Aile

Doğumdan Sonra Doğum Kontrol Yöntemleri

9 aylık hamilelik sürecinde, korunma yöntemleri doğal olarak sorun olmaktan çıkıyor. Endişesiz geçen 9 aya, bir de 6 hafta ar süren lohusalık dönemi ekleniyor. Bu da, hemen hemen 1 yıla yakın; spiral, prezervatif ve hap gibi çeşitli doğum kontrol yöntemlerine ara vermek anlamına geliyor.

Dolayısıyla, doğumdan sonra korunma yöntemlerinin akıllardan çıkmasına şaşmamak gerekiyor. Ancak dikkatli olmanızda yarar var. Emzirme döneminde “Adet görmüyorum, yüzde 100 korunuyorum” düşüncesi taşıyorsanız, minik bir sürprizle karşılaşabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta da, korunma yönteminde doğru tercihi yapmak. Her doğum kontrol yönteminin, avantajları yanında dezavantajları olduğunu da unutmayın. Aksi takdirde istenmeyen yan etkilere maruz kalabilirsiniz. 

Bebek Cinsel Yaşamı Etkiliyor

Doğumdan sonra yaşanan sıkıntılar, doğal olarak çiftlerin cinsel yaşamını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Öyle ki, çoğu çiftin doğumdan sonra eski cinsel yaşamlarına geri dönmeleri biraz zaman alabiliyor. Yeni anne baba olan çiftlerin yüzde 84’ü, eskisi kadar sık birlikte olmadıklarını belirtiyor. Çiftlerin yüzde 50’si de, ancak doğumdan 12 hafta sonra cinsel birliktelikte bulunduklarını söylüyor.

Uzmanlara göre doğumdan sonraki ilk cinsel birliktelik, eşler için çok farklı bir anlam taşıyor. Kadınlar, penisin vajinaya zarar vereceği endişesini taşırken, erkekler de kadına çekinerek yaklaşıyor.

Doğumdan Sonra Korunmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Doğumdan sonra ilk adet kanaması, genellikle 6 hafta süren lohusalık döneminden sonra gerçekleşiyor. Emziren kadınlarda ise bu süreç 3, hatta 6 aya kadar uzayabiliyor. Bu da çiftlerin “Korunmaya ne zaman başlamalıyız?” sorusuna yanıt aramalarına neden oluyor. Prensip olarak doğumdan sonra ilk adet dönemine kadar gebe kalınmaz. Yine de dikkatli olmakta yarar var. Emziren kadında yumurtlamayı baskılayan prolaktin, her zaman baskılayıcı seviyeye yükselemeyebiliyor. Böylece, emzirmeye rağmen yumurtlama gerçekleşebiliyor ve gebelik oluşabiliyor.

  1. Doğum Kontrol Hapları

Dikkat! Bebeğiniz De Sizinle Birlikte Yutuyor.

Doğum kontrol hapları, kadınların doğum öncesi en çok tercih ettiği korunma yöntemlerinden biri. Tüm hormonal gebeliği önleyiciler gibi, yumurtlamayı durdurarak etki ediyor. Çiftlere istendiği zaman beraber olma özgürlüğü sağlayan bu haplar, östrojen ve progesteron hormonları içeriyor. Peki, ya doğumdan sonra, özellikle de emzirme döneminde haplara devam edilebilir mi?

Emziren kadınlarda, hormonların kısmen de olsa süt aracılığıyla bebeğe geçebileceğini, ancak kısa süre içinde bebeğin karaciğeri tarafından metabolize edilmektedir. Kombine kontrol hapları, hem östrojen hem de progesteron içerdiğinden, sütün salgılanmasını azaltabildiği gibi, kaybolmasına bile yol açabiliyor.

  1. Spiral

Yenileri Çok Daha Etkin

Spiral, doğumdan sonra uzmanların en çok tavsiye ettiği doğum kontrol yöntemi. Çok çeşitli şekillerde olsa da, en yaygın olarak “T” harfi şeklinde olanı tercih ediliyor. Bu araçların üzerine bakır, gümüş gibi metal tellerin sarılması, kontraseptif özelliğini artırıyor. Günümüzde “T” şeklindeki spirallerin üzerine yerleştirilen progesteron hormonu, adet ağrısının ve adet kanamasının miktarının azalmasını sağladığı gibi ikinci bir koruma gücü katıyor. Spiral, lohusalık dönemi biten her kadına rahatlıkla takılabiliyor.

