü bir şey yapmış oluruz.

Heyecan hissetmediğimde aşk benim için ölmüştür

Bu düşünce çok modern, fakat yanlıştır. Bu düşünce erkek ve kadının en geç iki üç sene geçtikten sonra birbirinden sıkılıp ayrılmalarına neden olur. Böylece ilişkisini ilk heyecanı olmadığı için bitiren kişi yeni bir aşkın peşinde koşar ve onda da hayal kırıklığına uğrar. Sonuçta konu ne olursa olsun, ister iş olsun, ister aşk ilk başlara heyecan yaşanır. Ancak zamana mahkum olan heyecan bir süre sonra yerini alışkanlığa dönüştürür. İlk heyecanın yaşandığı dönemden sonra çiftlerin birbirine olan güven dönemi başlar ve bu dönem daha da güzeldir. Sonradan oluşan güven döneminde yaşanan seks de bir başka güzel ve heyecan vericidir.

Çiftler her şeyi birlikte yapmalıdır

İşte bu düşünce tarzıyla çiftler birbirini sıkarak ilişkilerinin monoton ve sıkıcı olmasını sağlarlar. Her şeyi birlikte yapan bir çiftin karşılıklı anlatacak yeni konuları olamaz. Ayrıca bu tip birlikte yapılan faaliyetlerde bir taraf diğerine mutlaka zorunlu bir şekilde uymak durumundadır.

Partnere zorla uyum sağlayan taraf zamanla ya depresyon geçirir ya da agresifleşir. Aynı şekilde partnerlerin her konuda hemfikir olmaları gerektiği düşüncesi de yanlıştır. İyi bir beraberlik evlilik sembolünün aynasıdır. Burada iki yüzük vardır ve halkalar birleştirildiğinde ortak bir alan mevcuttur. Ancak ortak alanın dışında da her iki tarafın kendini özel bir alanı vardır.

Eşlerin yatakta barışmaları “aşk” için kötüdür Ciddi evlilik sorunlarının her defasında yatakta çözülmeye çalışılması hiç doğru olmadığı gibi bir çözüm de değildir. Çünkü yatakta açığa çıkan duygular farklıdır ve birçok kez bunun “aşkla” bir ilgisi yoktur. Kısacası “seks” aşkın bir kanıtı değildir. Fakat bu her problemin saatlerce tartışılması gerektiği anlamına gelmez.

Kimi zaman konuşmadan sadece barışmak da bir çözüm olabilir. Seks konuşmak gibi iki kişi arasında bir anlaşma sağlama aracıdır. Seks sadece karşı taraftaki insanı ödüllendirmek için kullanılmamalıdır. Şu unutulmamalıdır ki, seks mutlu bir beraberliği ve harmoniyi ortaya çıkartabilecek bir unsurdur.

Kıskançlık sevginin belirtisidir

Bu doğru değildir. Nedeni olamayan ve abartılı kıskançlığın nedeni kıskanan kişinin kendisine olan yetersiz güveninden kaynaklanır. Söz konusu kişi kendisini sevilmeye layık görmez, bu yüzden partnerinin güzel sözlerine kendisi de inanamaz. Kıskançlık korkunç bir hastalıktır ve genelde sadece profesyonel bir kişinin yardımıyla bu sorun çözülebilir.

Büyük aşk her türlü zorluğun üstesinden gelir

 Birbirlerini çok seven çiftler aşkları sayesinde her türlü zorlukları aşabileceklerini düşünüyorlar. Keşke bu kadar kolay olabilseydi! Ancak gerçekte olaylar sanıldığı kadar kolay halledilemiyor. Zorlukların üstesinden romantik duygularla gelinmez. Zorluklar sadece kabul edilip bir beraberliğin basamağı olarak kabul edildiğinde hallolur. Bu nedenle çevremizde birbirlerini çok sevdikleri halde, mahkemeye boşanmak için başvuran birçok çift görüyoruz. Bu nedenle hiçbir zaman “büyük aşkınıza” güvenerek, “büyük hatalar” yapmayın.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak