Aile

Çalışan Annelerin Yaşadığı Zorluklar Nelerdir?

Sizde çalışan anne misiniz? Ev, iş, aile derken hayatınız gerçekten de çok zor öyle değil mi? Sürekli zorluklarla ve engellerle karşılaşıyorsunuz, ikilemler yaşıyorsunuz. Çocuksuz kadının çalışması çok doğal karşılanıyor. Hamile olduğunu öğrenen anne adayı ise doğuma az bir zaman kala çoğu kez mesleğine ara veriyor. Ve bu kararı veren kadınların sadece yüzde 50’si ileride mesleğine geri dönüyor. Bu, elbette onların mesleklerinden soğudukları anlamına gelmiyor, aksine çocukları için her şeyin en iyisini arzuladıklarından, bir an önce mesleklerine kavuşmak istiyorlar.

Ayrıca çoğu kadın ekonomik bağımsızlığını kazanmaktan yana. Ve hepsinden de önemlisi; meslek hayatı, eş ve anne olmak dışında kadına değişik alternatifler sunup, onun günlük yaşamına renk katıyor. Ancak iş ve aile yaşamını birlikte sürdürmek isteyen anneler, birçok engelle karşılaşmak ve bunlarla savaşmak zorunda kalıyor.

Çalışan Anneler İçin İş Yerinde Uyumsuzluk

Sizi anlıyoruz, uzun bir aradan sonra tekrar meslek hayatına dönmek oldukça zorlayıcı. Yeniden iş düzenine alışmak beyni yoruyor. 32 yaşındaki Zeynep, “Mesleğimden ayrılmadan önce müdürümün sağ koluydum. Kızım Nisan doğduktan sonra çalışmak bana hiç çekici gelmedi” diye yazıyor mektubunda. Zeynep, 3 yıl aradan sonra tekrar mesleğine döndüğünde hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark etmiş. Müdürü ayrılmış, çalıştığı bölüm kapatılmış, eski bilgisayarların yerini yenileri almış.

Zeynep duygularını “Kendimi boşlukta gibi hissediyordum” şeklinde dile getiriyor. Psikologlar, işe yeniden başlama sendromundan korunmak için, mesleğinden ayrılan anne adaylarına, oradaki insanlarla iletişimlerini koparmamayı öneriyor. Örneğin, haftada 1 kez işe giden ya da işlerini evden yürütebilen anneler, sürekli çalışma temposunda kalıyorlar. Ve ayrıca, şirketin geleceğiyle gerçekten de ilgilendiklerini gösterme fırsatı bulmuş oluyorlar. Yıllarca ev işi, çocuk ve eş arasında koşuşturan kadınlar ise işe başladıklarında çelişkiye düşüyor ve başarısız olma korkusuna kapılıyorlar. Buna bağlı olarak da özgüvenleri yıkılıyor.

Çalışan Annelerin Suçluluk Duygusu

Çalışan anne, çocuğunu ihmal ettiği fikrine kapılıyor. 35 yaşındaki Hatice de bu annelerden biri. Merve duygularını şöyle aktarıyor: “Gündüzleri oğlum Ahmet’i aynı yaşta çocuğu olan çok sevdiğim bir arkadaşıma bırakıyordum. Neyse ki bu konu da şanslıydım. Çünkü onun emin ellerde olduğunu biliyordum. Ama yine de kendimi biraz suçlu hissediyordum.

Meslek arkadaşlarımın çoğu erkekti. Bana sürekli ‘Çocuğun, artık gerçek annesinin kim olduğunu hatırlamıyor’ diyerek, üzerimdeki baskıyı daha da artırıyorlardı. Psikologlar, anne baba dışında çocuğun yakınında iletişim kurabileceği başka bir insanın, onun gelişimini olumlu etkilediği fikrini savunuyorlar. Hatta bebekler, çevrelerinde, anne baba dışında başka insanların olmasından mutluluk duyuyor. Onlarla oyun oynarken ya da kucaklarında uykuya dalarken, kendilerini güvende ve mutlu hissediyorlar. Bu şekilde çocuğun iletişim becerisi ve öz güveni desteklenmiş oluyor.

Annelerin, çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri fikrine kapılmaları çok gereksiz. Anne, yemek hazırlarken ya da ütü yaparken de çocuğunun gelişimini takip edebilir. Çalışan bir anne, çocuğuyla birlikte geçirdiği saatleri hesapladığında, çalışmayan bir anne ile kendisi arasında pek bir fark olmadığını görecektir. Çocuğunuzun, bakıcısına bir kez ‘Anne’ demesi, sizi üzebilir, ama aslında bu durum sizi paniğe sürüklememeli. Çünkü küçük çocukların kelime haznelerinin çok zengin olmadığını hepimiz biliyoruz.

Çalışan Annelerin Zamana Karşı Yarışı

Çoğu anne yarım gün çalışmayı arzuluyor, ancak bu istek her zaman gerçekleşemiyor. Çalışan annelerin, en büyük sorunlarından birisi; iş saatleriyle, çocuğu ile birlikte geçirdiği saatleri dengeleyememek. Anne, özellikle çocuğu hastalandığında ikileme düşüyor. Sürekli iş yerinden izin alması zorlaşıyor. Peki, siz bu konuda ne yapabilirsiniz? Öncelikle üzerinizdeki sorumluluğu azaltmak için eşinize de biraz sorumluluk yükleyin. Çocuğunuz hastalandığında, eşiniz de iş yerinden izin alarak, birkaç saatini ona ayırabilir.

Çocuk için asıl önemli olan nokta, aradığında annesine ulaşabileceğini bilmektir. Ayrıca çocuğunuzun çalıştığınız yeri tanımasına izin verin. Ara sıra onu da yanınızda götürün. Böylece müdürlerinize çocuğunuz olduğunu da hatırlatabilirsiniz.

Çalışan Annelerin İşe Motive Olmakta Zorlanması

Merve, iş hayatına döndüğü ilk haftalarda, sürekli çocuğunu düşündüğünü ve aklını işine veremediğini söylüyor. “Evdeyken de, bu kez yapmam gereken işleri düşünüp, çocuğumla yeterince ilgilenemiyordum. İşime motive olabilmem için aradan 6 ayın geçmesi gerekti.” Psikologlar, özellikle işe yeni başlayan annelerin, mesleğine adapte olmakta zorlandığını belirtiyor. Burada asıl önemli olan konu, çalışan annenin kendisini fazla yormaması ve sabırlı olması. Anne, eve geldiğinde sadece çocuğuyla ilgilenmeli ve işlerini sonraya bırakmalı.

Diğer taraftan, çocuk bakıcısının güvenilirliğinden emin olmalı. Aslında anne, işe başlamadan 3 ay önce çocuğuna bakıcı bulmalı ve onu yakından tanımalı. Böylece işe başladığında, aklı sürekli çocuğuyla meşgul olmaz. İşe konsantre olmayı başardığında ise evdeki zamanını çocuğuyla daha iyi ilgilenerek geçirebilir.

Çalışan Annelerin Her Şeyin Gözünde Büyümesi

İşe giderken çocuğunuzun ağlaması, size dayanılmaz bir üzüntü veriyor, değil mi? Hele vedalaşmalar, sanki bir daha hiç karşılaşmayacakmışsınız gibi. Bu sahnelerin ardından çoğu annenin, çocuğunu ihmal ettiğini düşünmesine şaşmamak gerekiyor. Psikologlar, çocukların ağladıkları ya da bağırdıkları zaman, anne üzerinde büyük bir hakimiyet kurabildiklerini söylüyor.

Çocuklar, çoğunlukla annelerin onlardan bekledikleri davranışları sergiliyor. Eğer anne, çocuğun üzgün olmasını bekliyorsa, büyük bir olasılıkla o da üzülecektir. Anneler, çocuğun yaşamındaki en önemli kişiler. Anne için, çocuğunun başkalarıyla da eğlenebileceğini, başkalarının da ona kendisi gibi iyi bakabileceğini kabul etmek çok zor. Oysa çalışan anne, bu duruma üzüleceğine sevinmeli.

Çalışan Annelerin Eşinden Destek Görememesi

Çocuğu olan erkeklerin yüzde 99’u çalışıyor. Hatta erkeklerin bazen işi abartıp, çocuklarıyla ve ev işleriyle hiç ilgilenmedikleri de görülüyor. Anne çalışsa bile baba, en azından çocuk bakımında, eşine yardımcı olmuyor. Ev işlerinin büyük çoğunluğunu kadın yapıyor. Bu durumda çalışan anne, çocuğunun ya da eşinin tek başına yapabileceği işlere karışmamalı.

Hiçbir kadın, kendisinin tek başına ev işlerinden ve çocuğundan sorumlu olduğunu düşünmemeli. Aile bireylerinin hepsi, ev işlerinde size yardımcı olmaya çalışmalı. Bu nedenle çocuklarınıza ve eşinize, neyi ne zaman yapmaları gerektiğini belirten bir program hazırlayın. 3 – 4 yaşındaki bir çocuk, çamaşırları gruplamada annesine yardım edebilir. 5 yaşından büyük olanlar ise, bulaşık makinesindeki kapları yerlerine yerleştirilip, yemek masasının hazırlanmasına ve toplanmasına katkıda bulunabilirler.

Anne ile baba, mutfak ve banyoyu kendi aralarında bölüşmeli. Geriye, alışveriş ve çamaşırlar kalıyor. Nasıl, artık kulağa daha basit geliyor, değil mi? Herkes üzerine düşen görevi yaptığında dünyaya daha pembe gözlüklerle bakacaksınız. Hatta bunu oyuna da çevirebilirsiniz. İşini yapmayana komik cezalar ya da işini çabuk bitirene ödüller verin. Örneğin eşiniz evi süpürmediğinde, onunla sizin izlemek istediğiniz, fakat onun kesinlikle izlemeyeceği bir filme gidebilir ya da annenizi 2 haftalığına ziyaretinize çağırabilirsiniz.

Çalışan Annelerin İşe Dönmeyi İstememeli

Doğumdan sonra annenin mesleğine dönmesi, ona psikolojik bir rahatlık veriyor. Doğumdan önce ne kadar ücret aldığı ve iş yerindeki konumu, mesleğine geri dönme sürecini büyük ölçüde etkiliyor. Yaptığı işin tatmin edici olmadığını düşünen ve ev kadını rolünü benimseyen, bunu cazip ve değişik bulan anneler, mesleğine geri dönmek istemeyebilir.

Çocuk bakımından ve ev işinden memnun olan kadınlar, mesleklerine dönmek için kendilerini zorlamamalı. Tabii mesleğinde başarılı olan ve mesleğini seven kadınların, kendilerini ev işlerine mahkum etmeleri de çözüm getirmiyor.

Çalışan annenin suçluluk duygusu

Çalışan annelerin en büyük sorunu suçluluk duygusudur. Çünkü anne bu dönemde çocuklarına yeterince zaman ayıramadıklarından dolayı şikayet ederler. Bebeklerini bakıcıya ya da kreşe bıraktıkları için her zaman içlerinde bir üzüntü ve de suçluluk duygusu vardır. Bu aslında normal bir süreçtir. Lakin burada annenin bilincine çalışmalarının nedeninin çocuklarının daha iyi bir geleceğe kavuşması ve de sağlıklı bir şekilde yaşaması olduğunun yerleştirilmesi gerekir.

Sorumluluğun artması ve de yorgunluk duygusu

Çalışan kadınların diğer bir sorunu ise bebeklerine zaman ayıramadığı gibi kendi üzerinde de fazla sorumluluğun yüklenmiş olmasıdır. İşi ile evi arasındaki koşturmacaya yetişemez ve bu durum onda bir bitkinliğe ve bıkkınlığa yol açar. Burada eşin tutumu da önemlidir. Baba burada eşine destek verirse bu sürecin atlatılmasında da o kadar iyi olacaktır.

Sağlıcakla Kalın.


Aklınamı Takıldı? UZMANLARA VE ANNELERE SOR (Tıkla)
Instagramda Bizi Takip Edin ! (Tıkla)
Ay Ay Bebek Gelişim Evreleri

Annemce

Annemce yazar ekibi, kadın ve çocuk sağlığı, hamilelik, bebek sağlığı, kısırlık ve tüp bebek konularında tecrübe ve bilgi sahibi alanında uzman kişilerden oluşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu