Erektil Disfonksiyon Nedir?

Rüzgar Toprak
Erektil disfonksiyon nedir?

Erektil disfonksiyon penisin ereksiyon (sertleşme) olmaması ya da ereksiyonun (sertleşmenin) çifti tatmin edecek kadar uzun sürmemesi anlamına geliyor. Bu sorun 40 – 70 yaş arası erkeklerde yüzde 60 oranında görülüyor. Erektil disfonksiyon sorunlarına genç erkeklerde de rastlanıyor. Gençlerde sorun psikolojik kaynaklı olabileceği gibi organik sorunlardan da kaynaklanabiliyor. Sorunun gerçek kaynağının anlaşılabilmesi için doktora her iki tarafın birlikte gitmesi gerekiyor.

Partnerinizle birlikte güzel bir gece geçirmeyi planlıyorsunuz ama o oyuna katılmak istemiyor. Belki bir başka gece diyerek konuyu kapatıyorsunuz. Peki ama sorun ne?

Artık eskisi gibi değil…” Kulağa ilk anda oldukça sıradan bir cümle gibi geliyor ve bu cümleyi pek çok erkek kullanıyor. Burada eskisiyle karşılaştırılan durum penisin işlevi. Sertleşmeyen bir penis artık işlevini “eskisi gibi” yerine getirmediği gibi bir kabusun da başrol oyuncusu. Bilindiği gibi ülkemizde erkekler ve kadınlar cinsellik üzerine pek fazla konuşmuyor. Bu durum çiftler için de geçerli. Erkeğin sorunu gizlemeye çalışması kadının kendisini yetersiz hissetmesine neden olabileceği gibi, erkeğin üzerine de “başarma” zorunluluğunu yüklüyor.

Uzmanlar, ereksiyon sorununun erkeğin kendisine olan saygısını yitirmesine yol açtığını vurguluyor ve böyle bir sorunla karşı karşıya kalan bir erkeğin en kısa zamanda bir üroloğa gitmesi gerektiğini belirtiyor. Erektil disfonksiyon iki tarafı da olumsuz etkiliyor. Erkek eşini tatmin edememenin endişesini yaşarken kadın da çekiciliğini kaybettiği düşüncesiyle acı çekiyor. Bu sorunu erkekler farklı şekillerde yaşıyor. Bir kişi tamamen ereksiyon olamazken bir diğeri uyarılmayı ilişkinin sonuna kadar koruyamayabiliyor. Halk arasında “iktidarsızlık” olarak bilinen bu sorun özellikle 40 – 70 yaş arası erkekleri etkiliyor. Ancak bu demek değil ki genç erkekler bu sorunla karşılaşmıyor.

Erektil disfonksiyon nedenleri nelerdir?

Gençlerde hastalık nadiren organik bir sebepten kaynaklanıyor. Genelde sorunun temelini psikolojik baskı ve stres oluşturuyor. Cinsel sorunu olan pek çok erkek bu sorunun yaşıyla ilintili olduğunu düşünüyor. Tabii sorun her zaman “yaş” olmayabiliyor. Erektil disfonksiyon çoğunlukla başka bir hastalıkla beraber ortaya çıkıyor. Fakat hastaların sorunu organik ve yaş kökenli olabileceği gibi psikolojik de olabiliyor. Psikolojinin cinsellik üzerinde yadsınamayacak bir etkisi var. Hoş olmayan bir koku, kötü bir görünüm ya da ilişki sırasında sarf edilecek olumsuz bir söz, erkeğin isteğini yok edebiliyor.

Uzmanlar erektil disfonksiyon sorunu olan çiftlerin birbirleriyle konuşarak ve gerektiğinde doktora beraber giderek sorunu çözebileceklerini söylüyor. Çünkü sorunun asıl kaynağının organik mi, yoksa psikolojik mi olduğu ancak bu şekilde ortaya çıkıyor. Tabii bir de bazı rahatsızlıklardan kaynaklanan ereksiyon sorunları var. Erektil disfonksiyon, çoğunlukla kalp ve damar hastalıklarına yol açan faktörlerle ortaya çıkıyor. Penis damarının çapıyla kalbe giden koroner damarın çapı aynıdır. Bu sebeple erektil disfonksiyon rahatsızlığı olanlarda ilk akla gelen kalp hastalığıdır.

Bunun yanında; yüksek tansiyon, kolesterol, böbrek yetmezliği, tiroit bezinin fazla çalışması diyabet ve cerrahi müdahaleler de erektil disfonksiyona neden oluyor. Ayrıca fazla sigara ve alkol tüketimi de cinsel hayata gölge düşürüyor. Yapılan muayene sonrasında sorunun organik değil de psikolojik kaynaklı olduğu da ortaya çıkabilir. Bu muayene yöntemlerinden biri de uyku laboratuvarıdır.

Ereksiyonun üç nedeni var ve uyku da bunlardan biri. Kişi uyku sırasında herhangi bir uyaran olmadan ereksiyon olur. Laboratuvar ortamında penisin uyku sırasında ereksiyon haline geçip geçmediği gözlenir. Erektil disfonksiyon sorunu olan erkeklerin çoğunda penis ereksiyon olmaz. Gece ereksiyonu yaşayan kişilerde sorun psikolojik kökenli olabilir. Psikolojiye yansıyan baskı ve sorunların kaynağı şu şekillerde karşımıza çıkabilir:

Aktif taraf olmak. İlişki sırasında sadece partnerinin ihtiyaçlarına cevap vermeye ve onu mutlu etmeye odaklanan, ön sevişmeyi gereğinden fazla uzatan bir erkek, ilişki sırasında kendisini serbest bırakamaz.

Partnerin tavırları. Partnerinden kabul görmeyen bir erkek hayal kırıklığı yaşar ve ona kızar. Tabii bu da birleşmeye yansır. Sürekli eleştirilmek, alay konusu olmak ve iğnelenmek erkeğin kendini aşağılanmış hissetmesine yol açar. Doğal olarak, aşağılanmış bir erkeğin kadını baş tacı etmesi beklenemez.

Baskı. Kadının çocuk sahibi olma isteği de erkek üzerinde psikolojik baskı yaratır. Eşinin salt çocuk sahibi olmak için kendisiyle ilişkiye girdiğini düşünen bir erkeğin penisi işlevini yerine getirmeyebilir.

Çalışma şartları. Büroda yaşananlar, mesaiye kalma, arkadaşlar arası anlaşmazlıklar, müdürün beklentileri ve en önemlisi işsiz kalma korkusu iyi bir ilişkiniz olsa bile cinsel isteği öldürebilir.

Korku. Bir kere ereksiyon sorunu yaşayan bir kişi, bunun tekrarlanmasından korkar. Bu korku ve “başarmalıyım” baskısıyla vejetatif sinir sistemi ereksiyonu engelleyen adrenalini salgılar. Bunun sonucunda gece başarısızlıkla sona erebilir.

Depresyon. Depresif ruh hali ve cinsel isteğin azlığı genelde birbirini tamamlar. Hayattan alınan zevk azaldıkça kişide cinsel istek de azalır.

Cinsellikten uzak kalmak. Uzun yıllar ilişkiye girmemiş bir erkek partneriyle beraber olmak isterse ereksiyon sorunu yaşayabilir.

Yaşın ilerlemesi

50’li yaşlar beraberinde geç uyarılmayı da getirir. Bu yaşlarda daha güçlü bir uyarıcıya ya da daha ayrıntılı uyarılmaya ihtiyaç duyulur. Penis gereğinden erken yumuşar, orgazm sırasında eskiye kıyasla daha az meni gelir. Bunların hepsi yaşın ilerlemesinin beraberinde getirdiği sorunlardır ve organik bir nedenleri yoktur. Üroloğunuz gerekli muayeneyi yaptıktan sonra size duruma uygun bir tedavi yöntemi önerecektir.

Günümüzde bu tür rahatsızlıkların daha çok sildenafil içeren ilaçlarla tedavi edildiğini belirtiyor. Piyasada iki seçeneği bulunan ve etkin maddesi sildenafil olan bu ilaçlar üzerinde sürekli konuşuldu. Mucizevi etkilerinden bahsedildi. Yalnız bu ilacın zannedildiği gibi mucizeler yarattığını söyleyemeyiz. Çünkü sildenafil sadece penis arterine kan akışını artırıyor, bunun dışında herhangi bir istek artırıcı etkisi yok.

Ereksiyonun gerçekleşmesi için bir uyarana ihtiyaç vardır. Bu ilaç sayesinde felç olan bir erkek bile orgazm olmadan cinsel ilişkiye girebilir. Tabii isteyen herkes sildenafil kullanamaz. Örneğin kalp hastaları ve göz retinasında hastalık bulunanlar sildenafilin nimetlerinden faydalanamaz. Kalp – damar açıcı ilaç kullanması gerekenler ve nitrat içeren ilaç kullananlar asla sildenafil kullanmamalı. Sildenafil içeren ilaçlar karaciğerde işlendiği için kullanacak kişinin karaciğer fonksiyonlarının da iyi olması gerekir.

İlaç kullanamayanlar erektil disfonksiyon tedavisi

Evet, belirttiğimiz gibi herkes sildenafil kullanamıyor. Ancak erektil disfonksiyon sorunu olan ve sildenafil içeren ilaçları kullanamayan kişiler vakum pompası ve penis halkası kullanabilir. Penis halkasının görevi damardaki kanın hızla geri çekilmesini önlemektir. MUSE ve SKAT ilacın organa yerleştirilmesi ya da enjekte edilmesi yoluyla uygulanan yöntemler. Bu yöntemler kişinin organik kaynaklı sorunlarını çözüyor. Ancak çiftlerin anlaşmazlık yaşadıkları veya erkeğin kendine güveni olmadığı zamanlarda bu yöntemler asıl sorunun göz ardı edilmesine yol açabiliyor. Bu durumda sorun çözülmüyor, aksine artarak kişinin karşısına çıkıyor.

Sorunu psikolojik olan kişilerin uzun süreli terapilere katılmaları gerekmiyor. Bu kişilerde sorunun ortaya çıkması beş ya da altı seans sürüyor. Terapilerde öncelikle kişilerin üzerinden “işlevini yerine getirme” baskısı atılıyor. Çünkü eğer ilişkinin temelinde bir sorun varsa, ancak kökten ortadan kaldırılarak bu sorun çözülebiliyor. Pek çok erkekte görülen psikolojik ereksiyon sorunu, eleştirilme ve kendini baskı altında hissetmeden kaynaklanıyor. Unutmayın ki sizden sıcaklık görmeyen eşiniz size sıcak davranamaz.

Cinsellik sorunu yaşayan pek çok çiftte “sıcaklığın” eksik olduğu, çiftlerin birbirleriyle ilgilenmedikleri, sorunlarını paylaşmadıkları ve en önemlisi onu olduğu gibi kabul etmedikleri gözlemleniyor. Cinselliğin kişileri yakınlaştırdığı savının tam tersine ancak birbirine yakın olan kişiler sağlıklı bir cinsellik yaşayabiliyorlar. Çiftlerin öğrenmeleri gereken bir diğer nokta da karşı tarafın fantezilerini yerine getirmek.

Eşinizin erotik isteği sizi heyecanlandırmasa bile deneyin. Çünkü bu durumda iki taraf da savunma duvarlarını yıkarak, oldukları gibi kabul edildiklerini hissediyor. “Bana değer verdiğini ve beni sevdiğini hissetmek istiyorum.” Birliktelikleri ayakta tutan bu histir. Erkekteki arzuyu harekete geçiren de…]

Organik sorunlarda Erektil disfonksiyon tedavisi

  1. Apomorfin Bu ilaç santral etkilidir ve ereksiyon mekanizmasını düzenler. Yan etkisi bulantıdır. Ancak sildenafil içeren ilaçları kullanamayanlar için iyi bir seçenektir.
  2. Vakum cihazı Burada penisin üzerine yerleştirilen pleksiglas bir silindir aracılığıyla süngersi dokuya düşük basınçla kan çekilir. Ereksiyon, kanın geri çekilmesini engelleyen ve penis köküne yerleştirilen bir lastik halka aracılığıyla sağlanır. İstediğiniz zaman uygulayabileceğiniz kolay bir yöntemdir, ancak ağrı yapabilir. Bunun yanı sıra takılan halka kanın geri gitmesini önlerken boşalmayı da engellediği için pek fazla tercih edilen bir yöntem değildir.
  3. SKAT Kanül aracılığıyla penise ilaç enjekte edilir. Enjekte edilen ilaç süngersi doku kaslarının rahatlamasını sağlar. Böylece organ herhangi bir uyarima maruz kalmadan sertleşir. Bu yöntemin sürekli ereksiyon gibi bir yan etkisi vardır.
  4. MUSE Özel bir aplikatör yardımıyla idrar borusuna yerleştirilen ve kan akışını hızlandıran etkin madde içeren kürecikler, yerleştirildikleri yerde emilirler. İlaç yerleştirilirken ağrı yapabilir. Ayrıca birleşme sırasında (özellikle boşalma evresinde) iki tarafta da yanmaya neden olabilir. Günümüzde pek sık tercih edilmeyen bir yöntemdir.

Elbetteki bu sorunda utanma sıkılma olmadan hekiminize başvurmalı ve en doğru tedaviyi hekiminiz gözetiminde uygulamalısınız. 1 dakikalık bir utanma duygusuna katlanıp eşinizle mutlu bir cinsel yaşama adım atmalısınız.

Sağlıcakla Kalın.

Benzer Yazılar

Yorum Bırak

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Kabul Ediyorum Gizlilik ve Çerez Politikasını Oku