Bu yöntemde tek bir sorun var, o da spiralin ne zaman takılması gerektiği.  Bazı uzmanlar spiralin ilk adet döneminden önce takılması gerektiğini savunuyorlar. Bunun nedeni de kadının ilk adet döneminden önce gebe kalma riskinin olması.

Çünkü süt veren annelerde prolaktin seviyesi yumurtlamayı önleyecek düzeye ulaşamayabiliyor. Ayrıca çok nadir görülse de lohusalık döneminden hemen sonra takılan spiral, süt verme döneminde kontrakte olan rahmi delip, batına çıkarak gebeliğe yol açabiliyor. Günümüzde lohusalık döneminden sonra kadının gebe olmadığını saptayacak hormonal veya idrar testleri ve ultrasonografi gibi pek çok tanı yöntemi mevcut. Dolayısıyla spiral için ilk adetin görülmesine gerek kalmıyor.

Rahim dokusu esnek olduğundan, spiralin takılması sırasında kadın pek acı duymuyor. Spiral 5 yıl gibi uzun bir süre etkili olabiliyor. Peki, eğer çiftler ikinci çocuk için bu kadar uzun zaman beklemek istemezlerse ne olacak? 0 zaman spiral ipinden çekilerek ağrısız bir şekilde çıkarılabiliyor ve kadında doğurganlık devam ediyor.

  1. Bariyer (Kondom Vb.) Metotları

Hastalıklar Cinsel Yolla Bulaşmasını Engelliyor

Bazı çiftler, spermlerin rahim içine girmesini engelleyen; diyafram, prezervatif ve küçük köpük şeklindeki aletlerin kullanıldığı “bariyer” yöntemini tercih ediyor. Örneğin, lateksten oluşan diyafram, ilişkiden bir saat önce rahim ağzını kapatacak şekilde yerleştirilerek gebeliği önlüyor. Diyaframlarda sperm öldürücü jellerin de kullanılması, gebe kalma riskini yüzde 2’ye kadar düşürüyor. Bu yöntemde en büyük problem ise, diyaframın bir uzman yerine kadının kendisi tarafından takılması.

Çünkü gebelikler, genellikle aletin yanlış takılması sonucu oluşuyor. Penise geçirilen erkek kondomları veya vajinaya uygulanan kadın kondomları, günümüzde gebeliği önlediği gibi, cinsel temasla bulaşan hastalıkların oluşmasını da engelliyor. Bariyer metotları doğru uygulanırlarsa, doğum kontrol hapı kadar etkin olmasalar bile, yüzde 96 – 97 oranında koruma etkinliği gösteriyorlar.

  1. Geleneksel Yöntemler

Ne Kadar Güvenilir?

Bazı kadınlar ilk bebeklerini dünyaya getirdikten sonra yapay metotlarla üretkenliklerini bastırmak istemiyor. Hatta, tekrar gebe kalmayı isteyip istemediklerinden emin olmasalar bile. Bu nedenle, döllenmenin gerçekleşebileceği 1 haftalık zaman diliminde cinsel ilişkiye girmeyerek doğal yoldan korunmayı tercih ediyorlar. Düzenli adet gören kadınlar, bu yöntemi daha emniyetle kullanabiliyor. Yumurtlama gününü saptamak için takvim yöntemi, bazal vücut ısısının ölçümü ve LH hormonunun kan ya da tükürükle saptanması gibi yöntemlere başvuruluyor.

Takvim yönteminde 28 günde bir adet gören kadınlarda adetin 8 – 1 8. günleri dışında kalan günler, gebe kalma riski taşımayan, emin günler olarak kabul ediliyor. Vücut ısısının ölçülmesi yönteminde ise, kadın yatağından kalkmadan önce her gün aynı saatte bakacağı termometre ile yumurtlama gününü saptayabiliyor.

Vücut ısısının 0.5 derece yükselmesi ve en az 3 gün yüksek kalması, yumurtlamanın olası zamanının geldiğini gösteriyor. Bu yöntemde vücut ısısının düzenli bir şekilde ölçülmesi, son derece önem taşıyor. Ayrıca, fiziksel yapılan her ağır işin ya da hastalığın da, vücut ısısını yükselttiğinin unutulmaması gerekiyor. Bir diğer yöntemi de; idrarda ya da tükürükte LH hormonunun yükseldiğinin saptanması oluşturuyor. Ancak bu yöntemlerle döllenmenin vücutta yarattığı sinyalleri algılamak o kadar da kolay değil. Bu yöntemde uygulama hatalarına bağlı “istenmeyen gebelik” oranının oldukça yüksek olduğu belirtiliyor.

  1. Sterilizasyon Yani Kısırlaştırma

Bir Daha Hiç Hamile Kalmak İstemiyorsanız.

Dünyada en çok tercih edilen yöntemlerden birini, sterilizasyon denilen tüplerin bağlanması işlemi oluşturuyor. Sterilizasyon 35 yaşından büyük, en az 2 – 3 çocuğu olan ve bir daha çocuk istemeyen kadınlara uygulanıyor. Bu yöntemde anne – baba onayının alınması da şart koşuluyor. Sterilizasyon, diğer korunma yöntemlerinin yan etkilerinden rahatsızlık duyan ya da yarar görmeyen kadınlar tarafından tercih ediliyor.

Kadının tüpleri sezaryen sırasında veya doğumdan 3 ay sonra bağlanarak, bir daha gebe kalması engelleniyor. Yaklaşık 20 dakika süren laparoskopik yöntemle tüpleri bağlanan kadın, aynı gün içinde taburcu edilerek evine gönderiliyor.

  1. Depo Enjeksiyon Yöntemi

Kadının hormonal profili değerIendirilmeli Ayda 1 veya 3 ayda 1 kez, kalçadan enjekte edilerek uygulanan bir korunma yöntemi. Ayda 1 kullanılan iğnelerde, östrojen ve progesteron hormonları mevcut. İlk olarak adetin birinci günü enjekte ediliyor. Daha sonra her ay aynı gün olmak üzere tekrar ediliyor. Aylık iğnelerde görülen en önemli yan etki, ilk aylarda ortaya çıkabilen ara kanamalar ve düzensiz adet kanamaları.

Kadının adet düzeni ancak 3. iğneden sonra tekrar düzene girebiliyor. 3 ayda bir yapılan iğneler ise yüksek dozda progesteron içeriyor. Progesteron, 3 ay boyunca yavaş yavaş salgılanıyor ve yumurtlamayı ortadan kaldırıyor. Eğer yumurtlama gerçekleşmişse, endometrium zarını çok incelterek gebe kalan yumurtanın yerleşmesini engelliyor. 3 aylık iğneler de; vücutta şişkinliğe, dolgunluğa, ara kanamalara ya da adetlerin kesilmesine yol açabiliyor. Bu nedenle enjeksiyon yöntemine başvurulmadan önce, hormonal profilin çok iyi değerlendirilmesi ve oluşabilecek her türlü problemin kadınla paylaşılması gerekiyor.

  1. Cilt altına yerleştirilen implantlar

Cerrahi Müdahaleye Gerek Duyuluyor

Sentetik progesteron hormonu içeren, kibrit boyunda 5 adet çubuktan oluşuyor. Küçük bir cerrahi girişim ile kolun pazı kısmının iç yüzüne, ışın tarzında tek tek yerleştiriliyor. Buradan, 5 yıl boyunca yavaş yavaş progesteron salgılanarak yumurtlama durduruluyor. Enjeksiyon yönteminde olduğu gibi yumurtlama gerçekleşmişse, endometriumu çok incelterek yumurtanın yerleşmesini engelliyor.

Uzun süreli korunma isteyen, hap ve iğne kullanamayan kadınlar tarafından tercih ediliyor. Ancak kullanım kolaylığı ve güvenirliğinin yanı sıra, dezavantajları da mevcut. Diğer hormonal korunma yöntemlerinde olduğu gibi, ara kanamalar, adetsiz dönemlerin uzaması, baş ağrısı görülebiliyor. Takılması ve çıkartılması sırasında cerrahi müdahaleye gereksinim duyulduğundan hastaya acı verebiliyor.

#Yıldız Vermeyi Unutmayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Değerli Ziyaretçimiz, aklınıza takılan sorulara hızlı bir cevap almak için, annelere sor bölümünü, Diğer annelerle iletişim kurmak, sosyalleşmek için annemce sosyal forum bölümünü kullanabilirsiniz.
Aklınamı Takıldı? Annelere Sor (Tıkla)
Sosyal Annelere Katıl (Forum)

Annemce Yazar Ekibi

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı